Adem Esen
BİR İNSAN HANGİ LİMANA ULAŞMAK İSTEDİĞİNİ BİLİYORSA, ONUN İÇİN HER RÜZGAR UYGUNDUR.

Çocukların Zararlı Alışkanlıklar Kazanmasında Anne – Baba Tutumlarının Etkisi

Ocak 18th 2012 ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ

Çocukların Zararlı Alışkanlıklar Kazanmasında

Anne –Baba Tutumlarının Etkisi

Anne-babaların çocuklarına karşı göstermiş oldukları tutum ve davranışları çocuklarının zararlı madde kullanmaya başlamalarında veya bu tür madde kullanımından uzak durmalarında büyük etkisi vardır. Yaptığımız araştırma bunu doğrular niteliktedir. Nitekim araştırmamızda zararlı madde kullanan öğrencilerin %49 unun ailesinin otoriter olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde zararlı madde tüketen öğrencilerden %56 sının ailesinden yeterince ilgi göremediği saptanmıştır. Özellikle bu sonuç anne-baba desteğinin yoğunlukla ihtiyaç duyulduğu ergenlik dönemindeki ergenin yeterli ilgi görememesi sonucunda duygusal ve sosyal bir boşluk yaşamasına sebep olmaktadır. Böyle bir durumdaki ergenin bu boşluğu kapatmak amacı ile zararlı maddeye yönelmesi söz konusu olabilmektedir.

Bu nedenle ailelerin, bu tür zararlı madde alışkanlığı kazanmaması için çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda aşağıda belirtmiş olduğumuz hususlara dikkat etmeleri kendileri ve çocukları açısından faydalı olacaktır.

Anne-babalar çocuklarının olumsuz davranışlarına bakıp üzüleceklerine bu olumsuz davranışların hangi sebepten kaynaklandığını belirlemeleri gerekir.

Çocukların (çocukluk, erinlik, ergenlik dönemleri) olumsuz davranışlarının altındaki sebepler bilinirse çocuğa daha kolay yardımcı olunabilecektir. Bu açıdan, çocukların kullandıkları olumsuz davranışlarının sebepleri şu şekilde sıralanabilir:

1-  Dikkat çekme mekanizması: Çocuk ilgi ve hizmet ister.

2-  Yetki-Güç: Çocuk otoriter olmak ister.

3-  Öç alma: Çocuk diğerlerini kırmak ister.

4-  Yetersizlik veya varsayılan yetersizlik: Çocuk yalnız bırakılmak ister.

Olumsuz davranış sergileyen çocuk, genellikle cesareti kırılmış olduğu için, bu davranışları yaparken düş kırıklığını ifade eder. Çocuğun şevkinin kırılması, çocuğun olumsuz davranmasına neden olur. Böylece çocuk, olumsuz davranarak önem kazanacağına inanır.

Çocuk özel ayrıcalıklar elde etmek için ilgi ister , gücünü göstermeye yönelir , öç almaya yönelir veya  yetersizlik sergiler.

        Dikkat Çekme Mekanizması:

Çocuk grubun bir parçası olamayacağına inandığı zaman önce toplumsal açıdan kabul edilen yollarla ilgi çekmeye çabalar; eğer bu etkisiz olursa, dikkati çekebilen her şeyi dener.

Çocuk görmezlikten gelinmek yerine cezalandırılmayı tercih eder. Bu mekanizmayı daha çok öğrenme güçlüğü olan çocuklar kullanır.

Bazen ilgi çekmek amacı ile çocuklar olumsuz davranmak yerine, ana-baba ya da yetişkinlerle işbirliği yoluna gidip kendilerinden istenildiği gibi davranma yolunu seçerler.

Burada büyüğe düşen görev çocuğun bu işbirliğini pekiştirmektir. Aksi takdirde çocuk dikkat çekmek için zararlı maddeye başlar ve bu alışkanlık haline gelebilir.

          Yetki:

Çocuk yetişkinin gözünde değerinin olmasını, yetişkini manuple (yönlendirme) etme, denetleme ve ona egemen olma yeteneğine dayandığına inanır. Çocuk emredilmeyi reddeder ne isterse yapar, böylece kontrol ve yetkisinin olduğunu sergiler.

Eğer, yetişkin yetki mücadelesine tepki verir ve uysallığı pekiştirmek amacı ile daha fazla yetki gösterisinde başarılı olursa, çocuk, yetkinin değerine daha fazla inanır. Burada amaç, yetişkini devreye sokmaktır. Eğer yetişkin devreye girerse çocuk belirgin bir zafer kazanır. Yetkisini gösteremez ise bile çocuk her karşı gelmesinde doyum elde eder ve bu davranışı ileride sergileme yoluna gider.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar yetkiyi kendi değerlilik duygularını ortaya koymak için kullanırlar. Eğer birey öğrenmede güçlük çekerse, başkaları üzerinde yetkisi olduğunu kendine ve dünyaya sergilemeye yönelir.

Okuldan gelişte ekmek getirmesi istenen çocuğun unutmasının bellek problemi mi yetki gösterisi mi olduğu anlaşılmalıdır.

Ayrıca otoriter veya patron olma duygusu gelişen bir gençte olumsuz davranışlar gelişebilir. Bu olumsuz davranışların içinde madde kullanımı da olabilir.

         Öç Alma:

Amacı öc alma olan çocuğun, artık ilgi ya da yetki mücadelesi ile durumunu koruyamadığı algılanır. Çocuk başkalarını inceleyerek önem kazanma yeteneğine sahiptir.  “Sevilemiyorum, gücüm yok. Fakat benden nefret edebilirler.”

Sadece ait olma eksikliğinden dolayı, çocuğun cesaretinin kırılmasından sonra, çocuk tarafından bu hedef aranmıştır. Çocuk,herkesin kendisine karşı olduğuna ve önemsenmediğine  karşı tepkinin tek yolu, ona davranıldığı gibi misillemede bulunmaktır.

Öc alma duygusuna sahip olan bir gencin anti-sosyal davranışlar göstermesi dolayısı ile zararlı maddeleri kullanma ihtimali yüksektir.

        Varsayılan Yetersizlik:

Bu hedefe sahip olan çocuk, yetersizliği ile kendini anlatır, beklentisi başarısızlıktır ve katılımdan kaçmak için yetersizliğini kullanır. Yetersizliğine kendini inandırmış çocuk, bir daha çaba göstermez.

Yalnız bırakılmak ister, grubun içerisinde hiçbir şey istenmedikçe grubun üyesi olarak görülür.

Gerçek ya da hayal edilen aşağılık duygusunun arkasına saklanarak çocuk, daha utandırıcı yaşantıları önleyeceğine inanır.

İlişkiyi sürdürmek için en etkili yolun yetersizlik olduğunu kabul eder, inanır. Artık var olmadığı halde çocuk yetersizlikler ortaya koyar.

Yetersizlik duygusuna sahip gençler başkalarının özellikle arkadaş grubunun etkisinde kalır, onların her dediğini yaparlar. Eğer arkadaş grubu herhangi bir zararlı madde kullanıyorsa bunlar da o maddeye hemen başlayabilirler.

Özellikle anne-babaların çocuklarına karşı yanlış tutum ve davranışları çocukların ve gençlerin kişiliklerini olumsuz şekilde etkilemektedir. Anne-babalar çocuk yetiştirirken farkında olmadan hatalar yapmaktadırlar. Yapılan bu hatalar çocukların bütün hayatını olumsuz bir şekilde etkilemektedir.

Araştırma sonuçlarına bakılınca; öğrencilerin zararlı madde kullanmaya başlamasının  11-14 yaşları arasında yoğunlaştığı görülmektedir.

Zararlı madde kullanan öğrencilerin ailelerinin davranışlarına bakıldığında;

      1- Çocukların bakış açısına göre “ana-babalarının otoriter” oldukları,

      2- Çocukların bakış açısına göre ailelerin çocukları ile ilgilenmedikleri,

      3-Ana-babaların çocuklarından “aşırı beklenti içinde olmaları” ile “hiç beklenti içinde olmamalarının” etkili olduğu,     

      4- Çocukların zararlı madde kullanmalarına ana-babaların etkisinin aynı olduğu ancak kardeşlerin  (%35)  daha fazla etkili olduğu,

      5- Ailelerin ekonomik durumunun “çok kötü” olarak algılandığı,

      6- Ana-baba ile çocukların arasındaki ilişkinin (%60) bozuk olarak algılandığı, görülmüştür.




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Çocuklarda inatlaşma her yaş döneminde görülür. Bağımsız birer birey olduklarının farkına varmaya başlamaları ve dünyayı keşfetme merakları bu inatlaşma sürecini tetikler. Çocuklar anne-babaları ve çevresindekiler ile ayırım yapmaksızın her zaman ve her konuda çatışmaya girebilirler. Çocukların bir inatlaşma nöbeti süresince fikir değiştirdiğine tanık olabilirsiniz. Bazen, neyi isteyip neyi istemediğini bile anlayamazsınız. Örneğin, acıkmıştır ama evdeki [...]

Önceki Yazılar

Çocuk yetiştirme biçim ve yöntemleri bireyin gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Değişen yaşam koşulları, kuşaklar arasındaki fark, bir önceki kuşaktan öğrenilen bilgiler, yaşanan kültür ve sosyo-ekonomik düzey anne-babanın çocuk yetiştirme biçim ve yöntemlerini etkileyen faktörlerden birkaçıdır. Tüm bunlar anne-babanın çocukların gelişimleri için uygun ortamları hazırlamasında etki eder. Tüm bu etkilere rağmen, ilk bebeklik döneminden başlayarak, [...]

Sonraki Yazılar

Arşivler
 
Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031