Adem Esen
BİR İNSAN HANGİ LİMANA ULAŞMAK İSTEDİĞİNİ BİLİYORSA, ONUN İÇİN HER RÜZGAR UYGUNDUR.

ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ANNE BABALARIN EN ÇOK YAPTIKLARI HATALAR

Ocak 18th 2012 ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ

Çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı bir ruh yapısına, şahsiyetli ve karakterli bir kişilik yapısına sahip olabilmeleri için anne- babalara çok büyük görevler düşmektedir.

İdeal anne-babayı tanımlamak zor olmakla beraber başarılı anne-babalar, çocuğun ihtiyaçlarını sezen, onlara uygun yanıtlar veren, aşırı hoş görülü veya katı olmayıp, çocuğa karşı esnek bir yaklaşım içinde olan, davranışlarında belirli bir devamlılık ve kararlılık sağlayan, karşı çıkmadan önce her zaman çocuğun isteklerini dinleyen anne-babalardır. Yine başarılı anne-babalar çocuğun kendi kendisini denetlemesine ortam hazırlayan, çocuktaki sorumluluk duygusunu geliştiren olayların sonuçları ile onları (gerekli dersi almaları için) baş başa bırakan, onlara hak ve özgürlüklerinin sınırını öğreten, çocuklarına korku silahını çevirmeksizin, kendi kendilerini disipline eden ve düşüncelerini özgürce anlatabilen birer birey olarak yetişmelerine imkan hazırlayan kimselerdir.

Anne-babaların çocuklarına karşı yanlış tutum ve davranışları onların kişiliklerini olumsuz şekilde etkilemektedir. Anne-babalar çocuk yetiştirirken farkında olmadan hatalar yapmaktadırlar. Yapılan bu hatalar; çocukların bütün hayatını olumsuz şekilde etkilemekte, çocukların anti-sosyal davranışlar göstermelerine ve ruh yapılarının bozulmasına sebep olmaktadır. Yapılan bu hataları 10 grup şeklinde ifade edebiliriz:

1-      Her Şeyde Mükemmel Olma Duygularını İfade Eden Hatalar;

a)Her şeyde en iyi olmalıyım duygusu: Çocuklardan her şeyin en iyisini en mükemmelini istemek yerine onların çabalarını desteklemeliyiz. Çocuğun kendine güven duygusunu, çocuğun çabasını överek yükseltmeliyiz.

Birbirinden farklı ilgi ve yetenekleri olan çocuklarımızın istediğimiz her alanda başarılı olmalarını beklemek çocuğun daha fazla baskı hissetmesine neden olacaktır. Bu konuda yapılması gereken onların ilgili ve yetenekli olduğu konularda daha fazla destek olarak gelişmelerini sağlamaktır.

b)Başarılarımla varım duygusu: Çocukları şartsız olarak sevmeliyiz ve bunu kendilerine hissettirmeliyiz. Çocuğun başarılı oldukça sevileceğini düşünmesi telafisi zor hatalar doğurmakta ve ailesiyle ilişkilerine zarar vermekte, çocuğun sürekli baskı altında kalmasına neden olmaktadır.

c)Olumsuz duygular kötüdür: Çocuklar kızgınlık, hayal kırıklığı, öfke, gerilim, kaygı engellememeliyiz gibi olumsuz duygular gösterebilirler. Çocukların duygusal halini ortaya koymalarını. “Ağlama çocuğum”, Ona kızmamalıydın”, “Telaşlanma daha iyisini yapacaksın” gibi yaklaşımlar çocuğa hiçbir şey hissetme hakkının olmadığı veya duygularının hiçbir önem arz etmediği mesajını verebilir. Çocukların duygularını anlamalı ve kabullenmeliyiz. Çocuklarımız duygularını ifade etmede ne kadar rahat olurlarsa ilerideki ilişkilerinde de o kadar samimi ve açık olacaklardır.

d)Herkes beni sevmeli duygusu: Çocuklara herkesi memnun edemeyeceklerini bildirmeliyiz. Eğer haklı olduklarına inanıyorlarsa direnmelerini öğretmeliyiz. Herkesi memnun etmeleri gerektiği duygusu ile yetişen çocuklar kendileri hakkında kararsız ve endişelidirler.

e)Hata yapmak ve yardım istemek yanlıştır: Hataların doğal ve kaçınılmaz olduğunu anlayan çocuklar kendilerini büyük bir kabul edilmişlik içinde hissedeceklerdir. Hataların olabileceği ve onlardan dersler çıkarılabileceği gerçeği vurgulanmalı ve böylece çocuğun kendini iyi hissetmesi ve özgüvenini artırması sağlanmalıdır.

2- Çocukları Yanlış Davranmaya Mecbur Etmek: Bütün çocuklar ilgi isterler. Bu ifade temel bir ana-baba ilkesidir. Çocuklar kendilerine bağırmanızı ve azarlamanızı hiç görmezlikten gelmenize tercih ederler. Çocuklar güzel şeyler yaptıklarında ana-babalar onları ödüllendirmeyip bunun yerine çocukları yanlış bir şeyler yapana kadar beklemekte ve o zaman onlara ilgi göstermektedirler. Aslında bu metot, ebeveynin ilgisini çekmek için çocukları yanlış davranmaya itmektedir. Yalnız hata yapılınca ana-babanın gösterdiği tepkiler (ilgiler) bu tür davranışları istemeyerek de olsa pekiştirmektedir. Eğer çocuk onaylanmayan davranışlar gösteriyorsa, ana-babalar bu davranışı göstermediği zamanlarda çocuğu övmelidirler. Çocuğa koşulsuz sevginin bildirilmesi onun kendini güçlü hissetmesini sağlayacak ve gereksiz korku ve güvensizliği azaltacaktır.

3- Tutarsız Olmak: Anne-babalar davranışlarında bir düzen ve tutarlılık oluşturmadılarsa bu durum çocuklarda çeşitli davranış bozukluklarına sebep olabilir. Tutarlılık konulan kuralları ve onların sonuçlarını takip etmek manasına gelmektedir. Eğer bir kural koyduysanız ve bunun etkilerini görmek istiyorsanız söylediklerinizi uygulamaya çalışın. İyi çocuklar hem otoriter hem de liberal ev ortamlarında yetiştirirler. Tutarlı bir düzen çocuğa emniyet, güven ve kontrol hissi verecektir. Ebeveynin tutumundan çocuklar, onların limitlerini deneyip onların sınırlarını aşmaya zorlanmamalıdır. Ana-babaların verdikleri sözde durması çok önemlidir. (Tutarlı günlük işler oluşturulması: Çocuklarınızla oturun ve bir günlük plan oluşturun. Planın eğlenceli ve olumlu olmasına çalışın ve onun ihtiyaçlarına göre düzenleyin.  Tutarlı disiplin: Uygulanması imkansız bir kural koymaktansa, kısa süreli ve sürekli uygulanabilecek sınırlar belirlemek daha iyi olacaktır. Kurallar ve sonuçların tutarlı bir şekilde uygulatılmasında ebeveynler, aralarında anlaşmalarının önemli olduğu gözden kaçırmamalıdırlar.) Tutarlılık sadece düzen ve disiplin konusunda değil, çocuğun güven ve emniyet hissinin gelişmesine yardım etmede de önemli bir yöntemdir.

4- Açık İletişime Kapıları Kapatmak: Etkili iletişim, çocuklara değer vermeyi, problemleri çözmeyi ve başkalarıyla iyi geçinmeyi öğretmek için temel bir kuraldır. Çocuklarla iletişimin açık ve etkili olması için anne- babalar, tam ve samimi bir ilgiyle onları dinlemeyi istediklerini hissettirmelidirler.

a)     Otoriter anne-baba: Bu iletişim tarzı, ebeveynin, çocuğun neler hissettiğine veya neler yaptığına çok az değer verdiğini açıkça göstermektedir.

b) Nasihat verici anne-baba: Çocuğa neler düşünmesi ve yapması gerektiği söylendiği için, bu iletişim tarzı da ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişimi koparmaktadır.

c) Suçlayıcı anne-baba: Suçlayıcı iletişim tarzını kullanan ebeveynlerin çocukları, anne-Babaları ile herhangi bir konuyu görüşme hususunda tereddütlüdürler. Ne yaparlarsa yapsınlar yeterince iyi olmayacaklarını düşünmektedirler.

d)Teselli verici anne-baba: Bu tür anne ve babalar sebep ne olursa olsun bazı acil tesellilerin problemi düzelteceğini düşünmektedir. Bu iletişim tarzı ile çocuklar ebeveynlerinin kendilerini dinlemediklerini veya anlamadığını hissetmektedirler. Her şeyin düzeleceğine dair teselli vermek için acele etmeden çocuğun endişe ve kaygıları ile ilgilenilmelidir.                              

e) Dinleme sanatı: İyi bir dinleyici olmak pasif değil, aktif bir iştir. Ve çocuğa gereken saygı gösterilmelidir. Yansıtıcı dinleme, mesajın duygusal içeriğinin anlaşılmasını ve bunun çocuğa yansıtılmasını sağlar. Çocuklarınızla iletişime hazır ve iyi bir dinleyici olduğunuzu gösteren etkili ve açık bir iletişim için gerekli güven ve emniyet hissini artıran bir ortam oluşturabilirsiniz.

f) Sözsüz iletişim: Çocukların sözle ifade edemedikleri hareketlerine karşı duyarlılık, ebeveynin çocuğun   ruh halini duygularını ve o anda kafasından geçenleri anlamasında çok şey ifade edebilir. Çocuklar da   ebeveynlerinin gösterdiği sözlü olmayan davranışlara karşı çok hassastırlar.

5- Sabitliğe Yöneltmek: Çocuklar problemler, ikilemler ve engellerle karşılaşabilirler. Bu hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır. Çocukları bağımsız ve kendi kendine yeterli olmasını öğretmek yerine istemeyerek onları bize bağımlı olmaya teşvik etmekteyiz. Özellikle 13-19 yaş arasındaki gençler, kendi başlarına öğrenmeleri engelleyip tavsiyeler verildikçe, anne-babaya karşı ya bir hınç besleme veya bir bağımlılık geliştirmeye kalkışacaklardır.

Problem Çözme: Ebeveynin aktif rol oynaması gereken durumlarda çocuğu da bu sürece dahil etmek önemlidir. (Buna problem çözme denir.) Problemi beraber çözmek için çocuğa yardımcı olmaya çalışmak salt emirler ve direktifler yağdırmaktan daha etkili olacaktır. Çocuk problemin çözümüne katılınca ve başarı sağlayınca çocuğun başarı ve işbirliği hissi artabilir. Problem çözme yaklaşımını kullanmak, sorunlu davranışı azaltmaya yardım eder, başka durumlara da uyarlayacağı bağımsızlık, yetenek ve sorumluluk duygusunu artırır.

6- Biz Onlara Karşıyız: Otoriter ebeveynli ailelerde, çocuklar genelde öfke, hayal kırıklığı ve     kırgınlık     içerisinde olmakta, isyana ve büyük güç çatışmalarına neden olan duygulara   kapılmaktadırlar. Çocuklar arasında ebeveynlerin kendilerine karşı olduğu inancı    gelişmektedir.

a) Aile toplantıları: Daha uzlaşmacı bir ortam geliştirmek için ailelerin baş vuracağı en etkili yöntemlerden biri aile toplantılarıdır. Düzenli olarak yapılan aile toplantısı her bir aile ferdine yetki ve kontrol hissi verecektir. Kişilerin değerli olduğu hissini de güçlendirir.

b) Takım olarak hareket etmek: Aile takımının değerli bir elemanı olduğunu hisseden çocuklar, dayanışma içinde olmaya ve karşılıklı problemlerin çözümüne yardımcı olmaya daha isteklidirler. Ebeveynliği ve aile hayatını takım merkezli olarak görmek, çok daha etkilidir. Bu duyarlılığı ve dayanışmayı teşvik eder. Çocukların diğer insanlarla da etkili bir şekilde çalışmasını öğretir  ve onların kendilerini daha güçlü, yetkili ve değer verilmiş hissedilmelerine yardımcı olur.

c) Kardeş rekabetinin üstesinden gelmede takım çalışması: Kardeş rekabetinin üstesinden gelmek için  kardeşlerin problemin çözümüne katkıda bulunmaları kendilerini değerli bir aile ferdi gibi hissetmesini oluşturur.

 7-Yıkıcı Disiplin Kullanmak: Anne-babalar bir hareket planına sahip değillerse gereksiz hatalar yapabilirler. Bu     hatalar disiplin girişimini etkisiz hale getirebilir ve çocuğun özgüvenine zarar verebilir.

a) Kızgın olmadığınız zamanlarda disiplin uygulayın: En yıkıcı hatalardan bir, kızgın olduğunuz zamanlarda çocuklarınız üzerinde disiplin kurmaya çalışmanızdır.    

b) Disiplini yerinde kullanın: Öfkelenildiğinde, taraflar “psikolojik siperlerini” kaldırmakta, kendilerini  savunmaya daha fazla zaman ayırmakta ve probleme işe yarar bir çözüm bulmak için uğraşmak yerine karşı  saldırıya geçmektedirler. Sinirler yatıştığında  problem ele alınırsa olumlu bir sonuca varma olasılığı  yüksektir.  (Bir çocuğa “şimdi çok kızgınım. Sakinleşip bunu düşünmek için zamana ihtiyacım var bu akşam bu konuda tekrar konuşcağız.””demek gerçekten en uygun olanıdır.)

c) İsim takmaktan kaçının: Kızgınlık anındaki disiplin, iletişimi kapatıp çatışmayı artırmanın yanı sıra anne-babaların söylemek istemedikleri sözler sarf etmelerine de neden olabilir. Kızgınlıkla verilen zararın ve sinirlenince kullanılan kırıcı ifadelerin düzeltilmesi çok uzun zaman alabilir.

d) Uygulanabilir ceza verin: Kızgınlık esnasında, anne-babalar çocuklarına çok katı ve uygulanması zor cezalar verme eğilimindedirler. Çocuklar bu cezaların uygulanmayacaklarını bildikleri için aldırış etmiyorlar.

e) Seçenekler sunun: Bu yaklaşım, çocuğun kontrol hissini artırır ve isyanlar ve karşı gelici cevaplar verme ihtiyacını azaltır.

f) Disiplini öğretici olarak kullanın: Disiplin yerinde kullanıldığında davranışları hususunda çocuğunuza dersler verebilir. Ebeveyn olarak en önemli amacın isteklerimize belli bir süre boyun eğilmesi değil,  çocuklarımıza bağımsız, sorumluluk sahibi ve mutlu yetişkinler olabilmelerini öğretmektir.

8- Yaptığım Gibi Değil Dediğimi Yap: En temel ve en etkili anne-baba yöntemlerinden birisi iyi örnek olmalarıdır. Onlara model olmak istediğimiz şekilde davranarak, çocuklarımızın yaşamında güçlü bir olumlu etki oluşturabiliriz. Kişiliğimizi oluşturan temel inanç ve değerlerimiz, günlük hareketlerimiz yolu ile iletilebilir. Eğer çocuk, fikirleri dinlenmiş ve onlara değer verilmişse genç de anne-babanın söylediği şeyleri daha çok dinleyecektir.  Eğer ebeveynler çocuklarına aktif bir şekilde sözle ve davranışlarla sağlam değerler öğrenmişse, çoğu genç, yetişkin olduğunda aynı davranışları benimseyecektir. Ebeveynler olarak medyadaki ve çevredeki olumsuz etkilerden korumalıyız. Bunun yanı sıra hayatın meydan okumalarına karşı koyacakları değer yargıları ve beceriler geliştirmelerine yardım etmeliyiz. Davranışlar sözlerden daha anlamalıdır. Söylediğiniz sözlerden ziyade davranışlarınız kalıcı izler bırakır (sigara gibi).

Anne-babalar hem olumlu hem olumsuz davranışlar için çocuğa örnek olabilirler. İyi örnekler göstererek uygun davranışlar için çocuğunuza model olun.

9- Özel İhtiyaçları Gözden Kaçırmak: Her çocuk farklı güçler, zayıflıklar, ilgiler ve dayanıksızlıklar toplamından müteşekkildir. Hayat tecrübeleri ve doğal istidatlarının aracılığı ile çocuklar, aktiflik, utangaçlık, kendine güven, gerilimlere katlanma kabiliyeti derecelerinde ve diğer sayısız kişilik faktörlerinde farklıdırlar. Aktif olan bir çocuk spora teşvik edilebilir. Çekingen bir çocuğu zihinsel faaliyetlere yönlendirmek lazım, onu rahatsız eden spor ve toplum önünde konuşmaya zorlanmamalıdır.

      a)Dikkat yetersizliği-Aşırı hareketlilik rahatsızlığı (ADHD): ADHD’li çocuklar dikkatsizlik ve aşırı hareketlilik gösterirler. Dikkat yetersizliği olan çocuklar genelde düzensizdirler ve okuldaki işlerini tamamlayamazlar. Bu çocukların çoğu, grup içinde arkadaşları ile olmak yerine birebir ilişki kurulan ortamlarda daha başarılıdırlar. ADHD’li çocuklar normalden daha fazla zeki olabilmekte, dolayısı ile evde veya okulda başarılı olamadıklarında çok büyük hüsrana uğramaktadırlar, zamanla okulla ilgilenmemeye  başlayabilmektedirler. Bu çocukların okulu terk etme durumları yüksektir.  Ve madde bağımlılığı, kanunlarla ilgili sorunları vardır. Çünkü güçlü bir kişilik geliştirme ihtiyacı olan bu çocuklar anne-babalarından, öğretmenlerinden ve yaşıtlarından olumlu bir ilgi görememektedirler. ADHD teşhisi konan çocuklar motivasyon, intizam ve olumlu takviyeye çok iyi tepki verirler. Görevlerine devam ettikleri ve uygun davrandıkları için onları ödüllendirmek gerekir.

 b)Çocukluk depresyonu: Depresyon geçiren bir çocukta geri çekilme belirtileri uyku ve  iştah değişiklikleri, sosyal ilişkilerdeki farklılaşmalar, gittikçe artan bir asabilik, uyuşukluk veya notlarında düşüklük depresyonlarını belli ederler. Çocukluk problemleri ve pek çok kaygı hastalığı ana-babaların çocuklarıyla açık bir iletişim kurmaya çalışmaları ve onlara güçlü bir koşulsuz sevgi vermeleri ile önlenebilir.

c)Öğrenme zorlukları: Öğrenme zorluğu bir insanın çevreden gelen bilgileri doğru  şekilde anlama kabiliyetini veya beynin farklı bölümlerindeki bilgileri başarıyla birleştirmeyi etkileyen bir rahatsızlıktır.  Öğrenme güçlüğü, algı problemi, alınan bilgileri beyinde organize edemeyişi, çabuk unutma, yazarken hatalı ve ağır yazar. Duygusal olarak, bezginlik, kendini güvensiz, değersiz ve kötü hissetme, yeterince zeki olmadığını düşünme, kavgacılık ve çabuk alınmadır. Bedensel yakınmalar (baş ağrısı, bulantı, karın ağrısı) olabilir. Okula gitmekte isteksizlik gözlenebilir. Öğrenme zorlukları, yaşam boyu süren bir durumdur. Çoğu durumda okul işleri, günlük işleri, sosyal ilişkiler veya aile hayatı gibi çocuğun yaşamının pek çok yönünü derinden etkiler. Eğer çocuğun belirli bir alandaki performansı çocuğun IQ testinde verilen beklentileri ile uyuşmuyorsa, çocuk bir öğrenme zorluğu yaşıyor olabilir. Yapılması gereken çocuğun en iyi öğrenebileceği yöntemler üzerinde durulmasıdır.

10- Eğlenceyi İhmal Etmek: Çocuklara her zaman önem vererek onların içinde bulundukları durumdan zevk almasını öğretmek, gelecekte karşılaşabilecek pek çok probleme karşı koymalarına yardımcı olacaktır. Araştırmalar, günlük hayatında mizaha yer veren yetişkinlerin daha sağlıklı olduğunu göstermektedir. Onların bağışıklık sistemi daha dayanıklı olduğunda hastalıklara daha az yakalanmakta ve daha çabuk iyileşmektedir. Ebeveynler için çocuklarımızla anı yaşamanın bilincinde olmak bir maharettir. Anı yaşamak, her dakikayı değerlendirmek ve zamanı dolu dolu geçirmek anlamına gelir. Bu önümüzdekiler küçük şeyler bile olsa ondan zevk almanız demektir. Çocuklar bu kavramı, anne-babalarından, daha küçük yaşlarda iken öğrenmektedirler. Eğer sizi aktif olarak onlarla ilgilenirken veya belli bir anda yaptığınız şeyle görürlerse o ana yoğunlaşmayı öğrenirler. Bu onlara daha mutlu, memnun ve daha şevkli olmayı öğretecektir. Eğlence ve heyecan için küçük işler bile birer fırsat olabilir. Ev işlerini oyuna çevirmek veya avluyu süpürürken şarkı söylemek, mekanın ve anın nasıl yaşanabileceğini çocuklara öğretebilir. O anda nasıl mutlu olunabileceğini çocuğa öğretebilir. Böylece daha mutlu ve daha sağlıklı bir çocuğa sahip olacaksınız.(10 Hata-Dr.Kevin Steede)




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Oyun çocuk için yaşadığı dünyayı ve çevresindeki insanları tanıma yoludur. Çocuk oyun yolu ile yaşam deneyimi edinir, düşünce geliştirmeyi öğrenir. Oyun ve oyuncaklar aracılığı ile hem maddenin özelliklerini öğrenir hem de kendi gücünün sınırlarını deneyerek becerilerini fark eder ve geliştirme fırsatı bulur. Sonuçta oyun çocuk için sadece bir boş zaman etkinliği değil, bir düşünme, öğrenme [...]

Önceki Yazılar

Anne -babaların en önemli kaygılarından biri çocuklarıyla yeterli zaman geçirememeleri ve bunun çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi olmaktadır.

Özellikle çalışan ve dolayısıyla çocuklarıyla baş başa geçirilecek zamanları yetersiz olan anne-babalar bu kaygıyı daha yoğun yaşamaktadırlar. Yoğun iş temposu, başka yaşam zorunlulukları zaman zaman anne-babaların eve çok geç saatlerde gelmelerine ve bu nedenle de bazen neredeyse çocuklarıyla hiç [...]

Sonraki Yazılar

Arşivler
 
Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031