Adem Esen
BİR İNSAN HANGİ LİMANA ULAŞMAK İSTEDİĞİNİ BİLİYORSA, ONUN İÇİN HER RÜZGAR UYGUNDUR.

ÇOCUKLARLA NASIL BİR İLETİŞİM

Ocak 18th 2012 ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ

Çocuk yetiştirme biçim ve yöntemleri bireyin gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Değişen yaşam koşulları, kuşaklar arasındaki fark, bir önceki kuşaktan öğrenilen bilgiler, yaşanan kültür ve sosyo-ekonomik düzey anne-babanın çocuk yetiştirme biçim ve yöntemlerini etkileyen faktörlerden birkaçıdır. Tüm bunlar anne-babanın çocukların gelişimleri için uygun ortamları hazırlamasında etki eder. Tüm bu etkilere rağmen, ilk bebeklik döneminden başlayarak, çocuk aile içinde sevildiğini, kabul gördüğünü ve güven duygusunu hissedebileceği ortamlara ihtiyaç duyar. Bu uygun ortamları oluşturan etmenlerden biri de kullanılan dildir, yani iletişim yollarıdır. Bu yazının da temelini oluşturan iletişim yolları ikiye ayrılır: etkili iletişim yolları ve etkisiz iletişim yolları. Etkili iletişim yolları ile yetişen çocuklar, aile içinde anlaşıldığını ve kabul gördüğünü hissederek daha özerk, kendine güvenli bireyler olarak yetişirler. Aile ortamı ayrıca bir öğrenme ortamıdır. Çocuk anne-babasından öğrendiği iletişim yollarını hem kendi anne-babasıyla hem de aile dışında kullanacağı için gelişimini daha sağlıklı tamamlayacaktır. Etkili olmayan iletişimin kullanıldığı aile ortamlarında, çocuk aile içinde kabul görmediğini ve anlaşılmadığını hissedeceği için bu duyguları ev dışında arayacaktır. Böylece, uygun olmayan arkadaş gruplarına yönelecek veya uyum sorunları yaşayacaktır.

Çocuklarla etkili iletişim nasıl olmalıdır? Bu sorunun yanıtına geçmeden önce, etkisiz iletişim yollarının neler olduğunun açıklanması gerekmektedir. Üzerinde durulması gereken diğer bir önemli nokta ise, iletişimde sadece sözsel iletişim değil, sözsel olmayan iletişimin de önemli olduğudur. Anne-babanın yüz ifadesi, bakışları, duruşu, ses tonu bunlara birkaç örnektir. Örneğin, birçok anne-babanın kızgınlıklarını, özellikle kalabalık ortamlarda, bakışlarıyla ifade ederler ya da yönlendirirler. Birçok insan böyle bakışlarla karşılaşmıştır. Anne- babalar sadece sözsel ifadelerine değil, sözel olmayan ifadelerine de dikkat etmelidirler.

Etkisiz iletişim yolları diğer bir deyişle iletişim engelleri ve etkileri şunlardır:

1- Emir Vermek, Yönlendirmek

Bu iletilerle çocuğumuza doğrudan anne-babanın duygu ve düşünceleriyle davranması iletilir. “Hemen o yemeği bitir!”, “Telefonda konuştuğun yeter artık!”, “Git ders çalış!” gibi.

2-Uyarmak, Göz Dağı Vermek

Bu iletilerle çocuk korkmuş ve sindirilmiş olacaktır.”Eğer evin içinde top oynamaya devam edersen, o topu keserim. ”, “Ödevlerini bitirmezsen dışarı bırakmam seni.” gibi.

3-Ahlâk Dersi Vermek

Ahlâk dersi içeren iletiler, çocuğa otoritenin ve zorunlulukların gücünü ve doğrunun ne olduğunu göstermektedir. “O diziyi seyretmemelisin.”, “Bütün doğru insanlar böyle davranır.” gibi.

4- Öğüt Vermek, Çözüm ve Öneri Getirmek

Çocuğa bağımlı olması gerektiği, kendisinin bir şey yapamayacağı, kendisinin kararlar alamayacağı ve dıştan denetimli olmaları gerektiği iletilmektedir. Çocuğun ne hissettiği, ne düşündüğü ve ne istediğini anlamadan çözüm önerileri getirildiğinde, çocuk anlaşılmadığını hissedecektir.”Neden gidip arkadaşlarınla oynamıyorsun?”, “Elbiselerini yerine koyamaz mısın?” gibi.

5- Öğretmek, Nutuk Çekmek, Mantıklı Düşünceler Önermek

Zaman zaman bu iletiler çocuğun herhangi bir sorun yaşamadığı durumlarda kullanıldığında sorun yaratmayabilir. Dikiş dikmeyi öğretmek, ödevlerinde yardımcı olmak gibi. Ama herhangi bir sorun durumunda bu iletiler çocukta yetersizlik duygusu, söylenenlere cevap vermeme, küsme ya da sunulan mantıklı düşünceleri çürütmek için çabalamaya neden olur. “Ben senin yaşındayken …..”, “Kitaplar fırlatılıp atılmak için değil okunmak içindir” gibi.

6- Yargılamak, Eleştirmek, Suçlamak, Aynı Düşüncede Olmamak

Olumsuz değerlendirmeler içeren bu iletiler, çocuğu en çok etkileyen mesajları içerir. Çocuk değersiz olduğunu hisseder.” Sen zaten hep böyle yaparsın”, “Şapşal”, “Bir şeyi beceremez misin?” “Sen adam olacaksın da ben göreceğim”, “Kötü çocuklar gibi davranma” gibi.

7- Övmek, Aynı Düşüncede Olmak, Olumlu Değerlendirmeler Yapmak

Bu iletiler günlük yaşamda oldukça sık kullanılır. Bir anlamada moral vermek gibi görünür. Çocuğun bir sorunu olmadığında ya da sorun yaratan bir durum olmadığı sürece yararlı da olabilir. Ama herhangi bir sorun durumunda, asıl soruna inilmediği için kızgınlık ya da anlaşılmamışlık hissettirirler. Örneğin, çocuk ödevini yapamadığında “sen akıllı çocuksun, yapabilirsin .” ya da “Sen bunu yapacak kapasitedesin.” gibi.

8- Ad Takmak, Alay Etmek

Çocukların benlik imajlarını olumsuz etkiler. “Bebek gibi ağlama”,”Hadi ya”, “Havuç” gibi.

9-Yorumlamak, Analiz Etmek, Tanı Koymak

Bu iletilerle çocuğa ben seni senden daha iyi tanırım iletisi verilir. “Çaba göstermediğin için derslerin zayıf.”, “Aslında sen öyle demek istemiyorsun.” gibi.

10-Soru Sormak, Sınamak, Çapraz Sorgulama

Sorgulamak çocukta güvenilmediği hissi doğuracaktır. Ayrıca sorularla çocuk anne-babasının sorunu çözeceği ya da anne-babasının endişelendiği hissine kapılabilir. “Ne yaptığının farkında mısın?”, Bunu sana kim öğretti?”, “ Neden? Kim? Sen ne dedin? Nasıl?” gibi.

Yukarıda sayılan iletişim engelleri çocuğun anlaşılmadığını, kabul görmediğini, anne-babaya bağımlı bir kişilik yetişmesi gerektiğini iletirler. Etkili iletişim yollarının kullanıldığı ev ortamında ise, çocuk kabul gördüğünü, her durumda anne-babasına danışabileceğini ve yardım isteyeceğini, özerk bir kişiliğinin olduğunu hissederek büyür. Böylece, özsaygısı yüksek, akademik yönden başarılı, çevresiyle daha uyumlu, zararlı alışkanlıklardan uzak ve daha olumlu arkadaşlıklar kuran bireyler olacaklardır.

Etkili iletişim yolları nelerdir? Etkili iletişim yöntemlerinden biri edilgen dinlemedir.

1)     Edilgen dinleme, çocuk konuşurken, sık sık soru sormadan ve yorum yapmadan onu dinlemektir. Anne-baba kendi görüşlerini iletmek yerine onay tepkilerini (kafasını öne doğru eğerek “hı, hı”, “doğru”, cümlelerdeki önemli kelimeleri tekrar etmek) kullanarak tamamen susmadan, göz teması kurarak çocuğun konuşmaya teşvik edilmesidir. Bu yöntemle, çocuk dinlenildiğini, duygu ve düşüncelerinin önemli olduğunu, vereceğe karara güvenildiği iletisini alacaktır.

2)      Diğer bir yöntem konuşmaya özendirmektir. Çocuğun duygu ve düşüncelerini ifade etmekte zorlandığı durumlarda, konuşmaya davet etmek için özendirici sorular sorarak konuşmak için davettir. “Düşüncelerin ilgimi çekiyor.”, “Bugün üzgün görünüyorsun, konuşmak ister misin?”, “Bu konudaki duygu ve düşüncelerini merak ediyorum.” gibi cümleler çocuğa saygı duyulduğu iletisini göndererek konuşmaya teşvik eder. Bu sözler kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda çocuklar alışık olmadıkları bir durumla karşılaşacakları için olumlu tepkiler vermeyebilirler. Ama denendikçe, zamanla çocukların tepkileri olumlu olmaya başlayacaktır.

3)      Önemli diğer bir yöntem ise etkin dinlemedir. Etkin dinleme, dinleyen kişinin anlatılanları karşı tarafa tıpkı bir ayna gibi yansıtmasıdır. Edilgin dinlemeden farkı, konuşan kişinin doğru anlaşıldığı ve işitildiğini karşı tarafa iletmesidir. Yani konuşan kişinin duygularının anlaşıldığının ifade edilmesidir. Böylece çocuk hem kendisini ifade etmiş olacak hem de sorunlarına çözüm yolu bulacaktır. Buraya kadar anlatılanları bir örnekle açıklayalım:

Çocuk: Bu akşam yemek yemeyeceğim.

Baba: Haydi hemen gel. Senin yaşındaki çocuklar günde üç öğün yemek yemeli. (Emir vermek, inandırmaya çalışmak)

Çocuk: Öğle yemeğinde çok yedim.

Baba: Yine de masaya gel, ne yediğimizi gör.(Öneri getirmek)

Çocuk: Hiçbir şey yemeyeceğim.

Baba: Bu akşam senin neyin var? (Sorgulamak)

Çocuk: Bir şeyim yok.

Baba: Öyleyse masaya gel. (Emir vermek)

Çocuk: Aç değilim. Masaya da gelmeyeceğim. (Dönmezer, 1999)

Burada baba iletişim engellerini kullandığı için, çocuğun sorunu çözülememiştir. Aynı durum etkin dinleme yöntemi ile çözülebilmektedir:

Çocuk: Yemek yemek istemiyorum

Baba: Bu akşam canın yemek istemiyor mu?

Çocuk: Evet, midemde bir düğüm var sanki.

Baba: Bugün gerginsin galiba?

Çocuk: Gergin değilim, çok korktum.

Baba: Bir şeyden korkmuşsun.

Çocuk: Evet bugün Hakan, aradı ve konuşmak istediğini söyledi. Çok ciddiydi. Her zamanki gibi değildi.

Baba: Bir şey olduğunu mu düşünüyorsun?

Çocuk: Ayrılmak istemesinden korkuyorum.

Baba: Bu seni çok üzer. (Dönmezer, 1999)

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi temel sorun ortaya çıkmıştır. Genellikle çocuklar iletilerini örtük olarak verdikleri için, etkin dinleme, sorunun ortaya çıkmasına ve çocukların kendi sorunlarını daha iyi kavramalarına yardımcı olacaktır.

Buraya kadar olan bölümde çocuğun bir sorunu olduğunda anne-babaların nasıl iletişim kuracakları konusuna değinilmiştir. Birçok anne-babada da şu düşünceler olabilir: “Ne söylesem ne yapsam çocuğum anlamıyor”, “Bu çocuk yüzünden artık çileden çıkıyorum.” gibi. Anne-babaların anlaşılmadıklarını hissettikleri durumlarda ya da anne-babanın sorun olarak gördüğü ancak çocuk için sorun olmayan durumlarda ne yapmalıdırlar? Burada kullanılması gereken etkili iletişim yolu ben-iletileri’dir. Ben-iletileri var olan sorunu çözmek için değil, anne-babanın duygu ve düşüncelerini iletmek için kullanabilecek bir yöntemdir. Böylece çocuk ortada bir sorun olduğunu ve bu durumun anne-babasını rahatsız ettiğini anlayacaktır.

Günlük yaşantıda kullanılan dile bakıldığında genellikle, “sen” öznesiyle kurulu cümleler olduğu fark edilecektir: “Yapma şunu”, “Neden böyle yapmıyorsun?”, ‘Bunu yapmamalısın”, “Çocuk gibi davranıyorsun”. Bu iletiler Sen-iletileridir ve iletişim engellerinin etkisiyle aynıdır. Burada çocuk anne-babasının iletilerini anlamayacak, Sen-iletilerine benzer iletiler gönderecek ya da sorunu anlayamadığı için davranışlarına devam edecektir. Bu durum bir örnekle açıklanırsa, çocuk oturma odasında top oynamakta anne vazonun düşüp kırılmasından korkmakta. Sen-iletileriyle annenin tepkisi; “Burada top oynama” ya da “O vazo bir kırılsın ben sana gösteririm” olabilir. Ben-iletisinde ise anne onu rahatsız eden yönüyle durumu anlatmaktadır.

Davranış Somut Etki Duygu
Ayşe oturma odasında top oynuyor Vazoyu kıracak diye Korkuyorum

Burada önemli olan davranışı, somut etkiyi ve duyguyu iletmektir. Kısaca, Ayşe oturma odasında top oynadığında vazoyu kıracaksın diye korkuyorum. Daha basit bir formüle indirgendiğinde önce davranış, sonra duygu ve ardından somut etki bildirilmektedir.

DAVRANIŞ DUYGU SOMUT ETKİ
……………….. ……………….. Çünkü
Yaptığında
söylediğinde
davrandığında
Hissediyorum, ………………..

 

“Üzerine kabanını almadığın zaman hastalanacaksın diye endişeleniyorum. ya da

“Üzerine kabanını almadığın için endişeleniyorum, çünkü üşütebilirsin.”

Ben-iletileri öğrenilmesi en kolay etkili iletişim yollarından biridir. Anne-babalar bu tür iletilerin çocuklarda hemen bir davranış değişikliğine yol açmayacağını unutmamalıdırlar. Çünkü ben-iletileri anne-babanın duygu ve düşüncelerini uygun dille ifade etmelerini sağlayacaktır. Bu dil sayesinde problem durumların ve çatışmaların hemen ortadan kalkacağı anlaşılmamalıdır. Çünkü bu gibi durumlar her zaman olacaktır. Ben-iletileri ve etkili iletişim becerileriyle çatışma ve sorunlar daha kolay bir şekilde çözülecektir.

Sonuç olarak bu yazıda anne-babaların çocuklarıyla olan iletişimde nelere dikkat etmeleri gerektiği üzerinde kısaca durulmuştur. Çok derin ve uygulayarak öğrenilmesi gereken bu becerilere ana başlıklarıyla değinilmeye çalışılmıştır. Anne-babaların var olan iletişim yollarını değiştirmeleri ve uygulamaları zor gibi görünüyorsa da bu beceriler deneyerek gelişmek ve anne-baba arasında daha sıcak ilişkilerin doğmasına neden olmaktadır. İlk denemelerde yapay ve çocuklar için alışılmadık gelebilir. Fakat zamanla çocuklarla iletişimin değiştiğini ve sorunların daha olumlu bir şekilde çözüldüğü görülecektir.

Tüm bunlara ek olarak, anne-babaların dikkat etmesi gereken diğer önemli bir konu da, eşler arasındaki iletişim, uyum ve problem çözme yöntemlerinin çocukları etkilediğidir. Bu nedenle sadece çocuklarla değil eşler de kendi aralarında etkili iletişim yollarını kullanmalıdırlar. Böylelikle hem kendi aralarında uyum hem de aile ortamında uyum ve rahatı sağlayacaklardır. Unutulmamalıdır ki çocukların sağlıklı ve mutlu olmalar aile ortamına bağlıdır.

                                                           DENGELİ AİLE

Dengeli bir aile yapısını 4 temek kural oluşturur.

1-     Ebeveynler Yetkilidir:

  1. 1. adım: Tutumlarınızın kontrolü: durumunuzu iyileştirmek için atılması gereken ilk adı, tutumunuzu değiştirmektir. Sağlam bir ebeveynlik yöntemi, birkaç hatayı rahatlıkla telefi edecektir. Asıl problem hataların tekrarlanmasıdır. En yaygın hata çocuğun kontrolü elinde tutmasına izin vermektir.

Şu anda yetkilinin siz olduğuna karar verin. Bu sizin sadece hakkınız değil, aynı zamanda sorumluluğunuzdur. Çocuğunuzun onu etkili bir şekilde yönetmenize ihtiyacı var. Onlar, yetişkin olana kadar sizin rehberliğinizi bekliyorlar.

Çocuklarınızın size itaat etmesini bekliyorsanız, çocuklarınızın güvenebileceği bir gücünüzün olması gerekir.

  1. 2.adım: Suçluluk duygusu, mazeret ve açıklama yok: bazı kararlarınızdan, suçluluk duygusu yüzünden vazgeçersiniz. ‘’ bizim en önemli görevimiz çocuklarımızı mutlu etmek değil, onları hayata hazırlamaktır.’’

Hangi kurallar doğru, hangileri en iyidir. HEPSİ. Ailelerin kuralları faklı olacaktır.

Ailenizin kuralarını bir kez saptadıktan sonra, artık onları uygulamak için kendinizi rahat hissedebilirsiniz. Komşunun ne yaptığı sizi endişelendirmemeli. Kararlarını çok fazla değerlendirmeyin.

‘’ Çünkü ben öyle istiyorum.’’ Bu eski yöntemi kullanmanın güzel bir nedeni vardır. Çocuklar size ‘niye’ diye sorduklarında, gerçekten bir neden istemezler, sadece sizin fikrinizi değiştirmenizi isterler. Siz ne kadar çok neden verirseniz, o kadar çok sizinle mücadele ederler. Evet her şey için bir nedene gerek yoktur. Ne zaman açıklamaya gerek yoktur?

Çocuğunuz nedeni zaten biliyor, işi zorlaştırmak için soruyor.

Neden, çocuğun anlayamayacağı kadar karmaşık.

Nedeni açıklamak sonsuz tartışmaya yol açacaksa.

Nasıl söylerseniz söyleyin, önemli olan kontrolün sizde olduğunu hissettirmektir. Elbette, bu çocuğunuzun yaptığı her şeyi kontrol edeceksiniz anlamına gelmiyor. Amacımız onları hayata hazırlamaktır. Çocuklarınız büyürken onlara belli sorumlulukların yanı sıra, belli özgürlükler vermeye başlamalısınız.

Genç bir ağaç, ilk dikildiğinde iplerle ve sopalarla desteklenir. Ağaç biraz güçlendiğinde, kendi kendine ayakta durabildiği zaman, daha güçlü olarak büyüyebilmesi için, ipler ve sopalar alınarak özgür kalması sağlanır. Çocuk da, tıpkı bir ağaç gibi, gençken ebeveynleri tarafından desteklenmeli, zaman geçtikçe kendi ayakları üzerinde durabildiği zaman, daha önce aldığı desteğin yönü doğrultusunda potansiyelini en doğru şekilde kullanmalıdır.

2-     Ebeveynler Düşünürler:

Ebeveynler genellikle kuralları ve kararları bir durumu yaşadıkları anda alırlar. Ebeveynlik tarzlarının veya evdeki kuralların neler olacağını, hangi kuralları kullanacaklarını önceden düşünmezler.

Kararları o anda almak, bazen insanı yanlış yerlere götürebilir. Bir düşünürün söylediği gibi, ’’plan yapmayı başaramazsan, başarısızlığı planlamış olursun’’. Eğer düşünmeden ve planlamadan karar verirseniz, duyguların etkisiyle yanlış kararlara varabilirsiniz.

Gerçekten işe yarar bir ebeveynlik planı oluşturmak için gerekli bilgi ve becerileri, kitap ya da makaleler okuyarak, kurslara katılarak edinebilirsiniz.

3-     Söylediğinizi gerçekten kastedin:

Sizin çocuğunu da, sözünüzü dinlemek için, aynı şeyi 10 kere tekrar etmenizi ve yüzünüz kızarıp, bütün damarlarınız şişerek bağırmanızı mı bekliyor? Bunun nedeni sözleriniz ile davranışlarınızın her zaman birbirine uymaması mı?

İşte bu konuda size yardımcı olacak bir plan:

  1. Adım: Düşünün: konuşmadan önce mutlaka düşünün, mutlaka sonradan takip edeceğiniz bir şeyi söyleyin.
  2. Adım: uyarın: bir kez uyarı verin.
  3.  Adım: harekete geçin: durumunuzu takip edin ve fiziksel bir yardımla, çocuğunuzun yapmasını istediğiniz hareketi yapmasını sağlayın.

 

Örn: Ali 5 dk. İçinde gidiyoruz.

(5dk.sonra) lütfen ayakkabılarını giy gidiyoruz.

(1 dk. Sonra) ayakkabılarını eline alıp, Ali ‘ nin elinden tutup yalınayak arabaya götürüyor.

4-     Becerilerinizi Kullanın:

Önceden bazı planlara ve seçeneklere sahip olmak, duygularla hareket etmenizi engelleyecek ve sizi daha kararlı ebeveyn yapacaktır.

Becerilerinizi geliştirecek kitap ya da makaleler okuyun ve okuduklarınızdan aldığınız ipuçlarını kartlara yazarak sürekli elinizin altında bir yerde bulundurun. Bir krizle karşılaşınca müracaat edersiniz. Zamanla bu tepkiler otomatikleşecektir.

 

 

KAÇINILMASI GEREKEN HATALAR

Yapacağınız tek bir hata, ebeveynlik çabalarınızı pek etkilemeyecektir. Ama bu hatanın sürekli tekrar edilmesi, çocuklarınızla tutarlı bir sonuca ulaşmanızı engelleyecektir.

TESLİM OLMAK

Çocuklar, ebeveynlerini ikna edip edemeyeceğini çok çabuk öğrenirler ve bunu çok iyi kullanırlar. Bu nedenle, evet ya da hayır demeden önce iyice düşünmek, sağlam bir karara dayanmak sizin için daha güvenli olacaktır.

GEREKTİĞİNDE BİR UZLAŞMAYA VARMAK

Çocukların, geçerli nedenler göstererek sizin fikrinizi değiştirmeye, ikna etmelerine izin vererek, onların duygu ve ihtiyaçlarının ne kadar önemli olduğunu gösterme imkânı elde edebilirsiniz. Böylece anne ve babalarının her zaman mükemmel olmadıklarını öğrenirler. Kendinize de arada hata yapma esnekliği tanımış olursunuz.

BELİRSİZ BEKLENTİLER

Çocuklar ve ebeveynler aynı sözcüklere farklı anlamlar yükleyebilirler.

Örn: ‘Odanı temizle’ dediğiniz zaman, siz, ‘Oyuncaklarını kaldır, elbiselerini topla, yatağını düzelt, çöpleri at ve süpürgeyle temizle’ demek istersiniz. Çocuğunuz ise, ‘her şeyi dolabın içine tık’ anlamını çıkarır. Bazen de sizin ne kastettiğinizi çok iyi bilmesine rağmen, anlamammış gibi davranmaktadır.

Daha belirgin ifadeler kullanmak, yanlış anlamaları ve kavram kargaşalarını önleyecektir. Durumu her zaman kontrol altında tutmanızı sağlayacaktır. Daha net ifadelerle, çocuğunuzun üzerinde değil, durumun yada yanlış davranışın üzerinde durmuş olacaksınız.

OLUMSUZ DAVRANIŞLARA GÖZ YUMMAK

Pek çok ebeveyn çocuklarının, herkesin içindeyken yada arkadaşlarıyla birlikteyken iyi davranışlarda bulunmaları konusunda çok ısrarcı olurlar. Fakat çocuğun evdeki kötü davranışlarının üzerinde durmazlar. Çocuğunuzdan olumlu davranışlar bekliyorsanız, ona iyi bir model oluşturmalısınız.

Çocuğunuzun olumlu davranışlar göstermesini istiyorsanız ona evde de güzel konuşmasını hatırlatın yada kendiniz model oluşturun. Böylece hem evde daha saygılı bir atmosfer oluşturmuş hem de çocuğunuza dış dünyadaki başarısı için gerekli temel sosyal becerileri de kazandırmış olursunuz.

TUTARLI BİR ŞEKİLDE TUTARSIZ OLMAK

Evdeki kuralar arada bir bozulabilir. Bazen hayırınızı evete dönüştürebilirsiniz. Ancak en büyük problem, tutarsızlığın istisna değil bir kural haline gelmesidir.

Ebeveynlerin tutarlı olmasını sağlayan; iyi düşünülmüş kuralar, devamlı tekrarlanan günlük davranışlar ve becerilerin kullanılmasıdır.

                                               KURAL KOYMA

Kurallar ve ilkeler aile yaşantısını düzenler. Çocukların neyi yapıp neyi yapamayacağını sürekli olarak söylemenize gerek kalmamasını sağlayan hatırlatıcılardır. 14 yaşındaki çocuğa ödev yapması gerektiğini söylemekten şikâyet eden ebeveynlere şaşıyorum. Bu ebeveynler 7 senedir ödevle ilgili hiçbir şey yapmamış mı? Evde kural ve ilkeler kadar huzur oluşturan bir şey yoktur.

 

 

İyi kuraların özellikleri:

1-       Kuralları Önceden Hazırlayın: Kuralarınızı olay anında oluşturmayın. Bu düzensizlik ve kargaşaya neden olur. Kuraları yazın, gerektiği zaman güncelleştirin ve herkesin görebileceği bir yere asın.

2-       Yapabileceğiniz Kurallar Hazırlayın: Önemli ve az kurallar koyarak hayatınızı kolaylaştırın.

3-       Kuralarınızı Anlaşılır ve Basit olarak ifade edin:

4-       Kuralların Bozulması Durumunda Yapılacakları Planlayın: eğer bir kural bozulduğunda ne gibi sonuçlarla karşılaşacağını çocuk bilirse, daha sonra bu konuda sizinle uzlaşmaya çalışmaktan vazgeçecektir.

CEZA VE DİSİPLİN

Cezanın niçin verildiği ayrıntılı olarak izah edilmeli ve yıllar sonra ceza değil yapılan yanlış davranış hatırlanmalı.

Ebeveynler olarak, çocuk yetiştirme yöntemlerinizi belli aralıklarla gözden geçirmeli ve özellikle sadece bir alışkanlık olarak yaptığımız yıkıcı davranışlardan vazgeçmeliyiz. Elimizdeki verileri araştırıp, analiz etmeli ve hep doğruya ulaşmaya çalışmalıyız. İnsanlar hayatları boyunca kayak yapma, araba kullanma, dikiş, bilgisayar vb. konularda kurslar alıyorlar, ama iş çocuk eğitimine gelince, sadece kulaktan dolma yöntemlerle idare ediyorlar.

Çocukları neden cezalandırıyoruz?

1-     Olumsuz bir davranışı durdurmak için: Ebeveynler olarak, davranış problemlerini oldukları anda çözmeye çalışırız. Bu tür cezalar, daha çok refleks davranışlardır.

2-     Çocuklara doğruyu yanlışı öğretmek için: Çocuklarınızı cezalandırdığınızda amacınız onlara ders vermektir. Bir gün dış dünyada yalnız kalacaklarını bilirsiniz. Orada onların yanında olmadığınız zamanlarda doğru kararlar alabilmeleri için gerekli olan bilgi ve becerileri edinmelerini isteriz.

3-     Çocukların kimin yetkili olduklarını anlamaları için: çocuklar kaba ve saygısız davrandıkları zaman kimin yetkili olduğunu göstermek için onları cezalandırırız. Duruma hâkim olup, onlara ‘’Ben ebeveynim, yetkili benim. Sen benim söylediğimi yapacaksın’’  mesajını vermeye çalışırız.

4-     Hayal kırıklığına uğradığımız zaman ne yapacağımızı bilemediğimiz için: çocukları çok seviyoruz ve onların iyi davranışlarda bulunmalarını istiyoruz. Fakat bazen bizi o kadar zorluyorlar ve o kadar hayal kırıklığına uğratıyorlar ki, ne yapacağımızı bilemiyor ve onları cezalandırıyoruz.

CEZA NEDİR VE NEDEN İŞE YARAMAZ

Ceza; bir suç yada yanlış davranış nedeniyle acı veya ıstırap çektirmektir. Ceza, ebeveyn- çocuk ilişkisinde gerilime neden olur. Yanlışı doğrudan ayırt etmeyi öğretmez, ebeveynin yetkili olduğunu göstermez ve hiçbir şeyi düzeltmez.

Dayak neden işe yaramaz?

ü      Dayak çocuğun iç disiplin kazanmasına yardımcı olmaz.

ü      Dayak suçun cezası, borcun ödenmesi olarak görülür.

ü      Dayak ebeveynin kendisini daha iyi hissetmesini sağlar.

ü      Dayak, zamanla tek disiplin yöntemi haline dönüşür.

ü      Dayak, sağlıklı bir ebeveyn- çocuk ilişkisinin önünü keser.

ü      Dayak etkili bir disiplin yöntemi değildir.

ü      Dayak, ‘’ne yapacağını bilmediğin zaman dayak at’’ yada ‘’ eğer sen daha büyüksen dövebilirsin’’ gibi bir şeyler öğretir.

 

DİSİPLİN NEDİR VE NEDEN İŞE YARAR?

Çocuğa doğruyu yanlışı ve hayatta daha mutlu olması için gerekli dersleri öğretmek için çok daha olumlu yollar kullanılabilir. En temel strateji, olumsuz davranışa karşı hazırlıklı olmaktır.

Bütün çocuklar hata yapar. Çoğu çocuk benzer hatalar yapar. Eğer ebeveynler bu hatalara karşı belli yöntemler geliştirirlerse, güçlü ve sağlıklı sonuçlar alma olasılığı artar.

 

Kuralar ve beklentiler belirleyin:

Kurallar ve ilkeler çocukların yanlış davranışlara meydan vermeden onları olumlu yöne götürür. Eğer çocuk, kendisinden ne beklendiğini tam olarak bilirse, buna uygun davranma olasılığı daha yüksek olacaktır. Bunu uygulamaya geçirmek kolay değildir ve zaman alabilir. Ancak, her gün sizi çeşitli ayrıntılarla uğraşmaktan yavaş yavaş kurtaracaktır.

                                   Kural oluşturma süreci

  1. Adım: Evinizde tekrarlanan yanlış davranışların bir listesini çıkarın.
  2. Adım: İlk 4-6 durum için bir kural geliştirin. Bu rakamlar başlangıç için yeterlidir. Eğer her bir problem için bir kural oluşturmaya kalkışırsanız, hem kendinizi hem de çocuğunuzu çıldırtırsınız. Ayrıca sadece daha önemli konularla ilgilenmiş olursunuz.
  3. Adım: her bir kural için, bozuldukları zaman izleyeceğiniz bir sonuç bulun. Bu sonuç da yanlış davranışla ilintili olmalı.

Örn: Defalarca söylendiği halde, bindikten sonra bisikletini sokakta bırakan çocuğa, ‘’akşam TV yok’’ demek yanlıştır. ‘’yarın bisiklet yasak’’ denilmelidir.

Uygun sonuçlar saptayabilmek için;

-         Öyle bir durum oluşturun ki, çocuk yapmayı tercih ettiği işleri yapmadan önce başka işler tamamlasın.

-         Eğer mümkünse, belli ayrıcalıkları ellerinden alıp yanlış davranışlarla bağdaştırın.

-         Çocukları ev yada odalarıyla sınırlandırın.

-         Çocuğa durumu düzeltmek için telafi etmeyi öğretin.

Az konuşup çok iş yapın

Ebeveynler çok konuşarak etkilerini kaybederler. Bütün bu söylediklerini de takip etmek için bir davranışta bulunmazlar. Böyle davranan Ebeveynler çocuklarına kendilerini dinlememeyi, hatta kendilerini dikkate almamayı, tartışmayı ve söylenmeyi öğretmektedirler.

Çocuk daha önceki deneyimlerinden, annesinin bir şeyler söylediğini ama onları gerçekten kastetmediğini öğrenmiş. İstediğini yaptırması için tek yapması gereken, bir takım sözler vermektir.

Bir gün kendinizi dinlemeye çalışın. Ne kadar gereksiz konuşma yaptığınızı fark edip şaşıracaksınız. Çocuklarınızı sesinizle değil, hareketlerinizle kontrol etmeye çalışın.

Çocuklar Ebeveynlerinin söylediklerini gerçekten kastedip kastetmediğini sürekli olarak denetlerler. Eğer Ebeveyn tekrar tekrar açık verirse, çocuk bu sözlerin göz ardı edilmesi gereken boş tehditler olduğunu öğrenir. Çocuk hangi tekniklerin (ağlama, yalvarma) sizi razı edeceğini deneyerek öğrenir. İşe yarayanları bulunca da onları sürekli kullanmaya başlar. Ama bu denemeler sırasında, yumuşamayıp kararlı olmayı başarırsanız çocuk sizi denemekten vazgeçer.

                                   Mola vermek

  Mola vermenin 3 farklı amacı vardır.

1-     İstenmeyen davranışı durdurur: çocuğu davranışının tam ortasında durdurmak için mükemmel bir yoldur. Çocuğa,’’bu davranışın kabul edilemez, şu anda durdurulacak’’ mesajını verir. Bu yöntem özellikle okul öncesi dönemlerdeki çocuklarda, vurma, ısırma gibi şiddet içeren davranışların önlenmesinde başarı ile uygulanmaktadır. Ebeveynin duruma hakim olmasını sağladığı için etkili olmaktadır.

 

Mola yöntemi kullanılırken dikkat edilmesi gereken noktalar:

ü      Hızlı davranın. Çocuğunuzu yanlış davranışı sırasında yakalayın. Gecikirseniz işe yaramaz.

ü      Mola için sıkıcı bir yer seçin. Oraya eğlence için gitmeyecektir.

ü      Molayı, vurmak ya da kötü konuşmak gibi belli davranışlar için kullanın.

ü      Tekrarlanan hatalar için, artan süreler kullanın ve buna sadık kalın.

ü      Mola çocuğun davranışını durdurur, fakat onun yerine ne yapması gerektiğini öğretmez. Çocuğa olumlu davranış seçeneklerini öğretin.

2-     Çocuğun sinirlerinin yatışması ve sakinleşmesi için yer ve zaman tanır: Molayı kızgın bir çocuğu sakinleştirmek için kullanıyorsanız, onu kendi odasına göndermek iyi olur. Çocuğun orda müzik dinlemesi, kitap okuması, ağlaması ve yastığını yumruklaması hiç fark etmez. Amaç, çocuğun kendini en rahatlatan yoldan sakinleşmesi ve toplumun içine geri dönüp, problemleri ile daha etkili bir şekilde baş edebilmesidir.  Örn: çocuk, küstahlık veya kabalık yaptığında yada kavga ettiklerinde, kendilerine tekrar konuşmalarına izin verilene kadar konuşmama cezası verilir.( sözel mola)

3-     Ebeveyne sinirlerinin yatışması ve sakinleşmesi için yer ve zaman tanır: 

 

Doğal sonuçlar

Deneyim harika bir öğretmendir. Hayat bazı şeyleri çocuklara çok tarafsız ve doğrudan öğretir.

Çocuklar kendi kendilerinin öğretmeni olur. En iyi öğrenme, çocuğun zoru denemesine izin verildiği zaman oluşur. Doğal sonuçlar yeterlidir. Yeter ki siz kızgınlık duygularınızı olayın dışında tutun.

Mantıksal sonuçlar

Çok ciddi ve çok pahalı olacağı için bazı sonuçların doğal olarak oluşmasına izin vermeyeceğiniz zamanlar vardır. Karşıdan karşıya geçmeyi öğrenmesi için bir arabanın çarpmasına izin veremezsiniz. Bu gibi durumlarda mantıksal sonuçlardan yararlanabilirsiniz. Mantıksal sonuçlar, çocuğun belli davranışlarının veya davranış eksikliğinin sonucunda sizin ayarladığınız ve oluşturduğunuz sonuçlardır.

Mantıksal sonuçlar, çocuk davranışı ile sonucu arasındaki ilişkiyi net olarak görebildiği zamanlar etkili olur.

Örn: her banyodan sonra 2–3 havlu kirletip makineyi dolduran çocuğa havluların yıkanması görevi verilebilir.

Dikkatini dağıtma ve kaçınma

Bütün ebeveynlerin, çocukları konusunda bütün her şeyi yitirdikleri duygusuna kapıldıkları günler olmuştur. Belki de bu sadece kötü bir gündür yada çocuklar o gün sizi zorlamak için her yolu denemişlerdir. Bir kurabiye için saatlerce ağlamış, kavga edip tartışmış, sızlanıp söylenmiştir. Her şeyinizi toparlayıp tatile çıkmayı ne çok istemişsinizdir. İşte size küçük bir tatil imkânı sağlayacak bir yöntem.

Bu yaklaşım size hocalık rolünüzü bir kenara bırakma imkânı sağlayacaktır. Size bazı ufak konuları dikkate almama fırsatı verecektir.

Bir davranışı gerçekten görmemezlikten gelmeye karar vermek için şu basamakları uygulayın.

ü      Derin bir nefes alın ve gevşeyin. Unutmayın ki tek bir olay çocuğunuzun bütün geleceğini yok etmeyecektir. Bir seferlik öğretmenlik kimliğinizden uzaklaşın.

ü      Onların dikkatlerini başka yönlere çekin. Örn: ‘’hey kim meyve getirmek ister?’’

ü      Problemi unutun. Bu dersi öğreteceğiniz daha çok zamanınız olacak. Şimdi bu küçük tatilin tadını çıkarın.

Herkesin dikkatini bir noktadan uzaklaştırıp, bir tartışmayı önlemiş oldunuz. Bu bir ebeveynin evde huzur ve uyumu sağlamak için gerekli ‘’gizli silahı’’ dır.

Davranış beysbolu

Ebeveynleri en bıktıran durumlardan biri de, aynı problemle tekrar tekrar defalarca uğraşmaktır. Konu ister bisikletin yerine kaldırılmaması olsun, ister ödev yapılmaması olsun çocuğunuza bir etkinizin olmadığı görmek çok moral bozucudur.

                  DAVRANIŞ BEYSBOLU
ZAMAN DİLİMİ      MAYIS AYI
KURALLAR      TEKİRE BİR GÜN TAZE YİYECEK VE SU VERİLECEK

      TEKİRİN YUVASI HER SALI VE CUMARTESİ GÜNÜ TEMİZLENECEK

       ANNESİ, AYŞE’YE HATIRLATACAK, AMA BU İŞLERİ YAPMAYACAK.

BAŞARISIZLIK DURUMUNDA UYGULANACAK SONUÇ        TEKİRİN YUVASI AYŞE’NİN ODASINDAN ÇIKARTILIP OTURMA ODASINA KONULACAK.

 

1. VURUŞ II.VURUŞ III.VURUŞ  

OYUN DIŞI KALMA

 

 

Haziran ayının sonundaki sonuç: tekirin yuvası bodrum kata konulacak.

Temmuz ayının sonundaki sonuç: tekir satılacak.

Bu yöntemi uygularken dikkat edilecek noktalar

ü      Bu yöntemi sık sık tekrarlanan önemli problemler için, ama her seferde tek bir problem için kullanın.

ü      Gerçekçi zaman dilimleri, kurallar ve sonuçlar kullanın. İşleri çocuğunuzun başaramayacağı kadar zor yapmayın. Çocuğunuzun yaşını, kişiliğini ve yaşam tarzını dikkate alın.

ü      Vuruşlar konusunda tartışmayın. Eğer, kuralı bozarsa bir vuruş olacaktır.

ü      Çocuğunuza isterse, hatırlatmalarda bulunmanızın bir sakıncası yoktur.

Beraberce problem çözme

Çocuklar, kendileri hakkında karar verme sürecine dâhil edilerek, onlara saygı göstermemiz ve cesaret vermemiz, problem çözme sürecinin çocuklar üzerinde çok etkili olmasını sağlar. Problem çözmenin temel basamakları:

1-     Problemi konuşmak için rahatsız edilmeyeceğiniz ve sakin bir zaman seçin.

2-     Problemi duygularınızı katmadan tanımlamaya çalışın.

3-     Çocuğunuzun, problemi kendi açısından anlatmasına izin verin ve sessizce dinleyin.

4-     Mümkün olan bütün çözümleri beraberce tartışın.

5-     Hangi çözümü seçeceğinize ve izleyeceğinize karar verin.

Başarının anahtarı, bir sonuca ulaşmak için beraber çalıştığınızı hiç unutmamalısınız. Eğer sizin kafanızda bir çözüm varsa ve başka hiçbir çözüm sizi tatmin etmeyecekse, bu tekniği kullanmak için uygun bir zaman değildir.

Bu yöntemin en güzel yanı, problemin çözümüne çocuklar kendileri de katıldıkları için, çözümün uygulamasını sizin onlara dikte edeceğiniz bie çözümden daha kolay benimsemeleridir.

Artık çocuğunuzun işbirliğini arttırmak için, etkili ve gerçekçi bir disipline temel hazırlayacak pek çok yeni beceri öğrendiniz. Kendiniz ve aileniz için bu becerilerden yararlanabilirsiniz. Her yeni uyguladığınız yöntemi, başarılı olma şansı olabilecek kadar uzun bir süre uygulayın. Özellikle daha önceki yaptıklarınızdan çok farklı olan yöntemleri saçma ve garip bulabilirsiniz. Unutmayın ki, bu teknikleri uygulamak sadece çocuğunuzu değil, sizi de değiştirecek. Bazı ebeveynler, uyguladıkları yeni teknikleri o kadar kendi hayatlarının bir parçası olarak hissetmeye başlamışlar ki, eskiden ne yaptıklarını hatırlamakta güçlük çekmişler. Bu değişiklikleri uygulamanın çok fazla sabır ve tekrar gerektirdiği de bir gerçektir.




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Anne-babaların çocuklarına karşı göstermiş oldukları tutum ve davranışları çocuklarının zararlı madde kullanmaya başlamalarında veya bu tür madde kullanımından uzak durmalarında büyük etkisi vardır. Yaptığımız araştırma bunu doğrular niteliktedir. Nitekim araştırmamızda zararlı madde kullanan öğrencilerin %49 unun ailesinin otoriter olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde zararlı madde tüketen öğrencilerden %56 sının ailesinden yeterince ilgi göremediği saptanmıştır. Özellikle [...]

Önceki Yazılar

Evlat edinilmiş çocuğun geleceği üzerinde art arda incelemeler yapan birçok uzman, bu çocukların zihinsel gelişimlerinin normal sürdüğü, ancak evlat edinen anne-babasının, genelde kaygılı mükemmellik isteyen davranışına, kültürel durumuna, aile ortamına bağlı değişimler gösterdiği konusunda görüş birliğindedirler.
Psiko-sosyal ve duygusal gelişimde, pek çok faktör etkilidir. Bunlardan en önemlileri, evlat edinen, anne–babanın tavrı, çocuğu evlat edinilene kadar yaşadığı [...]

Sonraki Yazılar

Arşivler
 
Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031