Adem Esen
BİR İNSAN HANGİ LİMANA ULAŞMAK İSTEDİĞİNİ BİLİYORSA, ONUN İÇİN HER RÜZGAR UYGUNDUR.

ÇOCUKLARDA BENLİK SAYGISI

Ocak 18th 2012 ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ

ÇOCUKLARIN BENLİK SAYGISINI GELİŞTİRME

Çocuklarınızın hayatta kazanacağı başarı ve mutluluk düzeyi ile sizin onları yetiştirme tarzınız arasında kesin bir ilişki vardır. Olumlu ve etkili ebeveynlik, mutlu ve başarılı çocukların ileride mutlu ve başarılı yetişkinler olma olasılığını arttıracaktır. Çocuklarınıza verebileceğiniz en güzel ödül nedir? Sağlıklı bir benlik saygısı: dışarıdan bir müdahaleye dayanmayan o içsel mutluluk, kendisini özde değerli görme becerisi, yaşanan her günü tatminkâr hale getiren o esneklik,  dürüstlük ve her şeye açık olma duygusu. Çocuğunuzun benlik saygısını çok ciddi bir şekilde etkileyebilirsiniz. Bu bir gecede oluşmaz ve tek bir şeye bağlı değildir. Sizin tutumunuza ve çocuğunuzla gün boyu aranızda oluşan etkileşime bağlıdır.

Dr. Larry Koenig ‘’benlik saygısı planlı yada plansız şekilde, büyük ölçüde ebeveynler tarafından şekillendirilmektedir’’ der.

SÖZCÜKLERİ ÇOK DİKKATLİ SEÇİN

Çocuklar kendileri ile ilgili imajlarını, özellikle erken yaşlarda bizden aldıkları verilere dayanarak oluştururlar. Çocuklar bizden kendi varlıklarını doğrulayıcı bilgiler isterler. Onların kim olduğu konusunda, kendilerine verdiğimiz, sözlü ya da sözsüz bütün ipuçlarına karşı çok duyarlıdırlar. Çocuklar içgüdüsel olarak ebeveynlerinin sevgi yada onayını isterler. Tepki veren çocuk: karşılanmamış bir ihtiyaçla ilgili mesaj göndermektedir. Çocuk oldukları için bu ihtiyaçlarını tam olarak açıkça ifade edemezler. Bizler de insan olduğumuz için, her zaman bunları tahmin edemeyebiliriz. Ebeveynler olarak yapabileceğimiz, onlara büyüdükçe daha güçlü ve kendine yeter hale gelecek olan, önemli, değerli ve farklı insanlar olduklarını sözlerimiz, vücut dilimiz ve hareketlerimizle hissettirmektir.

Çocuğunuzla gün boyu oluşturduğunuz etkileşim, büyük bir yapının yapı taşlarını tek tek yerleştirmek gibidir. Yapının tümü için her bir taş ne kadar önemliyse, çocuğunuzun öz benliğinin oluşmasında her gün yaşanan olaylar o denli önemlidir.

Yıkıcı olan bazı ebeveyn sözcükleri

-         Kötü çocuk.

-         Hiçbir zaman dinlemiyorsun.

-         Aptallık etme.

-         Kim seninle arkadaş olmak ister.

-         Bir gün aklını da bir yerde unutup gideceksin.

-         Büyü artık, bebek gibi ağlama.

-         O saçlarla ne kadar çirkin gözüktüğünü tahmin edemezsin.

Şaka olarak söylenmiş bir söz bile ciddiye alınabilir ve ‘’sen değersiz ve yetersizsin’’ şeklinde algılanabilir.

Çocuğunuzla konuşurken söylediğiniz her şeyi dinleyin, özellikle onların bir davranışını onaylamadığınız zamanlarda. Sizi dinlemiyor gibi gözüken çocuklar bile, söylediğiniz her sözü ve yaptığınız her eleştiriyi almaktadır. Bu nedenle, eleştiri yaptığımız zamanlarda sözlerinizi çocuğun kişiliğine değil, davranışlarına yöneltmelisiniz.

Sözcüklerinizi seçerken görmek istemediğinizi değil, görmek istediğinizi vurgulayın.

Örn:                                                      

Yemeğini unutma                                          yemeğini hatırlıyorsun, değil mi?

Sana kaç kere söylemem                           Sana sadece bir kez söylemem yeterli olmalı

gerekiyor.

Bu kadar kaba olma                                    biliyorum, çok kibar olabilirsin ve senden  

                                                                        onu bekliyorum.

Çocuklarınızın olumlu düşünme becerileri geliştirmelerine yardımcı olun:

Büyüme ve gelişme sürecinde çocuklar, pek çok kez kendilerine yönelik şüphe ve korku dönemlerinden geçerler. Her zaman kendilerini başkaları ile karşılaştırırlar ve genellikle bir eksiklik bulurlar. Ebeveynler olarak, çocuğumuzda olumlu düşünme becerileri kazandırarak bu doğal eğilimi engelleyebiliriz.  Çocuklarınızı gerçekten dinleyip, onların olumsuz düşüncelerini yenmelerine yardımcı olabilirsiniz. Bu tabi ki, kendiniz olumlu düşünmeyi becerebilirseniz daha kolay olacaktır.

Çocuğun olumsuz cümlesi                          ebeveynin olumlu cevabı

Bunu yapamıyorum.                                     Biraz daha zaman harcayıp, tekrar dene. Ben sana güveniyorum.

Ben tarihi hiç beceremiyorum.                   Daha önceleri iyi notlar getirdin. Yine

                                                                       Yapabileceğinden eminim. Matematikten

                                                                       getirdiğin pekiyi notuna bak.

Ebeveynler, çocuklarının hayata her zaman olumlu bakmalarını umarlar, ama bu genellikle şansa bırakılır. Bu konuyu ele alıp, çocuklarınızın düşüncelerini olumlu yönde geliştirmeye çalışırsanız, çok heyecan verici sonuçlarla karşılaşırsınız.

ÇOCUKLARINIZIN EN İYİ YÖNLERİNİ ORTAYA ÇIKARIN VE GELİŞTİRİN

Her çocuğun daha yetenekli ve güçlü olduğu alanlar vardır. Kimisi akademik konularda, kimisi sanatta, sporda veya iletişimde daha başarılı olabilir. Kimisinin doğal bir espri anlayışı, çok yumuşak ve verici bir doğası veya yaşamak için sonsuz bir enerjisi ve isteği olabilir. Sonuçta her bireyin dünyaya sunabileceği özel bir şeyi ve değer sayılması için özel nedenleri vardır. Bir çocuğun kendi özel yeteneklerinin farkında olarak büyümesinde ve onları keyifle kullanmasında ebeveynlerin çok önemli rolü vardır.  Farkında olunmayan ve beslenmeyen yetenekler, solmaya ve yok olmaya veya hep yok olmaya mahkûmdur. Ebeveynlerin sevgi dolu yönlendirmeleri çocuğun içsel yeteneklerini kuvvetlendirir ve genişletir. Bu duygular, çocuğun benlik saygısını arttırır. Belli bir konudaki uzmanlık

Duygusu, çocuğun diğer alanlardaki başarılarını da olumlu etkiler. Çocuğunuzun gücünü çeşitli yolarla arttırabilirsiniz. Her şeyden önce, ona yeni deneyimler kazanması için fırsat verin. Okul dışı faaliyetler sonsuzdur. Çocuğun katılımına ve sorumluluk almasına izin verilirse, evdeki işler de küçük bir çocuk için bile çok şey öğrenilebilecek birer deneyime dönüşebilir. Marketteki alış veriş, yeni yürümeye başlayan küçüğünüzün katılımını sağlayacak bazı yöntemlerle korkunç bir kabustan zevkli bir hale dönüşebilir. Uygun rafların yanına gidip, çocuğunuzun tanıdık olan ürünü alıp sepete

Koymasını isteyebilirsiniz. Hafif olan paketleri kasalara onun çıkarmasına izin verebilirsiniz. Marketten eve taşıması için, ona hafif bir torba hazırlayabilirsiniz. Eğer ebeveynler, çocuklarının bu tür sorumluluklar almasına izin verirse, hem sosyal davranışların gelişimi açısından, hem de çocuğun kendine verdiği değer açısından sonuç çok olumlu olabilir.

Eğer çocuk yeni bir şey denediğinde, onu seviyor ve başarıyorsa, denemeye devam etmesi için olumlu pekiştireç verilmelidir. Çocuğunuza, o işi başardığında daha çok sevileceğini değil de, o işi başarmanın verdiği içsel mutluluğun ona kazandıracaklarını vurgulamaya çalışın. Diğer bir deyişle, onu başarılarından dolayı değil de, kişiliğinden dolayı sevdiğinizi anlatın. Çocuğunuzun güçlü olduğu noktaları vurgulamayı alışkanlık haline getirin.  Ebeveynleri tarafından sevildiklerini ve takdir

Edildiklerini hisseden bireyler, hayatta her zaman bir adım öndedirler. Kendilerinin değerli ve farklı olduğu duygusunu hep hissederler ve zor zamanlarında bu sevgiden güç alırlar.

ÖVME VE YÜREKLENDİRME

‘’İşten eve doğru dönerken, arabanızın radyosunu dinliyor ve şarkıya eşlik ediyorsunuz. Bir an önce eve varıp, ayaklarınızı uzatmak istiyorsunuz. Birden, aynadan arkadaki polis arabasını fark ettiniz. Sizi durdurduğunda elleriniz titremeye, kalbiniz  hızla çarpmaya başlıyor. Ne yaptım acaba diye düşünüyorsunuz. Memur ehliyet ve ruhsatınızı istiyor. Cüzdanınızdaki bütün kağıtları boşalttıktan sonra, nihayet gerekli evrakları buluyorsunuz. Memur ehliyetinize bir göz attıktan sonra, gözlüğünü çıkarıyor ve size dikkatlice bakarak,’size sadece teşekkür etmek istemiştim. Bir süredir arkanızdan geliyorum, çok saygılı ve örnek bir sürücüsünüz. Size bu güvenilir sürücü belgesi vermek istiyorum ve takdirlerimi sunuyorum. İyi günler!’ ‘’

ilk şoktan sonra, kendinizi nasıl hissederdiniz? Gururlu? Mutlu? Önemli? Bu hikayeyi kim bilir kaç kişiye anlatırdınız. Yolda  ilerlerken, karşılaştığınız insanlara gülümsemez miydiniz.

Övgü, davranışın tekrarlanmasını sağlar ve etkileri yaşamın diğer yanlarına da yansır. Benlik saygımızı arttırır, hayatta daha iyi şeyler yapmak için bizi yüreklendirir.

Etkileri uzun sürelidir ve devamlı artar. Diğer güzel bir yanı da, övgüyü veren kişiye olumlu duygular besleriz.

Övgü, kişileri motive etme konusunda çok güçlü bir araçtır. Çocukların olumlu davranışlarını pekiştirmede maddi ödüllerden veya cezalardan daha etkili bir yoldur. Övgü çocukların kendi kendilerine ilerlemelerini sağlar.

Hiçbir zaman çocuğunuzu gerektiğinden fazla övdüğünüzü düşünmeyin. İçten bir övgü, onay ve takdir çocuğunuza sunabileceğiniz en iyi ödüllerden biridir.

YÜREKTEN DİNLEYİN

Çocukluktaki yara bereleri atlatabilmek için, sadece çocuğunuzun yanında olmanız yeterlidir. Çocuklar bütün dünyanın başlarına yıkıldığını hissettikleri zamanlarda; sığınabilecekleri emin, güvenli bir yerin onları sonsuz ve önkoşulsuz bir duyguyla seven birilerinin varlığını bilmek ihtiyacındadırlar.

Dinlemek de konuşmak kadar beceri gerektirir. Sadece belli sesleri algılamak değildir. Aktif dinleme; ilgi, empati ve saygı gibi duyguları yansıtan davranışları içerir. Çocuğunuzun size söyleyecek önemli bir şeyleri olduğunda, dikkat etmeniz gereken bazı hususlar var, şunlardır:

ü      Elinizdeki kağıdı yada bezi bırakın. Televizyonu kapatın. Çocukla mümkün olduğu kadar göz teması kurun. Eğer gerekli görürseniz, fiziksel temas da  kurun.

ü      Hemen öneriler, fikirler ve dersler vermeye kalkmayın. Çocukların genellikle kendi seslerini dinlemeye ihtiyacı vardır. Ne yapmak istediklerini saptayabilmek için başka birisinin onları dinlemesi gerekir.

ü      Uygun sorular sorarak yada ‘hmm’ ,‘evet’ gibi sözcükler kullanarak gerçekten dinlediğinizi göstermeye çalışın.

ü      Çocuğunuzun korkularını, endişelerini ve çeşitli duygularını onaylayın. Çocuklarınız size olumsuz duygularla geldiklerinde, onları sakinleştirmeye çalışmak yarardan çok zarar getirir. Çocuklar, gelişmelerinin bir parçası olarak, duygularına güvenmeyi ve onları dinlemeyi öğrenmeliler. Onları azaltmaya çalışarak, çocuğa duygularının yanlış yada önemsiz olduğu mesajını vermiş olursunuz. Böyle çocuklar, büyüdükleri zaman ya duygularını bastırırlar yada duygularını tanımlayamayan, hatta ne olduğunu bilemeyen kişiler olurlar.

ü      Çocuğun problemin içinde kaybolmasına izin vermeyin ve olası çözümler üzerinde yoğunlaşmasını sağlayın. Eğer durumda çözülebilecek bir şey yoksa çocuğunuzun duygularını dışa vurmasına imkan tanıyın.

SEVGİ KANATLARINIZIN ALTINDA BÜYÜR

Çocuklar için, sağlıklı bir benlik saygısı geliştirmenin en güçlü yardımcısı sevildiklerini bilmektir. Tümüyle. Çok farklı bir şekilde.  Ve önkoşulsuz olarak. Eğer çocuklar sizin dünyanızdaki yerinin güvenli olduğunu bilirse, daha büyük dünyaya da güven içinde geçebilir.

Çocuğunuza sevdiğinizi hissettirin.

Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin. Çocuk takdir edildiği ve kendine özgü kişiliği kabul edildiği zaman sevildiğini hisseder. Eğer çocuk kronik olarak eleştirilirse ve ebeveynin kendisini başka birisi yapmasını hissederse sevilmediğini düşünür. Çocuğunuzun bazı temel özellikleri hoşunuza gitmese de bu özelliklerin onun kendi seçimi olmadığını bilmelisiniz. Bu tür özellikler genellikle biyolojik olarak belirlenir. Seven bir ebeveyn olarak, yapmanız gereken, çocuğunuza kendisinin ‘’yanlış’’ bir kişi olduğu hissini vermeden, istenilen davranış değişikliğini destekleyecek yöntemler bulmaktır.

Çocuğunuza dokunun, onu kucaklayın ve öpün.

Sevginizi ifade edin.

Çocuklarınıza her gün onlara karşı duymuş olduğunuz saf ve önkoşulsuz sevgiyi gösterirsek, en fırtınalı günleri bile atlatabilecek sağlam ve güvenli bir ilişki oturtmuş oluruz.  

ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ VE ÇÖZÜM YOLLARI

 

Özgüven şu kavramlarla tanımlanabilir: fikirlerini kabul ettirmek, iyimserlik, istekli olmak, sevgi, gurur, bağımsızlık, güven, eleştirilere açık olmak, duygusal olgunluk ve kapasitesini doğru değerlendirme becerisine sahip olmak.

Özgüven Nedir?

Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik, boyun eğme, aşırı uyum gösterme, yalnızlık, eleştirilere karşı hassas olma, güvensizlik, depresyon, aşağılık duygusu ve sevilmediğini hissetme gibi kavramlarla tanımlanabilir.

Özgüven Eksikliği Nasıl Gelişir?

Aşağılık duygusu, umutsuzluk gibi duyguları, genellikle evde, okulda veya işte yaşadığımız kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonra ortaya çıkar. Örneğin, siz büyüme aşamasındayken, ebeveynleriniz size sağlıklı ve destekleyici bir çevre sağlayamamış olabilir. Size karşı çok eleştirel, talepkar ve/veya aşırı koruyucu olabilirler. Sonuç olarak, kendiniz hakkında olumsuz düşünmeye başlarsınız.

  • Aileden birini veya yakın bir arkadaşı kaybetmek. Örneğin: anne-babanızın boşanması, evinizden ilk kez ayrılıyor olmak (ailenizden ve arkadaşlarınızdan ayrı olmak), erkek/kız arkadaşınızdan ayrılmak.
  • Başarısızlık, hayal kırıklığı gibi olumsuz olayları bir deneyim gibi algılamaktansa, bunların üzerinde fazla durmak.
  • Kendini veya yeteneklerini çok acımasız bir şekilde eleştirmek.
  • Olayların sonuçlarını, gerçekte olduklarından daha kötü bir şekilde değerlendirmek.
  • Ailenizin ve arkadaşlarınızın, sizinle ilgili istek ve beklentilerini karşılayabilmek için çok fazla baskı hissetme ve bu durumun sizin kendi kimliğinizi geliştirmenize ve kendinize ait kararlar almanıza mani olması.
  • Gerçekçi olmayan hedefler belirleme.
  • Başarısızlık korkusu. Örneğin; bir dersinizden kaldığınızda, kendinizi bir dersten kalmış, iyi bir insan olarak düşünmektense, işe yaramaz ve başarısız biri olarak düşünmek.

 

Özgüveninizi Nasıl Arttırırsınız?

  • Kendiniz hakkında olumlu düşünün.
  • Özgüveninizi ve kendinizle ilgili memnuniyetinizi destekler. Psikolojinin öncülerinden William James şöyle der: “ Kendinden memnun olmak = Ne başardığımız / Başarmayı hedeflediğimiz şey ”
  • Bir şey başardığınızda kendinizle gurur duyun ve kendinizi ödüllendirin.
  • Kötü veya üzücü bir şey olduğunda, olumsuz düşüncelerinizin farkına varın. Tamamen duygularınızla hareket etmek yerine, içinde bulunduğunuz durum hakkında mantıklı olarak düşünün.
  • Zayıf taraflarınız yerine, güçlü taraflarınıza ağırlık verin. Belirli konularda, diğerlerine göre daha becerikli ve iddialı olduğunuzun ve hayatınızın her alanında mükemmel olmanın imkansız bir şey olduğunun farkına varın.
  • Yaptığınız ve başardığınız şeyleri sadece şansa bağlamayın. Bunun yerine, kişisel başarılarınız için kendinizle de gurur duyun.
  • Fikirlerinizi savunun. Diğer bir ifadeyle, başkalarının haklarını ihlal etmeden, kendi duygularınızı, düşüncelerinizi, inançlarınızı, ihtiyaçlarınızı, dürüst ve net bir şekilde ifade etmeyi öğrenin.
  • Haklarınıza sahip çıkmayı öğrenin ve sizin için makul olmayan isteklere “hayır” deyin. Fikirlerinizi açık ifade edebilme konusunda alacağınız bir eğitim, özgüveninizin gelişmesinde size çok yardımcı olabilir.
  • Yaşamınızda önemli olduğuna inandığınız sorunların bir listesini çıkartın. Daha sonra bunları iyileştirmenin veya değiştirmenin yollarını yazın. Bütün sorunlarınız tabii ki kolay ve hızlı bir şekilde çözülemez ama hemen harekete geçebileceğiniz bazı alanlar da olacaktır.

 

Özgüveni İyileştirmek için Hatırlanması Gerekenler

· Kötü şeyler yerine iyi şeylere ağırlık verin.

· Kendiniz hakkında olumlu düşünün.

· Deneyimlerinizden ders çıkartın.

· Gerçekçi hedefler belirleyin.

· Cesaretli olun.

· Öğrenmeye devam edin.

· İşe yarar şeyler yapın.

· Basitliğe önem verin.

· Değişimi hoş karşılayın.

Gerçekçi olan ve beklentilerinizi karşılayan hedefler belirleyin. Makul seviyede hedefler belirleyin ki, böylece başardığınız şeyler, başta ulaşmayı düşündüğünüz hedeflerlere yakın olsun.




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Anne -babaların en önemli kaygılarından biri çocuklarıyla yeterli zaman geçirememeleri ve bunun çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi olmaktadır.

Özellikle çalışan ve dolayısıyla çocuklarıyla baş başa geçirilecek zamanları yetersiz olan anne-babalar bu kaygıyı daha yoğun yaşamaktadırlar. Yoğun iş temposu, başka yaşam zorunlulukları zaman zaman anne-babaların eve çok geç saatlerde gelmelerine ve bu nedenle de bazen neredeyse çocuklarıyla hiç [...]

Önceki Yazılar

Çocuklarda inatlaşma her yaş döneminde görülür. Bağımsız birer birey olduklarının farkına varmaya başlamaları ve dünyayı keşfetme merakları bu inatlaşma sürecini tetikler. Çocuklar anne-babaları ve çevresindekiler ile ayırım yapmaksızın her zaman ve her konuda çatışmaya girebilirler. Çocukların bir inatlaşma nöbeti süresince fikir değiştirdiğine tanık olabilirsiniz. Bazen, neyi isteyip neyi istemediğini bile anlayamazsınız. Örneğin, acıkmıştır ama evdeki [...]

Sonraki Yazılar

Arşivler
 
Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031