Adem Esen
BİR İNSAN HANGİ LİMANA ULAŞMAK İSTEDİĞİNİ BİLİYORSA, ONUN İÇİN HER RÜZGAR UYGUNDUR.

DÜRTÜ KONTROL BOZUKLUĞU

Şubat 1st 2012 ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ

Kleptomani (Çalma Hastalığı)

Kişinin kullanmak için veya parasal değeri için gerek duymadığı nesneleri çalmaya yönelik yoğun istek duyması ve bu isteğe tekrar tekrar karşı koyamamasıdır. Hırsızlık girişiminden önce giderek artan bir gerginlik duyar. Hırsızlık girişimi sırasında ise haz alır, doyum bulur veya rahatlama sağlar. Çalma girişimi kızgınlığı gösterme veya intikam alma amacını taşımaz. Bu girişimin kendisine veya başkasına zarar vereceğini bildiği halde isteğine karşı koyamaz. Sıklıkla küçük hırsızlıklardan dolayı tutuklanır. Tedavide kendini tanımaya ve kontrol etmeye yönelik psikoterapi ve bazı ilaçlar kullanılır.

Piromani (Yangın Çıkarma)

Birçok kez istekli yangın çıkartma eylemidir. Eylem öncesinde gerginlik ve duygusal uyarılma olur. Kişi yangına, bunun yarattığı olaylara ve sonuçlarına ilgi duyar, büyülenir. Yangınlara merak duyar ve çekici bulur. Yangın çıkarırken veya yangın ardından olup bitenleri gözlerken haz alır, doyum bulur veya rahatlama sağlar. Yangın çıkarmanın amacı parasal kazanç, sosyopolitik ideolojisini dışa vurma, başka bir suç eylemini gizleme, kızgınlığını gösterme, intikam alma veya başka bir ruhsal hastalığın sonucu değildir. Tedavide diğer insanların zarar görmesini engellemek için sıkı takip edilir, kimi zaman bu amaçla hastaneye yatırma gerekebilir. Kendini tanımaya yönelik ve yeni davranış biçimleri oluşturmaya yönelik psikoterapi ve ilaç tedavisinden yarar görür.

Patolojik Kumar Oynama

Ataklar halinde olan, sosyoekonomik kötüleşmeye, borçlanmaya ve yasadışı etkinliklere yol açan kumar oynama eylemidir. Kişi geçmişteki kumar oynama yaşantılarını yeniden yaşama, bir sonraki oyunu engelleme veya kumar oynamak için gerekli parayı sağlama üzerine aşırı kafa yorar. İstediği heyecanı duymak için her seferinde daha fazla parayla kumar oynama gereksinimi duyar. Birçok kez kumar oynamayı kontrol altına alma, azaltma veya bırakma çabası başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu çaba sırasında kendini huzursuz ve gergin hissetmiştir. Kumarda kaybettiği parayı geri kazanma çabası ile çoğu kez tekrar tekrar oynar. Kumar oynadığını veya oynadığı miktarı ailesinden ve çevresinden saklamak için yalan söyler. Kumar parası için sahtekârlık, dolandırıcılık, hırsızlık, zimmetine para geçirme gibi yasa dışı eylemlere yönelebilir. Kumar oynama yüzünden ilişkilerini, işini, eğitimini veya başarı kazanabileceği olanakları tehlikeye atar veya kaybeder. Parasal sıkıntıdan kurtulmak için başkalarına güvenir. Tedavide kendini tanıma ve kontrol altına almaya yönelik psikoterapi uygulanır. Destek gruplarına katılması sağlanabilir.

Trikotilomani ( Saç-Kaş Yolma )

Saçlı deride göze çarpar derecede açılmaya yol açacak şekilde kişinin kendi saçını tekrar tekrar yolmasıdır. Saç yolma öncesinde veya bu davranışı engelleme çabası sırasında giderek artan bir gerginlik yaşanır. Saç yolarken haz alma, doyum bulma ya da rahatlama sağlanır. Saç yolma kişide belirgin sıkıntıya yol açar, toplumsal mesleki ve diğer önemli alanlardaki uyumu bozar. Tedavide kendini tanımaya yönelik psikoterapi, sıkıntıya, gerginliğe ve depresyona yönelik ilaçlar gerekebilir.

Aralıklı Patlayıcı Bozukluk

Başkalarına zarar veren saldırganlık ataklarıdır. Kişi saldırganlık dürtüsüne karşı koyamadığı için ciddi saldırı eylemleri veya manen zarar verme eylemlerinde bulunur. Bunlar birbirinden ayrı, birçok eylemdir. Dışa vuran saldırganlığın derecesi bunu ortaya çıkartan psikososyal stres etkenleriyle orantısız, aşırıdır. Saldırganlık, kişilik bozukluğuna, alkol veya uyuşturucu kullanımına, başka bir ruhsal hastalığa bağlı değildir. Tedavide ilaçlar ve psikoterapi beraber kullanılır. Psikoterapide amaç desteklemek, kontrolün sağlanması ve aileye, çevreye yönelik uyumun arttırılmasıdır.

KLEPTOMANİ ( ÇALMA HASTALIĞI )
Genellikle gençlik yaşlarında başlayan kişinin karşı koyamadığı dürtüler nedeniyle başına bela açacağını bile bile hiç ihtiyacı olmayan eşyaları çalması ile karakterize olan bir hastalıktır.
Normal hırsızlıktan farkı kişinin ihtiyacı olmayan eşyaları da çalması ve başının derde gireceğini bile bile kendisine engel olmaması durumudur. Örneğin çok varlıklı bir kadın süper marketten ekmek çalabilir yada ailesinden yeteri kadar harçlık alan bir ogrenci arkadaşının kalemini çalabilir daha sonra bu kalemi atıp hiç kullanmayabilir ama içinden onu zorlayan bir dürtü o kalemi almaya yöneltebilmektedir.
Zaten çalma hastalığı olan kişilerin en önemli özelliklerinden bir diğeri de hastaların daha sonra bu eşyaları elden çıkarmaya çalışmalarıdır. Çalma hastalığını bu zorlamalar nedeniyle saplantı zorlantı bozukluğuna benzetmek mümkündür. Ayni o hastalıkta olduğu gibi kendisini belirli bir hareketi yapmakta zorunlu hisseder döner durur ta ki hareketi yapana kadar. Ondan sonra kendisini rahatlamış hisseder ancak bu rahatlık yalancı bir rahatlık olup daha sonra kişinin başını bir suru derde sokan bir rahatlıktır. Öyle ki adı hırsıza çıktıktan sonra kimse bunun bir hastalık olduğunu düşünmeden ondan uzak durmaya ve onu evine istememeye baslar en yakınları bile kendisinden uzak durur.
Bu hastalık nedeniyle kişi en yakın arkadaşlarından bile ayrılmak zorunda kalır ve kendisini toplum içinde yapa yalnız bulur. Hastalık olduğu anlaşılıp tedavi yoluna gidilse bile geçmişin gölgesi peşini bırakmaz ve onunla birlikte yaşamının sonuna kadar gider. İnsanların kaybolan güvenlerini tekrar kazanmak çok zor olmaktadır. Yaşantılarını bu şekilde sıkıntılar içine girmesi nedeniyle çalma hastalığı olan kişilerde sık sık depresyon gibi ruhsal hastalıklar ortaya çıkabilir ve kimi hastalar başlarına istemeden açtıkları bu durumun utancı nedeniyle intihar edip yaşantılarına son verebilirler.
Çalma hastalığının çoğunlukla çocukluk çağlarında ki gelişim dönemlerinde ortaya çıkan bir bozukluk ile ortaya çıktığı ve bu donemlerdeki sorunların onun gelecek yaşantısında çalma hastalığı ile ortaya çıktığına inanılmaktadır. Kimi araştırmacılara göre de ailesel olarak geçiş göstermekte ve ailesinde bu hastalığı olan kişilerin kendisinde de ilerde bu hastalığın çıkma olasılığının yüksek olduğuna inanılmaktadır.
Çalma hastalığının kimi hastalıklarla bir arada bulunduğuna özellikle depresyon, uyusturucu madde bağımlılıkları, panik bozukluk, diger dürtü kontrol bozuklukları ve aşırı yeme hastalığı ile birlikte bulunduguna dair araştırma sonuçları olup bu sonuçlar çalma hastalığının kişinin elinde olmayan bir durum oldugunu bize göstermektedir.

Çalma hastalığı sadece ruhsal hastalıklarla birlikte gözükmemekte bunun dışında beynin bir takım hastalıklarında özellikle bunama hastalığı, kafa içinde yer kaplayan tümöral durumlarda ve halk arasında sara olarak bilinen epilepsi hastalığında da ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle bir takım tahliller yapılıp böyle bir hastalığın olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
Çalma hastalığının tedavisinde gerek ilaç tedavisi gerekse psikoterapi uygulanmakta hastalara iç görü kazandırılmaya çalışılmaktadır.

ÖFKE PATLAMALARI
Öfke patlamaları birçok sebeple ortaya çıkabilen bir durumdur. Kimi kişilerin tepki verme eşiği düşük olup en ufak bir konuda öfke patlamaları gösterebilirler. Bu kişiler çocukluklarında sık sık şiddete maruz kalmış, aile içi yaşantılarında problemler olan, düşük eğitim düzeyine sahip ve şiddeti kendisini ifade etme yöntemi olarak benimsemiş kişilerdir. Bu kişiler alkol yada herhangi bir uyuşturucu aldıkları zaman bu öfke nöbetleri daha da belirgin hale gelmekte ve ortalığı birbirine katabilmekte sonuçta kendilerinin de zarar görebileceğini düşünmeden saldırgan davranışlar içine girebilmektedirler.

Beyin hastalıklarında özellikle kafa travmalarında yada yaşlılıkta bunama durumunda da öfke nöbetleri ortaya çıkabilmekte.
Örneğin kızını yada yakınlarını tanımayan bir hasta siz bana zarar vermek istiyorsunuz diyerek onlara saldırgan davranışlar içine girip yumrukla yada bıçakla saldırabilmektedir.  Ortada bir neden yokken saldırabildikleri gibi en ufak bir nedenlede başka insanlara zarar verebilen bu insanlar tedavi altına alınmaktadır.
Şizofren ve diğer ruhsal hastalıklarda da ani öfke nöbetleri ve saldırganlıklar gözlenebilmekte ve bu hastalar ortada hiçbir neden yokken saldırganlaşabilmektedirler. Şizofren bir hasta, koltukta otururken av tufegini kaptığı gibi kanepede yatan babasını vurmuş ve neden boyle yaptığı sorulduğu zaman oldurduğu kişinin babası değil onun kılığına girmiş olan Şeytan olduğu, onun için oldurduğunu söylemiştir.
Öfke patlamaları nedeniyle kimi zaman islenen cinayetler çok anlamsız gelmesine karşın zaman zaman gazetelerde yer almaktadir. Örneğin kahvede arkadaşına kızıp onu bıçakla öldüren yada kendisine küfür etti diye komşusunu öldüren insanlar bir anlık öfke patlamaları ile bu cinayeti işleyebilmekte ama daha sonra pişman olabilmektedirler. Tabii ki tüm cinayetleri bu şekilde açıklamak pek mümkün olmamakla birlikte bir kısım cinayetlerin düşünmeden birden bire ortaya çıkmasında bu tür öfke patlamalarının rolü olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek.

PATOLOJİK KUMAR ( Kumar Oynama Hastalığı )

Gerek kağıt oyunları olsun gerekse şans oyunları olsun hepimizin zaman zaman oynadığı ve hastalık olarak kabul edilmemesi gereken oyunlardır. Ancak kimi insanlarda bu oyunlar eğlence düzeyini aşar ve zaman zaman bir tutku halini alır. Bu durumda bir kumar oynama hastalığı karşımıza çıkabilmektedir.

Kişinin kumar oynamak için içinde karşı konulmaz bir istek duymasi durumu olarak adlandırılan bu hastalık bir tür dürtü kontrol bozukluğu olarak nitelendirilmektedir.
Bir çok insan tarafından bilinmediği ve hastalık olarak görülmediği için bu durumda olan insanlar çok fazla zorluk çekmekte ve tedavi için başvurmamakta böylelikle yaşantısında çok fazla zorluk gekmektedir.
Kumar oynama davranışı bir takım hastalıklarda da karşımıza çıkabilmekte özellikle anti sosyal özellikleri olan, alkol ve diğer madde bağımlılığı olan kişilerde yada dikkat eksikligi olan kişilerde karşımıza çıkabilmekte özellikle kişilerin stres altında bulundukları durumlarda daha çok belirginleşebilmektedir.
Dostoyevski’ nin kumarbaz adlı kitabında kumar oynama hastalığı bulunan bir kişinin çektiği sıkıntılar çok güzel dile getirilmekte ve yaşantısını istemeden nasıl zora soktuğu, oynamak istemediği halde nasıl kumar oynamak zorunluluğu duyduğu çok güzel anlatılmaktadır. Bu durumun hastalık olduğu bilinmediği ve tedavi edilmedigi zaman kişi her şeyini yitirebilmekte sadece mali yönden sıkıntı içine girmeyip eşini dostunu kısacası yaşamda kendisine destek olacak her türlü varlığını yitirmektedir.
Kumar oynama hastalığında bir tür bağımlılık olduğu kişinin alkol gibi uyuşturucu gibi kumara da ihtiyaç duyduğu ve bu nedenle kumar oynamadan yapamadığına inanılmaktadır.

Kumar oynama hastalığı genellikle gençlik çağlarında başlayan ailelerin bir türlü baş edemediği ve engel olamadığı hastalıklar olup bu hastalık tedavi edilmediği durumlarda ileri yaşlara kadar devam edebilmekte ancak ileri yaşlarda kendiliğinden geçebilmektedir.

Kumar oynama hastalığı olan kişinin kumarbaz bir insandan farkı kumarbaz olarak bilinen kişinin kumarı daha disiplin içerisinde oynaması ve gereksiz risk almaması, kumar oynama hastalığı olan kişinin kendisine hakim olamadan bir anda çok büyük paralar kaybedebilmesi hatta bir anda tüm varlığını kaybedebilecek duruma gelebilmesidir.

Bu hastalığın tedavisinde gerek ilaclar gerekse psikoterapi uygulanmakta ve iyi sonuçlar alınabilmektedir. Ancak tedavi olmayan hastaları kendiliğinden hastalıktan kurtulmaları pek fazla mümkün olmamakta. Zaten bir süre geçtikten sonra çevrelerinde kendilerine yardım etmek isteyen kişide pek fazla kalmamakta kendisinin hasta olduğunu bilmedikleri için kızan yakınları onun bu durumuna sinirlenip kendisi ile alakalarını kesmektedirler.

PİROMANİ ( Yangın Çıkarma Hastalığı )
Yangın çıkarma hastalığı da kişinin yangın çıkarmak için içinde çok büyük bir istek duyması ve bu istek doğrultusunda bir anda ve önceden tasarlamadan yangın çıkarması yada ateş. yakması ile karakterize olan bir hastalıktır.
Yangın çıkarma davranışı bir çok nedenle görülebilmekle birlikte özellikle zeka geriliği, davranış bozuklukları, alkol ve uyuşturucu madde kullanım bozukluklarında daha çok karsımıza çıkmakta bu ruhsal bozuklukların dışında da kimi zaman kişinin sırf karşısında ki kişilere düşmanlık olsun diye ve zarar vermek amacıyla çıkartılabilmektedir. Ancak bu durumlar yangın çıkarma hastalığı olarak ele alınmamakta sadece bu hastalıklarda ortaya çıkan bir bozukluk olarak ele alınmaktadır.

Yangın çıkarma durumu şizofren hastalarda da gözlenebilmekte ama bu hastaların yaptıkları çok anlamsız olarak karsımıza çıkmaktadır. Örneğin şizofren bir hasta, evindeki bütün eşyaları odanın ortasına yığmış, karşısında sigara içtikten sonra yanan sigarasını atarak bu eşyaları yakmış, neden yaktığı sorulduğunda ise ” hiç, belli bir niyetim yoktu nasıl yanıyorlar diye merak ettim demiştir. Hasta bütün evi ve eşyası yandığı halde durumun farkında değildi ve ne kadar kötü bir olay yaptığını fark etmiyordu.

Yangın çıkarma hastalığı bulunan hastalar ise bu durumu içlerinde ki zorlamalar nedeniyle yaptıklarını, karşı koyamadıkları bir dürtünün kendilerini yangın çıkarmaya zorladığını söylemekte ve bu durumdan pişmanlık duyduklarını ifade etmektedirler. Bu hastalarda yangını çıkardıktan sonra içlerinde ki zorlantının azaldığını ama daha sonra kendisinin hasta oldugunu bilmeyen gerek yakınları gerekse yasalarla başlarının derde girdiğini ifade etmektedirler.
Yasalar yönünden bu hastalığın iyi ayırt edilmesi gerekmektedir. Özellikle hastalık nedeniyle olan durumlarda yasaların hastaları koruyucu özelliklerinden faydalanılabilmesi için bu durumun hastalık olduğunun psikiyatristler tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yangın çıkarma hastalığı daha çok çocukluk ve gençlik çağlarında başlayabilmekte ve bu yaşlarda gerekli önlemler alınmazsa hastalık ilerleyebilmekte ve daha vahim sonuçlara yol açabilmektedir.
Gerek çalma hastalığında gerekse yangın çıkarma hastalığında hastaların kendilerini sıkıntılı ve kötü hissettikleri zamanlarda bu davranışların arttığı ve bu davranışlarını daha çok ortaya çıktığı gözlenmektedir. Bu nedenle tedavide hastaların varolan sıkıntılarını ortadan kaldırmaya ve kendilerini daha iyi hissetmeleri ve bu zorlantıları duymamaları için ilaç tedavisi yanında psikoterapi uygulanmakta ve hastalara iç görü kazandırılmaya, dürtülerine engel olunmaya çalışılmaktadır. Çalma hastalığı, dışında ki hastalıklarla oluşan yangın çıkarma durumlarında ise ilgili hastalıkları tedavisi yoluna gidilmektedir.

TRİKOTİLOMANİ ( Saç Yolma Hastalığı )
Kişinin saçlarını yolmak için içinde karsı konulmaz bir istek duyması ve bunun sonucunda saclarını kısım kısım yolması durumudur. Hastalar saclarını tamamen değil bunun yerine bölgeler halinde yolmakta bu yuzden kafalarında yer yer saçsız bölgeler oluşmaktadır. Saclarını en çok yoldukları bölgeler alın ve ense kısımlarıdır.
Hastalık genellikle çocukluk çağlarında başlamakta bu hastalığın olduğu çocuklarda parmak emme, tırnak yeme davranışları da birlikte gözlenebilmektedir.
Özellikle ders çalışırken yada televizyon seyrederken bu devranlarını sürdüren çocuklar kendilerine engel olunduğu zaman çok huzursuz olduklarını ifade etmekte ve kendilerine engel olamadıklarını söylemektedirler.
Kimi hastalarda da sadece saçlarını değil tüylerini örneğin kolların üzerinde tüylerini, kirpiklerini, hatta koltuk altı kıllarını yolabilmektedir.
Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar her zaman sorunu ortadan kaldırmayabilmekte bu nedenle çocukların kendi kendilerine bu hareketi yapmaktan uzak kalabilmek için çaba harcamaları sağlanmaya çalışılmaktadır.
Başlangıçta zor bile olsa bir süre sonra bunu öğrenebilen çocuklar bu hareketi yapmamaya gayret göstermektedirler. Özellikle sıkıntılı oldukları zamanlarda bu hareketleri arttığı için sıkıntılarını azaltacak ilaçlar eklenmektedir




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Çocuklar genellikle iki yaş civarında büyük tuvaletlerini, iki-üç yaş dolaylarında da küçük tuvaletlerini kontrol ederler.

Gece Yatağını Islatma Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Her gece binlerce çocuk ışıklarını kapatıp uykuya daldıktan sonra yataklarını ıslatır. Öncelikle bilinmesi gereken bunun çok yaygın bir problem olduğudur.

Gece yatağı ıslatmanın tıbbi ismi enürezisdir. Bu, kontrol sağlanması beklenen yaşın üzerinde istemsiz (gece) işemesidir. Çocuklar ve [...]

Önceki Yazılar

Yapılan bir araştırmaya göre uyku saatleri dışında kalan sürenin yaklaşık % 75 i sözlü iletişimle geçmektedir. Sözlü iletişimle geçen %75 in %30 u konuşarak, %45 i ise dinleyerek geçmektedir.

Arada bir hepimiz seslerin yerini karıştırır, cümlede yanlış yerde durur, uygunsuz vurgu yapar veya kelime ve hecelerde tekrarlar, geriye dönüşler, dil sürçmeleri; çeşitli sesler çıkartarak akıcılığı bozabiliriz. [...]

Sonraki Yazılar

Arşivler
 
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca   Nis »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829