Adem Esen
BİR İNSAN HANGİ LİMANA ULAŞMAK İSTEDİĞİNİ BİLİYORSA, ONUN İÇİN HER RÜZGAR UYGUNDUR.

KARDEŞ İLİŞKİLERİNİ NASIL GELİŞTİREBİLİRİZ?

Ocak 18th 2012 ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ

Yaşamımızın ilk yıllarındaki ilişkilerimizin; benlik kavramımız ve bütün hayatımız boyunca yapacağımız seçimler üzerinde çok önemli etkileri vardır. Kardeşlerin birbirlerine söylediklerinin, birbirlerine karşı tavırlarının ve ebeveynler tarafından her kardeşe yüklenen rollerin birey üzerinde zararlı ya da yararlı etkileri olabilir. Siz çocuklarınıza önemli ve faklı birer kişi olarak davranırsanız, onlarda o oranda sizinle ve birbirleriyle uyum içinde büyüme şansına sahip olacaktır.

Gerçekçi beklentiler: Kardeş ilişkilerini anlayabilmenin ilk adımı, rekabetin nereden kaynaklandığını saptamak ve sizin beklentilerinizin gerçekçi olup olmadığını kontrol etmektir. Kardeşler arasındaki rekabet onların birbirlerine karşı hissettiklerinden değil, ebeveynleri tarafından sevilme ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Her çocuk en çok ve en iyi şekilde sevilmek ister. Çocukların arasındaki mücadeleyi kamçılayan da anne ve babanın paylaşılamayan sevgisi, onayı ve ilgisidir.  Çocuklar doğuştan bu anlaşmazlıkları çözecek yeteneklere sahip de değildirler ve olmaları da beklenemez. Nesneleri, yeri ve zamanı paylaşma taleplerini ve çocukların pek de objektif olmayan adalet anlayışını bir araya getirirsek, kardeş rekabetinin son derece normal, doğal ve önlenemez olduğunu anlarız. Aslında psikologlar kardeş çatışmalarının korkulacak kadar kötü olmadığını vurgulamaktadırlar. Tam tersine çocukların uzlaşmayı, anlaşmayı ve empati kurmayı içeren sosyal ilişkilerini geliştirmeleri için zengin bir ortam oluşturduğunu düşünmektedirler. O halde ebeveynlerin çatışmaları doğal karşılamaları, nedenlerini anlamalarını, olabildiğince baş etmeye çalışmaları ve her zaman iyi bir çift kulak tıkacına sahip olmaları gerekir.

En baştan başlayın:

İlk çocuğunuzun bebekle ilgili duygularını tanımlayın. Bu özellikle yeni doğan bebeğin eve ilk geldiği uyum dönemi için çok önemlidir. Ona, ‘’bebeği çok seviyorsun.’’ Veya ‘’bir bebek kardeşin olduğu için çok şanslısın.’’ Gibi belki de onun hiç katılmadığı bazı ifadeler yerine, onun zor duygularını tanımlamaya çalışın. ‘’bebek uyurken sessiz durmanın senin için çok kolay olmadığını biliyorum’’, ‘’annenin bebeğe bakmak için bu kadar çok zaman harcamak zorunda olmamasını isterdin değil mi?’’ gibi ifadelerle, çocuğunuzun kendi duygularının normal olduğunu sağlayın. Ayrıca bebeğin varlığına rağmen ilk çocuğunuzu ne kadar çok sevdiğinizi anlatmaya çalışın.

‘’şimdi parka gidemeyiz, çünkü bebek uyuyor. Seninle oynayamama, bebeği yıkayacağım. Bebeğin altını değiştirene kadar bekle.’’ Bu çocuğunuzun, rekabet duygularını arttırmanın en etkili yoludur. Çocuk ‘’bebekten başka laf duymuyorum, bebek yüzünden artık eğlenceli zaman geçiremiyorum, ondan nefret ediyorum, keşke burada olmasaydı’’ gibi düşüncelere kapılacaktır. Böyle bir durum oluşturmaktansa, çocuğunuza verecek başka nedenler bulun: ‘’daha sonra, yemekten sonra okuruz. Parka baban eve gelince gideriz. Ya da sadece şu anda değil’’.

Hayır, yapma ve dur demekten kaçının. Bu sözcükleri gerektiren durumlarla baş etmenin başka yoları vardır. Uzaklaştırma ve dikkati başka yöne çekmektir. Önce, çocuğunuzun kardeşine dokunmasına ve hissetmesine izin verin, ama gerektiğinde siz de gerektiğinde bebeği uzaklaştırmaya ve çocuğunuzun ilgisini başka yöne çekmeye hazır olun. Örn: bir anne çocuğun bebeğe büyük bir kuşu göstermek amacıyla yaklaştırdığını görür ve bebeğe bir süre yaklaşmasına takip ederek izin verdikten sonra ‘’kuşun gözleri ne renkmiş bakabilir miyim’’  diyerek çocuğun dikkatini başka yöne çekmiş ve kuşun bebeğe yaklaşmamasını sağlamıştır.

Bu yöntemle ilgili diğer bir nokta da, çocuk bebekle ilgili olarak doğru bir davranışta bulunduğunda, olumlu bir şeyler söylemektir. Bu olumlu davranışı pekiştirir. İkisi arasında bağı kuvvetlendirecek başka olumlu ifadelerde kullanabilirsiniz.

Çocuğunuzun sevdiği bir kişiden her gün mutlaka belli bir dozda sevgi görmesini sağlayın. Çocuk, kendisinin evdeki yerinin güvende olduğunu ne kadar iyi bilirse ve sevildiğini ne kadar çok hissederse, kardeş rekabeti de o kadar az problem olur. Bu ‘’ özel zamanları da bebek olmaksızın sadece sen ve ben’’ şekline dönüştürmeyin. Bu tür yaklaşımlar, çocuğun kafasında özel zamanın sadece bebek yokken olabileceği fikrini oluşturur. Böyle zamanların doğal olarak oluşmasına çalışın.

Çocuğunuza her istediğinde, biraz zaman ayırırsanız, onun kendisine yeterince zaman ayrıldığı hissine kapılmasına sebep olursunuz. Bunu yapmak çok kolaydır. Çocuğunuz ‘’benimle oynar mısın?’’ yada ‘’bana bunu okur musun?’’ diye sorduğunda, evet deyin. Çocuğunuza saatlerinizi ayırmanız gerekmeyecektir. 4-5 dakikalık bölünmüş bir ilgi bile bunu sağlayabilir.

Huzur için ortam oluşturun:

Çocuklar kavga eder, atışır, tartışır. Buda sizi çılgına çevirir. Kavgayı önleyemezsiniz, ama onunla baş etmek, sınırlamak yada daha az yıkıcı ve daha yapıcı hale getirmek için yapabilecekleriniz vardır.

Çocuklarınız arasındaki kavgalara neden olan faktörleri kontrol etmek mümkündür. Çocuklar genellikle günün belli saatlerinde ve belli durumlarda kavga ederler. Kavganın gerçek nedenlerini saptamak için, ailenizi çok iyi gözlemleyin ve buna çözümler bulmaya çalışın.

Kavgalar genellikle akşam yemeğinden önce mi çıkıyor? Çocuklarınızın günde 3 kereden fazla yemeğe ihtiyacı vardır. Bazı çocuklar için öğle ve akşam yemekleri arası süre çok uzundur. Çocuklarınızı erken saatte sağlıklı bir şekilde beslemeye çalışın, çünkü açlık huzursuzluğu körükler. Böylece sizde daha sonra eşinizle daha sakin yemek yerken, çocuklarınız ufak tefek atıştırmalar ve tatlılarını yemek üzere size ve sohbete katılabilirler.

Can sıkkınlığı okul sonrası dönemde fazla olabilir. Bu dönem için hazırlanmış bazı faaliyetler yardımcı olabilir.

Çocuklar yatmaya gitmeden önce mi kavga ediyorlar? Ebeveynler genellikle bu saatte huysuzluk yapan çocuklar için – çok uykusu geldi – açıklamasını yapar. Yemek sonrası dönemler için bir takım faaliyetler organize edebilirsiniz. Bunu yaparken anne ve babayla geçirilecek bir süre ayırmayı unutmayın, çünkü birçok çocuk bilinçsizce anne ve babasının ilgisini çekmek için kavga eder. Günün bu saatinde genellikle herkesin ihtiyacı faklıdır: ebeveynler bir yandan günün yorgunluğunu atmaya, bir yandan yapılması gereken bazı işleri tamamlamaya çalışırken, çocuklar onların kesintisiz sevgisine ihtiyaç hissederler. Zamanınızın bir bölümünü ‘’ aileyle oyun ‘’ için planlarsanız, akşam gerilimlerinin azaldığını göreceksiniz.  Aynı zamanda ailenin kaynaşmasını da sağlar. Bir diğer olumlu yanında, çocuklarınızla iletişim kurma yeteneğinizi arttırarak ergenlik dönemi için de bir hazırlık olmasıdır.

Çocuklarınız birlikte oldukları planlanmamış zamanları çok olduğu zamanlarda mı kavga ederler? Çocuklarınızın oyun zamanlarını tatsızlıklar başlamadan önce bölüp, ödev yapma, sofra hazırlama, yemek hazırlığına yardım etme gibi işler yapmalarını sağlayın.

Ailenin hakemi olmayın:

Çocuklarınızın sizi her tartışmanın içine çekmesi, onların ilişkileri açısından çok sağlıksız, sizin açınızdan da moral bozucudur. Bunun yerine kavgalarla baş etme sorumluluğunu ve yetkisini ait olduğu kişilere çocuklarınıza bırakın.

Kendinizi olayların dışında tutun. Genellikle odadan çıkarsanız, çocuklarınız siz olmadan da problemi çözecektir. Eğer orada kalırsanız, iki şeyden biri olacaktır. Ya dayanamayıp duruma müdahale edeceksiniz. Ya da çocuklarınız sizin problemi çözmeniz ve haklı olanı ilan etmeniz için kavgayı uzattıkça uzatacaklar. Her probleme karışmanıza gerek yoktur. Durumun çok kötüye gitmediğine ait ipuçları almadıkça duruma karışmayın. Olayın ne kadar dışında kalırsanız, çocuklarınızın da kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmede o kadar yaratıcı olduklarını göreceksiniz.

Şikayeti engelleyin:

Çocuklar, her zaman ebeveynlerine koşmadan da problemleriyle baş edebileceklerini öğrenmeliler. Bir kural olarak kan ve kırılan bir şey olmadıkça annenin her şeyi duyması gerekmez, denilebilir.

Olumlu ilgi gösterin:

Çocuklarınız birbirleriyle güzelce oynuyorlarsa, onları övmeyi ve yüreklendirmeyi alışkanlık haline getirin. Sessizce oynayan çocukları ihmal etmek doğru değildir. Belki de bu sizin yemek yapmak sessiz ve sakin birkaç dakikanın tadını çıkarmak için tek şansınız. Ama bu, şöyle bir durup, çocuklarınızı kucaklayıp, onları ne kadar sevdiğinizi ve arkadaşlıklarına ne kadar sevindiğinizi söylemek için en uygun zamandır. Çünkü çocuklar sizin ilgi ve övgünüzü duymaya can atıyor.

Çocukları kendi özellikleri açısından övgü ile değerlendirin. Kardeşleriyle ve diğer çocuklarla kıyaslamayın.

Kardeşlerin birbirleri için yaptığı ufak şeyleri abartarak övün. Sevgi hareketlerine dikkat çekin. Kardeşler arasındaki sevgi dolu duyguları arttırın. Kardeşlerden biri diğerinin ödevine yardım ederse, ‘’ kardeşine yardım etmek çok sorumlu bir davranış’’ deyin.

Çocuklarınızın doğum günü partisi düzenlemek gibi özel bir durum için beraber hazırlık yapmalarını sağlayın.

Kardeşlerin birbirlerine karşı olan sevgilerini kutlamak için çok güzel bir yöntem ‘’ kardeşler günü’’ belirleyin ve kutlayın.

KARDEŞ KISKANÇLIĞI TANIMI

:
Kıskançlık, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına katlanamamaktır. Kıskançlığın içgüdüsel yani doğuştan getirdiğimiz genlerimize şifrelenmiş olduğu ileri sürülmektedir. Yaşamın her döneminde görülebilir ancak çocuklukta biraz daha yoğun yaşanabilir. Bu duyguyla ilk tanışma iki yaş civarındadır. Doğal, evrensel ve insanı oldukça mutsuz eden bir duygudur. Önemli olan ne boyutta yaşandığıdır. Çocuk, herkesin kendisinden daha iyi olduğunu ve kendisinin herkesten daha az sevildiğini düşünmeye başlar. Özellikle küçük çocuklarda yeni doğan kardeşi kıskanma kimi zaman yaşamı etkileyecek ve davranış bozukluğuna neden olacak derecede yoğun yaşanabilen bir duygu olabilmekte ve yardım gerektiren bir hal alabilmektedir.

 

NEDENLER:

  • Doğal bir duygu olan kıskançlık sevilen kişinin bir başkasıyla paylaşılamamasından ve temelde güvensizlikten kaynaklanır. O ana kadar kendine yöneltilen ilgi ve dikkatin kardeşine yöneltilmesinden doğan rahatsızlık en temel nedendir. Kardeşin doğmasıyla birlikte ona ayrılan zamanın azalması çocukta, bebeğe karşı gibi görünen ama aslında ana babaya karşı olan kızgınlık, kırgınlık gibi duyguların gelişmesine neden olabilir. Çocuk kendini terk edilmiş, güvensiz ve desteksiz hissetmeye başlar.
  • Kardeşler arası kıskançlığın derecesi, yeni bir çocuğun doğumuyla anne babanın tutumunda olan değişikliklere, büyük çocukla ebeveyn arasında yerleşmiş olan ilişkiye ve çocuğun bebeğe olumsuz bir etkide bulunmasına göz yumma hoşgörüsüne bağlıdır.
  • Kıskançlık derecesinde rol oynayan bir başka etken de kardeşler arasındaki yaş farkıdır. Yaş farkı az olan kardeşlerde kıskançlığın görülme sıklığı, yaş farkı fazla olanlara oranla biraz daha yüksektir.
  • Dışarıdan insanlarla akrabalarda bazı olumsuz düşüncelerin doğmasına neden olabilirler. Kendisinden büyük bir kız kardeşi olan çocuğa saçlarının neden ablası gibi kıvırcık olmadığını sormak, ablaya da kardeşinin boyunun onu yakaladığını ve yakında onu geçebileceğini söylemek (sanki bunlar kötü bir şeymiş gibi) hem gereksiz hem de olumsuz etkileri olan yaklaşımlardır. Çocukların birbirleriyle rekabete girmelerini, kızgınlık duymalarını sağlayabilir.
  • Cinsiyete göre de bazı farklılıklar yaşanabilir; çocuk kız ve doğan kardeş erkek ise, ana-babanın kendi cinsiyetinden hoşnut olmadığını düşünebilir. Ailelerin cinsiyete ilişkin tercihi varsa ve bunu yansıtıyorlarsa, cinsiyete göre kıskançlık yaşanması kaçınılmaz hale gelir.
  • Bazı çocuklar mizaçlarından dolayı daha kıskançtır.

BELİRTİLER:

ü      Kardeş kıskançlığı, kendine acıma, üzüntü, küçük düşme korkusu, can sıkıntısı, öfke, nefret ve intikam alma düşüncelerinin yanı sıra sevgi, koruma ve yakınlık hissetme isteği gibi karışık duyguların bir bileşiminden oluşmaktadır. Bu duygulardan en etkili olanları öfke, kendine acıma ve üzüntü duygularıdır.

ü      Çocuk o güne kadar evde kendisi ilgi ve sevgi odağıyken birden ikinci plana itilmiş gibidir. Artık anne babasının ve diğer yakınlarının sevgi ve ilgisini kardeşiyle paylaşmak durumundadır. Sevilmediği düşüncesiyle anneden tamamen uzaklaşır, içe kapanır, yemek yememeye ve zayıflamaya başlayabilir.

ü      Kabus gördüklerini, çişlerinin geldiğini bahane ederek ilgiyi kendi üzerlerine çekmeye çalışırlar. Altını ıslatma, parmak emme gibi davranışlarla önceki gelişim evresine gerileme görülebilir.

ü      Hem gün içinde hem de geceleri aşırı sinirli olurlar. Huzursuz bir görünümleri vardır, sakinleşmekte zorlanır ve kimi zaman çevrelerindeki insanlara öfkeli davranabilirler. Kendine ya da eşyalara yönelik saldırgan davranışlarda bulunabilirler.

ü      Evden ayrılmayı reddetmeyle birlikte (Örn: okula gitmek istememe) baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler, (emin olmak için fiziki muayene yaptırılmalıdır) huzursuzluk, isteksizlik ve diğer stres belirtileri sık sık gözlenebilir.

ü      Yeni bir kardeşin doğumu çocukta ilgi ve koruyuculuk, sıkıntı ve kıskançlık gibi çelişkili duygular yaşanmasına neden olur. Artık eskisi kadar sevilmeyeceği korkusu daha anne hamileyken başlayabilir. Son aylarda annenin yorgun, isteksiz ve yeni gelecek kardeşin hazırlıkları ile uğraşıyor olması çocuğun huysuzlaşıp, anneden ayrılmak istememesine neden olabilir.

ü      Bazı çocuklar kıskançlık duygularını açıkça ortaya koyarak kardeşine vurma, onun oyuncağını kırma, “ondan nefret ediyorum” deme gibi davranışlar gösterirken bazıları da bu duygularını bastırır ve aşırı sevgi gösterir, bu davranışın altında çoğu zaman ana-babanın sevgisini kaybetme, tepki görme korkusu yatar.

ü      Anne babaya sık sık onu sevip sevmediklerini sorma ve sevgilerinden bir türlü emin olamama yaşanabilir.

ÖNERİLER:

  • Kardeşi doğmadan önce ona anlayabileceği bir dilde aileye yeni bir üyenin geleceği, evdeki ortamın her zamankinden daha heyecanlı ve karışık olabileceği, örneğin eve sık sık misafirlerin gelip gideceği, annenin hem yorgun olacağı hem de bebekle daha çok vakit geçirmek zorunda kalacağı, çünkü küçük bir bebeğin gereksinimleri olduğu ama aynı şeylerin o doğduğunda da yaşandığı ve her şeyin zamanla tekrar düzene gireceği anlatılabilir. Böylece çocuk psikolojik olarak daha hazırlıklı olacaktır. Bunları anlatmak için son ana kadar beklenmemelidir.
  • Öncelikle rahatlayın, çocuklar etraflarındaki yetişkinlerin davranışlarından etkilenirler. Büyük çocuğunuzun kardeşine nasıl tepki göstereceği konusunda endişeliyseniz çocuğunuzda gergin olacaktır.
  • Çocuğa somutlaştıramayacağı sözler söylemeyin. “Sakın endişelenme seni de bebek kadar seveceğiz” cümlesi iyi niyetli olsa da çocuğun anne babanın sevgisi için kardeşle yarışmasına yol açar.
  • Hamilelik döneminde babası ya da başka bir aile üyesi (anneanne, babaanne) büyük çocuğun bakımıyla ilgili yemek yedirme, banyo yaptırma, uyutma gibi işlere başlayabilir. Böylece anne hastanedeyken ya da bebekle meşgulken çocuk kendini ihmal edilmiş hissetmez ve yaşantısının değiştiği fikrine kapılmaz.
  • Anne baba aralarında işbölümü yaparak, anne yeni bebekle ilgilenirken babanın diğer çocukla ilgilenmesi çocukta kendisiyle de ilgilenildiğini hissetmesini sağlar.
  • Anne babanın çocuğa kardeşin doğdu ama senin dünyanda değişen bir şey yok, sana olan sevgimizde bir azalma yok mesajını sadece sözcüklerle değil davranışlarla da iletmelidirler. Bu da ancak çocuğa zaman ayırmaya devam ederek onunla konuşarak, onunla ortak faaliyetlere girerek ve ona sorumluluk vererek olur.
  • Kıskanan çocukla mümkün olduğunca nitelikli zaman geçirilmeye çalışılmalı, daha önce yapmaktan hoşlandığı alışkanlıklarını gerçekleştirmesine olanak verilmelidir. Yeni gelen kardeşle birlikte önceden gerçekleşen oyun parkına gitme, akşam yemeğinden sonra hikaye okuma gibi etkinlikler birden bire son bulmamalıdır. Bu sayede çocuk statü kaybına uğramadığını fark ederek özgüvenini yitirmeyecektir.
  • Yeni doğan bebeğe aşırı sevgi gösterisinde bulunmak yerine, var olan sevgiyi ilk andan itibaren paylaştırabilmeyi hedeflemek daha doğru olacaktır. Bebeğe sevgi gösterdikten hemen sonra panik içinde çocuğa da aynı şeyi yapmaya çalışmak doğallığın kaybolmasına ve çocuğun kendisinin zorla sevildiği gibi yanlış bir fikre kapılmasına neden olacaktır.
  • En iyi niyetli misafirler bile sadece bebekle ilgilenip büyük çocuğu unutma eğilimi içindedirler. Yakınların yalnızca bebekle ilgilenmemelerini, büyük çocuğa da alışık olduğu tarzda ilgi ve sevgi göstermelerini söylemek, “Kardeşin doğunca senin pabucun dama atıldı” gibi sözler söylememeleri konusunda uyarmak işe yarayacaktır.
  • Bebek için söylenen “Ne kadar yaramaz, sürekli ağlıyor ve beni yoruyor oysa ben seni daha çok seviyorum” gibi bir cümle çocuk tarafından inandırıcı bulunmayıp, tam tersine onu kandırmayı istediğiniz inancı verebilir. Bu da en başta çocuğun size olan güvenini zedeleyecektir.
  • Bebeğe sürekli “bebek” demek yerine doğrudan adını söylemeye başlamak bebeğin bir nesne değil de canlı bir varlık olduğunu anımsatacaktır. · Bebeğe “benim” değil “bizim” diye başlayarak hitap etmek ve “Sessiz ol, kardeşin uyuyor” gibi sözlerle çocuğun yaşantısını bebeğe göre ayarlamak kıskançlığı tırmandıracaktır.
  • Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten uzaklaştırmaya çalışmak, yapılabilecek en büyük hatalardan biri olacaktır.
  • Kıskanmasın diye çocuğa aşırı hoşgörü göstermek durumu kötüleştirecektir. Örn: Önceden yalnız yatan çocuğun anne babasıyla yatmasına izin verilmemelidir. Çocuğa kıskanmasın diye gösterilen aşırı ilgi, bu seferde kardeşinin onu kıskanmasına neden olabilir.
  • Bebeğe zarar vermesine izin verilmeyeceği kesin bir dille anlatılmalıdır.
  • Çocuk kardeşinin canını yaktıysa, görünüşte çok kötü olan bu davranışın gerçekte bebeğe zarar vermek için değil, bir parça düşmanlık içeren bir incelemeden başka bir şey olmadığını bilin. Burada önemli olan aşırı tepki göstermemek, kibarca reaksiyon gösterip sinirlenmeden (yoksa sizi sinirlendirmek için bu davranışı tekrarlayabilir) uyarıda bulunmaktır. Çocuk mesajı alsa da almasa da iki kardeşi yalnız bırakmamak doğru olacaktır. (Beş yaşına gelene kadar çocuklar zarar verip vermediklerini kavrayamazlar.)
  • Bebekle ile ilgili işlerde çocuktan yardım istenebilir. Örneğin bebeğe isim seçme, biberonunun soğutulması, oyuncak ya da giysi seçimi, bebek odasının düzenlenmesi gibi konularda büyük çocuğun katılımı sağlanabilir.
  • Kardeşe yönelik olumsuz duyguları reddedip, önemsememek yerine, onları kabul edip, tanımaya çalışın; “Anne, hep bebekle ilgileniyorsun.” “Hiç de değil, daha biraz önce sana kitap okumadım mı?” demek yerine “Bebeğe bu kadar zaman ayırmam pek hoşuna gitmiyor.” diyerek “Hayır, hiç hoşuma gitmiyor.” diyerek duygularını ifade etmesini sağlayabilirsiniz.
  • Kardeşler arasındaki karşılaştırmalardan kaçının. Ancak çocuğunda bir zamanlar küçük bir bebek olduğu, aynı bakım ve özenin kendisine de gösterildiği çocuğa anlatılabilir. Çocuğun küçülmüş giysileri, bebeklik fotoğrafları gösterilerek, o bebekken yaşanan anılardan ve onun sevimli hallerinden bahsedilerek kendini daha iyi hissetmesi sağlanabilir.
  • Kardeşiyle ilgili karışık duyguları olan çocukların konu edildiği öyküler anlatmak, anne ya da babanın kendi kardeşiyle ilgili ilk hislerini paylaşması, çocuğun duygularını anlaması ve ifade etmesinde fayda sağlayabilir.
  • Kardeşini sevmek zorunda olduğu söylenmemeli, “Sen artık ablasın” diyerek, yaşının üzerinde olgunluk bekleyip onun da hala çocuk olduğu unutulmamalıdır.
  • Bebeğin gelişiyle birlikte 4-5 yaşlarındaki çocuğu ana okuluna göndermek doğru değildir. Bu durum kardeş kıskançlığını körüklediği gibi çocukta okul sendromunun gelişmesine ve çocuğun içine kapanık ya da saldırgan olmasına yol açabilir.
  • Sevginizin eşit olduğunu göstermeye çalışmak yerine; her çocuğa, birbirinden ayrı olarak, sadece kendisine özel bir sevgi duyulduğunu göstermek daha doğru olacaktır.
  • Eşit zaman ayırmaya çalışmak yerine, her çocuğa kendi gereksinimine göre zaman ayırmak gerekir. Bebeğin henüz kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar küçük olduğunu dolayısıyla daha çok ilgiye ihtiyacı olduğunu belirtilmelidir .
  • Her şeyin eşit olmasına değil, adil olmasına çalışılmalıdır. Örneğin, üç kardeşten ortanca çocuğun “Ahmet’lere kardeşim gidiyor, ama ben gidemiyorum, bu adil değil” şeklinde gösterdiği tepkiye “Kız kardeşinle geçimsizliği sürdürdüğün ve ona vurduğun için Ahmet’lere sadece ağabeyin gidebilir” biçiminde bir yaklaşım uygun olabilir.
  • Kardeşinin giyebileceği, ona küçük gelen giysileri ve oynayabileceği oyuncakları beraber ayırmak işe yarayabilir, fakat vermek istemediği şeyler konusunda onu zorlanmamalıdır. Kendine ait sevdiği bir şeyin kardeşine verilmesi çocuğu üzebilir ve kıskançlığını arttırabilir.
  • Ailenin bütün olduğu duygusu herkes tarafından hissedilmelidir. Bunun için bütün ailenin birlikte yapabileceği, gezinti, piknik, alışveriş, film izleme gibi etkinliklere yer verilmelidir.
  • Anne-baba çocukla mümkün olduğu her fırsatta birebir iletişime geçerse, birlikte ortak faaliyetlerde bulunurlarsa, çocuğa kardeşiyle ilgili ve evle ilgili küçük sorumluluklar verilirse çocuk kendini hala güvende ve hala sevilen, önem verilen bir kişi olarak hissedecektir.
  • Kardeşler arasında kıskançlık hissettiğinizde onları birbirinden uzaklaştıracak değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratın.
  • Çocukların kavgalarında hakem rolünü almayın. Ana babalar çocukların tartışmalarına katıldıkları zaman çocukların her biri ana babasının diğerinin tarafını tuttuğunu düşünür. Bu da rekabetin yoğunlaşmasına yol açar. Büyük kardeş ana babanın koruyucu desteğini sağlayabilen küçük kardeşten nefret eder. Ana baba ne kadar yansız olmaya çalışsa da işe yaramaz bu nedenle kardeşler anlaşmazlıklarını kendileri çözmelidir. Fiziksel şiddetin olmadığı durumlarda ana babanın araya girmemesi sorunun çözümünü kolaylaştırır.
  • Dikkatinizi hemen, sorun çıkaran çocuğa yönetmek yerine, zarar gören çocukla ilgilenmek, kardeşi “mağdur, ezilen” olarak nitelendirmemek gerekir.
  • Kim başlattı sorusunu sormaktan kaçınılmalıdır. Çünkü olayı kimin başlattığını öğrenmeye çalışmak çocukların birbirini suçlamasına neden olur. Her bir çocuğun kavganın çıkmasında aynı derecede suçlu olmasından yola çıkarak sonuçlarına eşit şekilde katlanmaları sağlanmalıdır.
  • Çocukların kavga etmelerine mümkün olduğunca izin verilmemelidir. Çünkü çocuklar kavga ettikçe deneyim kazanırlar. Kavga ettiklerinde de seçenekler sunulabilir yada iyi geçinme kuralları koyulabilir. Böylece kavga ettikleri ve iyi geçindikleri zaman sonucun ne olacağını bilirler. (İyi geçinirseniz ev kuralları dahilinde istediğinizi yapabilirsiniz. Kavgayı kim başlatırsa başlatsın önemli değil. Ya iyi geçineceksiniz yada lunaparka gitmeyeceksiniz.) Kuralı bozanlara ders vermek amacıyla bir iş vermek hem onların yanlış yaptıkları bir olayı düzeltmelerini hem de olumlu bir davranışta bulunmalarını sağlayabilir.
  • Kardeş çatışmasına engel olmanın tek yolu tek çocuk sahibi olmaktır. Çünkü iki yada daha çok çocuğun aynı ortamı paylaşması kaçınılmaz olarak çatışma yaratır. Kardeş kavgasına neden olan zaman ve ilgi konusu ortadan kaldırılamayacağına göre çocuklara kavga etmeyin demek çok etkili değildir. Bunun yerine çocuklar iyi geçinme konusunda yüreklendirilmelidir. Ne kadar iyi anlaşıyorsunuz gibi cümleler çocuğu yüreklendirir ve sizin övgünüzün hakkını vermeye yönlendirir. Ayrıca çocuğun daha çok küçükken paylaşmayı öğrenmeye başlaması kardeşi olduğunda çok fazla bocalamasını engelleyecek, paylaşamamaktan doğan çatışmaları azaltacaktır.
  • Kardeşler arasındaki kıskançlık ve geçimsizlik ne kadar yoğun olursa olsun birbirlerinden ayrı kaldıklarında çok özlerler. Bu durum, ilişkilerinin bazen çok bozuk olduğunu düşünseniz de aslında birbirlerini çok sevdiklerini açıklar.

 

KARDEŞLER ARASI İLİŞKİLER

Ailede kardeşler arasında kurulacak ilişkilerin niteliği, hem ailenin mutluluğu hem de kardeşlerin iyi bir yetişkin olup olmaması bakımından son derece önemlidir. Kardeşler arasında olumlu ve dengeli ilişkiler kurmak ve böylesi ilişkileri sürdürmek kolay değildir. Bununla birlikte kardeşler arasında iyi ve dengeli ilişkilerin kurulması olanaksız da değildir. Olumlu ilişkiler kurabilmek için her şeyden önce kardeşler arasında iyi ilişkiler kurulmasını engelleyen ya da kurulmuş iyi ilişkileri bozan etkenlerin bilinmesine gerek vardır.

İlişkileri Bozan Nedenler

Kıskançlık, saldırganlık, bağımlılık, her şeyi tekeline alma eğilimi ve benzeri davranış bozuklukları bütün insanlar arası ilişkileri aksatan sağlıksız yaklaşım biçimleridir. İnsanının insana verdiği zararlar, sayılmayacak kadar çoktur ve bazen de düzeltilemeyecek kadar köklüdür.

Kardeşler arasında yerleşmiş bulunan ilişkiler, ileriki yaşantıyı geniş çapta etkilediğinden büyük önem taşımaktadır. Aşırı bağımlı ve zorlayıcı, emredici kişiliğe sahip iki kardeşin ileriki yıllarda diğer insanlarla olumlu ilişki kurmaları oldukça güçtür. İster kız olsun ister erkek olsun kardeşlerinden kopamayan bir yetişkin olgunlaşmamış demektir. Bu tür yetişkinler sayılamayacak kadar çoktur. Bunun temelinde çocukluk yıllarında dengesiz ve tutarsız bir eğitim uygulamasının yattığı söylenebilir. Çocuklarına adil ölçüler içinde davranabilen ana babalar onların insanlarla ömür boyu dengeli ilişkiler kurmasını sağlarlar.  Aksi yönde yapılan ayrımlar kardeşler arasında düşmanlığın doğup büyümesine neden olur. Ana ve babanın kardeşlerden birini evin gözdesi yapması kardeşler arasında düşmanlık duygularının doğup yerleşmesine neden olmaktadır.  Kardeşleri arasında en büyük, en küçük, ya da en güzel olduğu için ailesi tarafından kayrılan bir çocuk, kazandıklarını, kardeşleri tarafından ömür boyu itilmekle fazlasıyla ödemektedir.  Ana babanın kontrolsüzce neden olduğu, yetişkinlerin körüklediği, yerleştirdiği bu tür kardeşler arası yarışma duygusu uzun yıllar silinmeyecek düşmanlıkların oluşulmasına neden olmaktadır.  İleri ki yıllarda çok başarılı da olsa kişi çocukluk yıllarında hep ikinci, üçüncü yani geri planda kalmanın ezikliğini unutamamakta ve başarısının zevkine varamamaktadır.  Bu tür duyguların temel ve tek nedeninden söz etmek mümkün değildir.  Çocukların her birinin sevgiye, şefkate ve gözde olmaya ihtiyacı vardır.  Bu temel ihtiyaçların kardeşler arasında adil ölçüler içinde giderilmesi, onları birbirine düşman eden önemli bir etkendir.

Kardeşler arasında Yaşanan sorunlara Gerçekçi Yaklaşım:

 Gerçekçi olursak; kardeşler arasında belirli bir düzeyde problem ve çatışmanın doğal olduğunu görürüz. Bir kısım veliler, inkar etmekle sorunların ortadan kaldırdıklarını sanırlar. İnsanlar ve özellikle kardeşler arasında zaman zaman çatışma çıkması doğaldır. Bunların belli sınırlar içinde hoşgörüyle karşılanması gerekir. Kızgınlıklar ve kırgınlıkları açıkça ifade etmek, içi kan ağlarken hiçbir şey yokmuş gibi davranmaktan çok daha sağlıklıdır.  Sorunları çözmede önerilecek tek ve ideal bir çözüm yolu yoktur. Bunun yerine, bir kısım çözüm yollarını denemek, adil ve mantıklı bir yol izlemek daha iyidir.  Haklıyı ve haksızı ayırmanın mümkün olmadığı durumlarda, ya durumla hiç ilgilenmemek ya da tarafların her ikisini birden cezalandırmak, tek tarafı suçlamaktan daha yararlıdır.

Sorumluluk Duygusunun İlişkilere Etkisi:

Çocukların evdeki görev ve sorumlulukları yaşlarıyla uygun ve adil olmalıdır. Yetişkinler, evde en büyük çocuğa ne fazla yüklenmeli ne de mantık ölçülerini aşan haklar vermelidir. Büyük çocuk sahip olduğu şeyleri küçük kardeşine devre zorlanırsa, küçüğün adeta bakıcısı gibi muamele görürse, onun küçük kardeşine dostça davranması olanağı azalır. Küçük kardeş her türlü hatasından dolayı, büyüğün cezalandırıldığını, kendisinin korunduğunu anlamakta gecikmez ve büyüğe karşı saldırgan davranışlar sergiler.

Büyük kardeşler küçük kardeşlerinden sorumlu tutulmamalı, her gittiklere yere onları götürmeye zorlanmamalı, gidilecek yerlerin seçilmesinde küçüğün isteklerine sürekli öncelik verilmemelidir.  Bunun yerine kardeşler arasında olumlu, karşılıklı saygı ve sevgiye dayalı ilişkilerin kurulup, beslenmesine gayret edilmelidir. Böyle bir ilişki kurulduktan sonra paylaşma ve beraber olma isteği kendiliğinden gelişecektir.

Bir kısım ailelerde ise en büyük çocuk ailenin gözdesi durumundadır. Bunlara ana-babalara yakın haklar verenlere rastlanmaktadır. Bu da tıpkı öbürü gibi olumsuz etki gücüne sahiptir ve kardeşler arası ilişkileri bozar.

Büyük Çocukların Giysilerini Küçük Kardeşlere Devretme

Ailede kardeşler arası ilişkileri bozan ve kardeşleri birbirine düşman eden bir başka önemli sorunda büyük çocukların giymedikleri giysilerin küçük kardeşlere devredilmesidir. Özellikle çocuk sayısı fazla olan aileler için küçülen giysilerden yararlanmak ekonomik bir zorunluluk olabilir. Ancak bunun sürekli bir yol gibi benimsenmesi ve  küçük çocuğa hiç yeni giyim eşyası alınmaması  ve sanki bunun son derece doğal bir yolmuş gibi sevgiden, anlayıştan yoksun bir biçimde  yapılması, sorunu büsbütün çetrefilleştirir.

Hiçbir yetişkin, gerekçesi ne olursa olsun,  küçük bir çocuğu, daha hayatının ilk yıllarında küskün, kırgın ve haksızlığa uğramış bir insan psikolojisine sokmağa hakkı yoktur. Ailenin ekonomik gücüyle dengeli kalmak şartıyla, her çocuğun ihtiyaçlarının giderilmesi, onların ruh sağlığı yönünden yeterli ve dengeli kişilikler geliştirmelerine yardımcı olacaktır.

Kardeşler Arası Uyumsuzlukta Ana-Babanın Rolü

Çocuklardan birini, öbürü gibi olmaya teşvik emek, yöneltmek, onların birbirlerinden nefret etmesine neden olabilir. Özellikle çok başarılı olan çocuğu örnek olarak göstermek ve onun kadar başarılı olamayan kardeşi buna zorlamak, o düzeye çıkamayacağına inanan çocuğun, meşhur olmak için, olumsuz yollara sapmasına kadar varan davranış bozukluklarını benimsemesine neden olabilmektedir.

Çocukları aşırı zorlamak, birçok hallerde onları gerekli gereksiz birbiriyle karşılaştırmak, yetişkinlerin istediği gibi olumlu sonuç vermemektedir. Yetişkinler, çocuklarının olumlu ilişkiler kurmalarını istiyorlarsa  “Neden kardeşin gibi olamıyorsun? Anlamıyorum türünden kıyaslayıcı konuşmalardan sakınmalıdırlar.

Çocukların evde birbirlerine benzemeye çalışmaları, kuşkusuz, oldukça sağlıklı bir davranıştır. Ancak bu yolu çocuk kendisi seçip benimsemeli, bunun için zorlanmamalıdır. Okuldaki başarıları farklı olan kardeşlerin durumları ayrı ayrı ve özel bir biçimde kendi içinde ele alınmalıdır.  Bunlar kesinlikle karşılaştırma konusu yapılmamalıdır.  Buna dikkat edilmezse kardeşlerin birbirinden nefret etmelerine kadar varan olumsuz duyguların doğuşuna neden olunur.

Olumlu İlişkilerin Sağlanışı

Evde çocukların birbirlerini sevmeleri, olumlu ve dengeli ilişkilerin yerleşmesini sağlamaktadır. Yetişkinler, ocuklarını birbiriyle beraber olmaya, beraber oynamaya itmemeli, bu isteğin kendiliğinden doğmasını sağlayacak ortamı hazırlamalıdırlar.  Aslında geçerli eğitimin tek olumlu koşulu da budur. Çocukların ortak yönleri çok olan kişilerle beraber olmak istedikleri hatırlanmalı ve aralarında fazla yaş farkı olan kardeşlerin, sürekli olarak aynı türden etkinliklere katılmaları istenmemelidir.  Kardeşlerin birbirlerini sevmeleri gereğinden yerli yersiz söz edilmemeli ve bunu sağlamak için çocuklara ricada bulunulmamalıdır. Yakınlık ve sevginin, çocukların bağımsız, kişisel yeterliliğe sahip, başkalarının hak ve sorumluluklarına saygı duyan kişiler haline getirilmesiyle sağlanabileceği unutulmamalıdır.




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Evlat edinilmiş çocuğun geleceği üzerinde art arda incelemeler yapan birçok uzman, bu çocukların zihinsel gelişimlerinin normal sürdüğü, ancak evlat edinen anne-babasının, genelde kaygılı mükemmellik isteyen davranışına, kültürel durumuna, aile ortamına bağlı değişimler gösterdiği konusunda görüş birliğindedirler.
Psiko-sosyal ve duygusal gelişimde, pek çok faktör etkilidir. Bunlardan en önemlileri, evlat edinen, anne–babanın tavrı, çocuğu evlat edinilene kadar yaşadığı [...]

Önceki Yazılar

Sorumluluk; başkalarının haklarına saygı göstermek ve kendi davranışının sonuçlarına sahip çıkmaktır.

Sorumluluk sahibi çocuklar:
· Kendi kararlarını verebilen,

· Karar alırken ellerindeki kaynakları kullanabilen,

· Değer yargılarını gözeten,

· Bağımsız davranabilen,

· Kendine güvenli,

· Başkalarının haklarını çiğnemeden kendi ihtiyaçlarının karşılayabilen çocuklardır.

Sorumluluk erken çocukluk yıllarından başlayarak çocuğun yaşına, cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun görevler vermekle gelişmeye başlar. Örn. Üç yaşındaki çocuğunuz çamaşır [...]

Sonraki Yazılar

Arşivler
 
Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031