Adem Esen
BİR İNSAN HANGİ LİMANA ULAŞMAK İSTEDİĞİNİ BİLİYORSA, ONUN İÇİN HER RÜZGAR UYGUNDUR.

AİLE İÇİ GEÇİMSİZLİK VE ÇOCUK

Aralık 14th 2011 Genel

 Her ailede zaman zaman yaşanan veya yaşanma ihtimali olan, eşlerin arasındaki anlaşmazlık özellikle küçük yaşlardaki çocukları etkiler. Hele ki tanık olduğu ilk tartışma çocuk için sarsıcı olabilir.

Dalgınlık ve gece korkuları şikayetiyle Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu’na götürülen 8 yaşında bir kız çocuğu, bunun iyi bir örneklerinden biri. Şikayetleriyle getirilen kız çocuğunun ailesiyle yapılan görüşmelerde; bir gece yarısı kızın, büyük bir gürültüyle uyanıp, anne ve babasının kavgasına tanık olduğu ortaya çıktı. Önce korkup ağlamış; sonra, yatırılmış ve uykuya dalmış. Tartışma bir daha yinelenmemiş. Ancak küçük kız, ilk kez tanık olduğu bu olaydan sonra, anne ve babasının her an ayrılabilecekleri korkusuyla yaşamaya başlamış, uykuya dalmaz olmuş. Her gece, ‘korkuyorum’ diye, anneyle yatmakta direnmiş. Kuşkusuz bu bilinçsiz davranışıyla, anne ve babanın kavga etmesini önlemek amacını güdüyordu. Bir süre önce, çok sevdiği bir arkadaşının anne ve babasının da ayrılmış olmaları, küçük kızın korkularını artırıyordu.
Gerçekten eşler arasında süre giden kavgalarda, çocukların dışa vuramadıkları en önemli duyguları, anne babanın ayrılmasıyla, kendilerinin ortada kalacağı korkusudur. Ayrıca, kavgalara kendilerinin neden olduğu duygusuna kapılırlar. Aile kavgalarının önemli bir bölümünün, çocuklar yüzünden çıktığı, sonra da anne babanın kişisel kavgasına dönüştüğü düşünülürse çocuklardaki bu suçluluk duygusu daha kolay anlaşılır.

Kimi evde çocuklar, anne baba kavgasının içine bile sokulurlar; yan tutmaya zorlanırlar. Haksızlığa uğradığına inanan bir anne, kızından ya da oğlundan yardım umar. Babaya karşı kendine ortak ve destek arar, hatta daha ileri giderek; kavgalarında, çocuklarından hakem rolü oynamasını bekler. Bu ise çocuğu, bir yanı kayırıp öbür yanı gücendirmek gibi bir çıkmaza iter. Her kavgasının sonunda, azarlanan ve “Uslu dursaydınız, babanız kızmaz, öfkesini benden çıkarmazdı” sözlerini işiten çocuklarda; eziklik, kırgınlık ve kendilerinin kötü olduğu duygusu yerleşir. Sanıldığının tersine bu duruma düşürülen çocuklardan çoğu sinip bir köşeye çekilmezler. Tedirginliğin ve suçlamaların sonucu olarak, daha yaramaz ve hırçın olurlar. Ne ölçüde sevildiklerini anlamak istercesine, ana babanın katlanışını (sabrını) sınayacak davranışlarda bulunurlar.

Çocuklar eşler arasındaki kavgaya katmanın başka tehlikeli bir yönü de, çocukların bilerek ya da bilmeyerek durumdan yararlanma yolunu seçmeleridir. Babayı anneye, anneyi de babaya karşı kullanarak istediklerini yaptırırlar. Ya da onları karşı karşıya getirerek geçimsizliğin bir kısır döngü içinde sürüp gitmesine neden olurlar.

Çocuk; öfkeyi de, sevgi ve hoşgörüyü de evde görerek, yaşayarak öğrenir. Sevgi, acıma, anlayışlı olma gibi duygular, öğütlerle aşılanabilir nitelikler değildir. Ancak, anne baba örnek alınarak, yavaş yavaş geliştirilir. Çocuğun, çevresinde hep tatlı dil, güler yüz görmesi gerekir diye bir kural yoktur. İnsanca duygular olan kızgınlık, öfke gibi olumsuz duyguları da tanımalıdır. Ancak, çocuk bu olumsuz duyguların nasıl dizginlendiğini, nasıl uygarca dışa vurulduğunu da evinde öğrenir. Saldırganlığını sınırlamayan bir baba ya da öfke saçan bir anne, çocuğuna ölçülü olmayı öğretemez.

Bu bakımdan, sanıldığının tersine, aile içi tartışmalarının, çocuklardan gizli yapılması önemli değildir. Çünkü bir ev içinde, çocuklardan pek az şey gizlenebilir. Çocuklar için örseleyici olan, tartışılan şu ya da bu konu değil, ana baba ilişkisinin bozulmasıdır. Ancak, özel konuların, ortalıkta tartışılması da elbet sakıncalıdır. Çığırından çıkmayan, uzlaşmayla biten tartışmalar, çocuklar için öğretici ve yararlıdır. Olumsuz duyguların açıklanmasıyla ilişkinin bozulmadığını sevginin azalmadığını gören çocuğa güven gelir.

Aşağılayıcı suçlamalar ve dayakla birlikte sık yinelenen karı koca kavgaları çocukları örseler. Her tartışmanın kavgaya dönüştüğü, ayrılmalar ve evden gitmelerle sonlandığı ailelerde, çocukların ruhsal sağlıkları, uzun süre yerinde kalamaz. Kocanın, başka kadınlarla sürüp giden ilişkisi, aile gelirini tüketecek kadar ileri giden kumar, babanın sağlığını bozan içki, evde dirlik düzenlik koymaz. Bu ortamda, çocuklar şaşkın, tedirgin ve çaresiz kalırlar. İçleri, kızgınlık, düşmanlık duyguları ve kötümserlikle dolar. Geçici ve kalıcı ruhsal sorunlar geliştirirler. Okul başarıları düşer. Erkek çocukların davranışları bozulur. Kız çocukları ise korkak, kuruntulu ve kaygılı olur. Evlilikten korkarak büyürler. Ya anne baba arasında kalır ya da birine sığınmak isterler. Yan tutmaya zorlandıkça bocalar, suçluluk duygusuna kapılırlar. Tutunacak dal kalmadığını gördükçe, güven duyguları sarsılır ve anne babanın sevgisinden kuşku duymaya başlarlar.


3 Yorum
“AİLE İÇİ GEÇİMSİZLİK VE ÇOCUK”
Avatar
deniz

Merhaba 10 aylik bir kizim var,esimle tartismalsrimizda esim cok bagiriyor ve kizim bunlari goruyor.cok sik olan bir durum degil ve kizimin nasil etkilendigini bilmek istiyorum,bunlari hatirliyor mu ne hisdediyor psikolojisi bozuluyor mu.cevap yazmanizi bekliyorum.tesekkurler


Avatar
ademesen

merhaba,
bu dönemde çocuklar davranış olarak genellikle çevrelerindeki diğer insanlardaki davranışları aynı şekli ile taklit ederler. Muhtemelen kızınızda iletişim kurarken yüksek sesle iletişim kuruyordur yada yakın bir gelecekte yüksek sesle iletişim kurmaya başlayacaktır. Bu iletişim şekli bilinç altına yerleşebilir. Biz bebeklik ve çocukluk dönemlerinde gürültülü ortamlarda yetişen çocukların yetişkin olduklarında gürültülü ortamlara tahammül edememe, yalnızlığı tercih etme veya tam tersi yalnız kalamama, irkilme tepkilerinin olduğu duygu düzensizlikleri veya iletişim sorunları gibi sorunlarla ofisimize geldiklerine şahit olmaktayız. Yazdığım hususlar sizin kızınız için gerçekleşmeyebilir. Kızınızın genetik özellikleri ve diğer çevresel koşullar daha farklı psikolojik mekanizmalar geliştirmesine neden olabilir. Kızınızın beden dilindeki değişiklikleri takip etmenizi tavsiye edebilirm.


Avatar
deniz

Cok tesekkur ederim verdiginiz bilgiler icin.dediginizi yapacagim,gozlemleyecegim.tekrar tesekkur ederim ilginize




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Oluşan gelişimsel değişikliklerin hızlılığı ve karmaşıklığı nedeniyle yaşamın ilk 3 yılı eşsiz bir dönemdir. Bebek gelişimi üzerine son araştırmaların ışığında gelişimin niteliği ve sürecin farkında olmak önemlidir.

Gelişim konusunda ilk teoriler insan yeni doğanının dezorganize, tepkisel veya içe çekinik olduğunu ileri sürmekteydi. Yeni doğan davranışları üzerine araştırmalarda farklı bir görüş öne çıkmıştır. Bu görüşe göre; bebekte [...]

Önceki Yazılar

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ

Psikolojinin konusu, canlı varlıkların duyuş, düşünüş ve davranışlarıdır. Psikolojinin amacı da duyuş, düşünüş ve davranışların bağlı bulunduğu kanunları bulmaktır.

Psikoloji, başkaları tarafından görülebilir davranışları olduğu kadar, başkaları tarafından doğrudan gözlenemeyecek olan iç yaşantıları da kapsar. Aslında gözlenebilen davranışlar ve iç yaşantılar, ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlıdır.

Ayrıca psikoloji, toplumsal ve fiziksel çevresi içinde davranmakta olan insanı, [...]

Sonraki Yazılar

Arşivler
 
Aralık 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Kas   Oca »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031