Adem Esen
BİR İNSAN HANGİ LİMANA ULAŞMAK İSTEDİĞİNİ BİLİYORSA, ONUN İÇİN HER RÜZGAR UYGUNDUR.

AİLENİN DAĞILMASI VE ÇOCUK

Ocak 18th 2012 ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ

Aile, çocuğun gerek kişiliğinin gelişimi, gerekse ruh ve beden sağlığı açısından büyük bir önem taşır. Çocuğun sağlıklı aile ilişkilerinden mahrum kalması, onun duygusal gelişimini etkilediği gibi, bedensel ve zihinsel gelişimine de olumsuz etkide bulunur. Anne ya da babadan birinin kaybı ve ayrılıkları demek olan dağılmış aile ortamı, bebeklik döneminde gerçekleşirse, anne–çocuk arasındaki duygusal ilişkileri azalttığından, bebeğin duygusal besiyi yeterince alamaması, onun büyüme ve gelişimini geciktirip, engelleyebilir. Bunun yanı sıra, dağılmış aile şartları çocuğun oturmak, ayakta durmak gibi motor gelişimiyle dil gelişimini geciktirebilir ve bazı konuşma bozuklukları görülebilir. Ayrıca, zihinsel gelişim gecikir. Dikkatin bir konuya toplanması konusunda uğranılan güçlük, çocuğun öğrenmesini ve akıl yürütmesini etkiler.
Diğer insanlarla başarılı ilişkiler kuramaması sonucu, sosyal gelişmede gecikme ve olumsuz davranışlar görülebilir. Bunun sonucu meydana gelen sosyal tepkiler, bireyin kişiliğini etkiler ve içe dönük, bencil bir kişilik oluşturur.
İlk üç yıl içinde anne ile olan ilişkilerin çeşitli sebeplerle engellenmesi, çocuğun kişiliğinde karakteristik bir yapının oluşumuna sebep olur. Bu durumda çocukların çoğunun duygusal açıdan kendi içlerine çekildikleri ve kendi dünyalarında yaşamlarını sürdürmeye yeğledikleri dikkati çeker. Diğer çocuk ve erişkinlerle ilgili olarak, sevgi bağlarını geliştirememeleri sonucu toplumsal ilişkilerin de giderek zayıfladığı görülür
Ülkemizde gerçekleştirdiğimiz çalışma sonunda, hükümlü gençlerimizin %22’sinin parçalanmış veya eksik aileden geldikleri görülmüştür.
Anne ve babasının ayrılması sonucu kekeme olan, altını ıslatan sınıf içinde uyumsuz ve başarısız olan çocuk örneklerimiz ne yazık ki çok sayıdadır. Anne ve babanın ikinci evliliklerini yapmaları sonucu, çoğunlukla büyükanne ve büyükbabaların yanında büyümek zorunda kalan bu çocuklarda çeşitli uyum ve davranış bozukluklarına rastlanmaktadır. Babasının ikinci evliliğini yapmasına rağmen, hala bu gerçeği kabullenmeyip, kendi annesiyle yeniden evleneceğini hayal eden ya da annesinin başkasıyla evlenmesini kesinlikle kabul etmeyen çocuklar, bu huzursuzlukları açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Ülkemizde son yılarda giderek artış gösteren boşanma durumunda anne ve baba, çocuğu bilerek ya da bilmeyerek kendi çekişmelerinin ortasına atmaktadırlar. Çoğu kez onu yan tutmaya, kimi zamanda arabuluculuk yapmaya zorlarlar.
Bazen eşlerden biri yanlış olduğunu bile bile ötekini kötüleyerek, kendini haklı çıkarmaya,  çocuğu            kazanmaya    çalışır.
Kimi zaman anneler, çocuklarını babaya göstermeyerek öç almaya çalışırlar. Bundan, çocuğun etkileneceğini düşünmezler. Bazı durumlarda da baba, eşinin yanı sıra çocuklarıyla da bağıntıyı keserek, onları uzun süre ya da hiç bir zaman görmek istemez.
Ebeveyn arasındaki rekabet, zamanla çocuğu sevme yarışına dönüşür ve ayrı eşler, çocuğu şımartma derecesinde hoş tutarak daha iyi anne ya da baba olduklarını kanıtlamaya    çalışırlar.
İşte bütün bu çekişme ve gerilim ortamında zaman zaman anne ve babasını çatışmasına hakem olmak zorunda bırakılan çocukta tedirginlik başlar. Önceleri kimsenin kendisini sevmediği ve düşünmediği duygusun kapılır. Ardından anne ve babanın onu sevmedikleri için ayrılmaya kalktıklarını düşünür ve kendini suçlamaya başlar.

Annesini ilgisini çekmek için yaramazlık, aşırı hareketlilik ya da aslı olmayan bedensel şikayetler görülmeye başlar. Anne babadan ayrı yaşamanın ayıp bir olay olduğu düşüncesiyle ya arkadaşlarından saklar ya da yalan söyleyerek anne ve babasıyla sürekli birlikte olduğunu anlatmaya çalışır. Dağılmış aile ortamında çocuk, ancak resimlerinde kendi iç dünyasını mükemmel bir şekilde ortaya koyar. Aile resmi yaparken çocuğuna sarılmış anne ve babayı resmeder.




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Çocuğun psikolojik ve sosyolojik gelişimi anne-baba tutumları ile ilişkilidir. En sağlıklı ve etkin tutum yeteri kadar sevgi, hoşgörü ve disiplini içermelidir.

Eğitimciler çocukların gelecekte uyumlu ve başarılı olabilmeleri için en sağlıklı eğitim yollarının geliştirilmesi çabası içindedirler. Her ne kadar kişilik gelişiminin insanın yaşamı boyunca süregeldiğini kabul etsek de, kişilik gelişmesi ve yapılanmasında temelin çocukluk döneminde atıldığı [...]

Önceki Yazılar

ŞİDDETLİ REDDEDİCİ ANA BABA TUTUMU

Reddetme, bir anlamda çocuğun bedensel ve ruhsal gereksinmelerini karşılamayı aksatacak kadar çocuğa karşı düşmanca duygular beslenilmesidir.
Şiddetli reddedici tutumu olan ailelerde çocuğa karşı düşmanmış gibi davranılır. Şefkat, sevgi, sıcaklık verilmez. Öz evlatları olduğu halde anne baba tarafından çocuk üvey evlat muamelesi görmektedir. Bazen sadece anne bazen de sadece baba çocuğu reddeder. Ama [...]

Sonraki Yazılar

Arşivler
 
Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031