Adem Esen
BİR İNSAN HANGİ LİMANA ULAŞMAK İSTEDİĞİNİ BİLİYORSA, ONUN İÇİN HER RÜZGAR UYGUNDUR.

KARŞIT OLMA-KARŞIT GELME BOZUKLUĞU

Şubat 1st 2012 ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ

Karşı gelme bozukluğu (KGB)nun temel özellikleri tekrarlayıcı olarak negativist, karşı gelen, söz dinlemez tutumlar ve otorite figürlerine karşı düşmancıl davranışlardır ki bu işlevlerinde bozulmaya neden olur. Davranım bozukluğu (DB) nun temel özellikleri başkalarının haklarına ve yaşına uygun sosyal norm ve kurallara uymamada tekrarlayıcı ve ısrarlı davranışlardır. Tablo 1’de Karşı Gelme Bozukluğu ve Davranım Bozukluğunun DSM-IV kriterleri görülmektedir.

DSM – IV TR TANI ÖLÇÜTLERİ

En az 6 ay süren, b sırada aşağıdakilerden dördünün bulunduğu bir negativistik, hostil ve karşı gelme davranış örüntüsü:

  • Sık sık hiddetlenir.
  • Sık sık büyükleriyle tartışmaya girer.
  • Büyüklerinin isteklerine yada kurallarına uymaya çoğu zaman etkin bir biçimde karşı gelir yada bunları reddeder.
  • Çoğu zaman isteyerek başkalarını kızdıran şeyler yapar.
  • Kendi yaramazlıkları için çoğu zaman başkalarını suçlar.
  • Çoğu zaman alıngandır, çabuk darılır ve başkalarınca kolay kızdırılır.
  • Çoğu zaman içerlemiş, kızgın ve güceniktir.
  • Çoğu zaman kincidir ve intikam almak ister.

Not: söz konusu davranış ancak benzer yaş grubunda ve gelişim düzeyindeki kişilerdekinde gözlenenden çok daha sık olarak ortay çıkıyorsa tanı ölçütünü karşıladığını düşünürüz.

Bu davranış bozukluğu toplumsal, okuldaki yada mesleki işlevsellikte klinik açıdan önemli derecede bozulmaya neden olur.

Bu davranış sadece bir psikotik bozukluk yada duygudurum bozukluğunun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır.

Davranım bozukluğu için tanı ölçütlerini karşılamamaktadır. Kişi 18 yaşında yada daha ileri bir yaşta ise antisosyal kişilik bozukluğu için tanı ölçütlerini karşılamamaktadır.

Karşı Gelme Bozukluğu Ve Uyum Sorunları Olan Çocuklar İçin Aileye Öneriler

1.anne-baba hangi tutum ve davranışlarının çocuğun karşı gelme davranışına neden olduğunu tespit etmeli bu tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır. Evdeki hangi olaylar ve ya hangi davranışlar çocukta olumsuz duygu, düşünce ve davranışlara neden oluyor bunlar tespit edilmelidir.

2.Çocuğun gösterdiği uygun, olumlu davranışlar pekiştirilmeli ve ödüllendirilmeli, istenmeyen davranışlar görmemezlikten gelinmeli ve cesaretlendirilmekten kaçınılmalıdır.

3.olumsuz davranışlarından dolayı çocuk eleştirilmemeli, olumsuz davranış irdelenmemelidir. Bu konuda çocukla tartışmaya girilmemeli.

4.Çocuğun bireyselliğine saygı gösterilmeli ve bu ona hissettirilmelidir.

5.Aile ortamında, çocuğun arkadaşlarının veya akrabaların yanında açık ilgi ve açık onay gibi davranışlarla çocuğun kendini değerli ve önemli hissetmesi sağlanmalıdır.

6.Tüm aile bireyleri çocuğa karşı “Koşulsuz sevgi” yaklaşımı içinde bulunmalıdır. “Bu konuda şöyle davranırsan seni daha çok severim” şeklindeki yaklaşım “Bu şekilde davranmazsan seni sevmem” anlamına da geleceği için sağlıklı bir yaklaşım değildir.

7.Çocukla konuşurken “asla”, Hiçbir zaman”, “hep”, gibi iletişimi zorlaştıran ve genel değerlendirmelere yol açan sözcüklerden kaçınılmalıdır.

8.Çocukla iletişimde “Sen dili” yerine “ben dili” kullanılmalıdır.

9.Hemen başlangıçta olmamakla birlikte olumlu bir ilişkiyi takip eden yeterli bir sürenin sonunda çocuğun ev ve okul yaşamı için geçerli kurallar anne-baba ve çocuk tarafından birlikte belirlenmelidir. Sınırlar birlikte belirlenmeli, ancak bu sınırlar esnek olmalı, bu sınırlar içerisinde çocuğun serbestçe hareket edebilmesine olanak tanınmalıdır.

10.Çocuğu yargılamaktan kaçınılmalı her davranışının nedenleri araştırılmaktan , bu nedenler çocukla tartışılmaktan kaçınılmalıdır.

11.başarıları veya olumlu davranışları ödüllendirilmeli, ödüllerde bir ölçü olmalı, yani ödüller bir süre sonra etkinliğini yitirmemelidir. Manevi ödüllere ağırlık verilmeli, bu ödüllerde ifade, jest ve mimikler, vücut dili kullanılmalı. Çocuğa dokunmak yani fiziksel temastan çekinilmemelidir.




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Yapılan bir araştırmaya göre uyku saatleri dışında kalan sürenin yaklaşık % 75 i sözlü iletişimle geçmektedir. Sözlü iletişimle geçen %75 in %30 u konuşarak, %45 i ise dinleyerek geçmektedir.

Arada bir hepimiz seslerin yerini karıştırır, cümlede yanlış yerde durur, uygunsuz vurgu yapar veya kelime ve hecelerde tekrarlar, geriye dönüşler, dil sürçmeleri; çeşitli sesler çıkartarak akıcılığı bozabiliriz. [...]

Önceki Yazılar

 DSM – IV – TR TANI ÖLÇÜTLERİ

 

GELİŞİMSEL KOORDİNASYON BOZUKLUĞU

 

Motor koordinasyon gerektiren günlük etkinliklerdeki yeterlik, kişinin kronolojik yaşı ve ölçülen zeka düzeyi göz önünde bulundurulduğunda beklenenin önemli ölçüde altındadır.
Bozukluk günlük yaşam etkinliklerini ve okul başarısını önemli ölçüde bozmaktadır.
Bu bozukluk genel bir tıbbi duruma bağlı değildir ve bir yaygın gelişimsel bozukluğun tanı ölçütlerini karşılamamaktadır.
Mental [...]

Sonraki Yazılar

Arşivler
 
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca   Nis »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829