Adem Esen
BİR İNSAN HANGİ LİMANA ULAŞMAK İSTEDİĞİNİ BİLİYORSA, ONUN İÇİN HER RÜZGAR UYGUNDUR.

BİREYİ TANIMA TEKNİKLERİ

Kasım 10th 2011 ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ

Bireyin, kendisini güçlü ve eksik yönleri ile gerçekte olduğu gibi tanıması güçlü kişilik gelişiminin ve sağlıklı insan ilişkilerinin temelini oluşturmaktadır. Kendisini tanımaya çalışan, olduğu gibi kabul edebilen ve kendisine saygı duyan bireyler, başkalarını da tanımaya çalışacak onları olduğu gibi kabul edip saygı duyabilecektir.

Hasta-hekim ilişkisi yalnız hastadan hastalığın öyküsü ile ilgili bilgi alma süreci değildir. Bu ilişkide bilgi alma yanında, iki insan arasındaki ilişki de vardır. Konuşma, dinleme, etkilenme, duygulanma, duygulandırma bu ilişkiyi oluşturan öğelerdir.

Hasta-hekim ilişkisinde ilişkiye yön vermesi gereken hekimdir ve ilişkinin sonucundan bütünüyle o sorumludur. Doğru tanı konulabilmesi, hastadan hastalığı ile ilgili yeterli, uygun bilginin alınabilmesi, hastaya hastalığı ve tedavi uygulamaları konusunda bilgi verilebilmesi için görüşme becerilerinin kullanılmasına gereksinim duyulmaktadır.

Görüşme becerileri, psikiyatrik sendromların yakalanabilmesi için özellikle gereklidir. Hastaların duyguları ve psikososyal sorunları konuşulmazsa doğal olarak psikiyatrik tanı atlanacak ve psikolojik destek sağlayan hasta-hekim ilişkisi kurulamayacaktır. Görüşmelerde bunların konuşulmasının en önemli nedenlerinden birisi hastanın bunları ifade etmede yaşadığı güçlük, diğeri de hekimin bunları dinlemede yaşadığı güçlüktür.

Görüşme aynı zamanda hasta-hekim arasındaki ilişkinin nasıl olacağını belirler. Arka arkaya sorulan bir diz özgül soruyla karşı karşıya olan hastada, hekimin istediklerine uyum sağlamak durumunda olduğu düşüncesi doğar ve bu tutum hastayı bağımlı role zorlar. Görüşme boyunca yaşadığı her türlü sorunu dinlemeye hazır bir hekimle karşı karşıya olduğunu hisseden hasta ise doğal olarak “derdini” daha iyi anlatabilecektir.

Görüşme sırasında bilgi edinilmesi gereken konular arasında hastanın tutumları, inançları, anlayışları, hastalığa ve ilaçlara bakışı, benimsediği hastalık rolü de bulunmaktadır.  Başarılı bir görüşme için uyulması gereken önemli bir kural hastayı yalnız belli konularda konuşabilecek şekilde baskı altına almamaktır. Görüşme sırasında hastanın fiziksel hastalığına karşı olası psikolojik tepkisi anlaşılmalı, hastanın sosyal destek sistemi değerlendirilmeli, hastanın hastalığını anlaması sağlanmalıdır. Hasta tedavisini nasıl yürüteceği ve ilaçların yan etkileri konusunda yeterince bilgilendirilmelidir.

Başarılı bir görüşme sonunda hastada derdini yeterince anlatabildiği ve kendisini her zaman her konuda dinlemeye hazır bir hekimle karşı karşıya olduğu duygusu; hekimde ise hastasını biyopsikososyal bileşenleri içinde anladığı düşüncesi ortaya çıkar.

BİREYİ TANIMANIN AMACI

  • Bireyin kendisini tanımasına ve gerçekçi bir benlik geliştirmesine yardım etmek için,
  •  Herhangi bir konuda karar vermek için gerekli temel bilgilerin toplanması amacı ile
  • Yetenek ve ilgileri doğrultusunda bireyleri akademik programlara ve mesleklere yönlendirmek için,
  • Genelde ve okulda düzenlenecek eğitim programları için uygun olacak bireyleri ayırma ve sınıflandırmada,
  • İş verimi artırmak için bireylerin ve işin niteliklerine uygun kişileri seçmek ve yerleştirmek için,
  • Evlilik ve eş seçiminde bireylere yardımcı olmak için,
  • Bir kurumun özel amaçları için en uygun kişileri seçmek için,
  • Bireyin problemlerine uygun yardım ve tedavi hizmetini kararlaştırmak ve teşhis koymak için,
  • Bireylerin belirli konularda gelecekteki başarılarını yordamak, tahminlerde bulunmak için.
  • Birey çeşitli yönleriyle diğerlerinden farklıdır. O halde bireyi tanımanın asıl amacı onun kendisini tanımasına, kendisinin başkalarından olan farklılıklarını görmesine yardım etmektir.

BİREYİ TANIMANIN TEMEL İLKELERİ

ü      Temel ilke bireyin kendini tanımasına yardım etmektir.

ü      Sadece bir ölçme aracı bireyi tanımak için yeterli değildir. Amaç bireyi olabildiğince farklı yönleriyle tanımaya çalışmak olmalıdır. Önemli bir noktada uygulanacak ölçme aracı amaca hizmet edecek şekilde hazırlanmalıdır.

ü      Bireyi tanıma tekniklerinin birlikte veya kısa zaman dilimi içinde uygulanıp sonuçlarının birlikte yorumlanması daha yararlıdır.

ü      Ölçme araçlarının sonucuna en kısa zamanda ulaşmak için uygulanacak ölçme aracı yaş, yaşantı, eğitim açısından kişinin seviyesine uygun olmalıdır. Örneğin, otobiyografi ilköğretim 1. Sınıfa uygun değildir. Çünkü 1. Sınıf öğrencileri düşündüklerini yazıya aktarmakta zorlanırlar. Sosyometri ise ilköğretim 3. Sınıftan sonra uygulanmalıdır.

ü      Bireyi tanıma tekniklerinin etkili biçimde uygulanabilmesi ve sonuçlarından yararlanılabilmesi için kişi ile ilgili olan herkesin işbirliği içinde olması gerekir.

ü      Bireyi tanıma teknikleri bir araçtır. Araç uygulamak amaç haline getirilmemelidir. Amaç sadece anket uygulamak değil daha çok kişiyi tanımaya yönelik olmalı ve anket sonuçları mutlaka değerlendirilmelidir.

ü      Bireyi tanıma hizmetleri sadece duygusal sorunu olan kişilere değil, tüm bireylere yönelik olmalıdır.

ü      Bireyi tanıma teknikleri aracılığıyla elde edilen bilgiler en kısa sürede planlı bir biçimde kullanılmalıdır. Çünkü birey hızla değişmekte ve uzun süre saklanan bazı bilgiler eskimektedir.

ü      Okullarda öğrenciler hakkında toplanan özel ve gizli olmayan bilgilerden öğretmenler, yöneticiler ve velilerinde yararlanabilmeleri sağlanmalıdır.
Özel bilgi, öğrencinin başkaları tarafından duyulduğunda rahatsızlık hissedebileceği bilgilerdir. Çocukla konuştuğumuz her şey değil de eğitim hayatında ona yardımcı olabilecek bilgiler başkalarıyla paylaşılabilir. Örneğin, çocuğun hoşlandığı bir kız arkadaşı var. Bunu ailesinden gizliyor. Ailesinin durumu öğrendiğinde ters tepki verebileceğinden endişe ettiğini söylerse, direkt bu bilgiyi vermek yerine çocukların o yaşlarda karşı cinse ilgi duyabileceği bilgisi ailesine söylenebilir.

                                           GENEL KAVRAMLAR         

Açık uçlu sorulara karşılık kapalı uçlu sorular: Başarılı bir görüşme yürütmek için hekimin hastanın öyküsünü yönlendirmeden veya kısmadan anlatmasına izin vermekle, öykünün akışını özgül sorularla denetlemek arasında ince bir denge kurması gerekir. İdeal görüşmede görüşmeci geniş, açık -uçlu sorular sorarak başlar, özgül sorularla devam eder ve ayrıntılı yönlendirici, sorularla görüşmeyi sonlandırır.

Yankılama: Hekim hastanın söylemiş olduğu bir şeyi destekleyici bir tarzda tekrarlar veya başka bir deyişle yeniden söyler. Bunu amacı hekimin hastanın kaygılarını dinlediği ve anladığını göstermektir.

Kolaylaştırma: Hekim hastayı konuşmaya devam etmesi için yüreklendirecek sözel ve sözel olmayan uyaranlar verir. Bunu amacı hastanın görüşmeye devam etmesini kolaylaştırmaktır.

Sessizlik: hekim hastanın görüşmenin her anını konuşarak doldurması gerekmediğini açıklığa kavuşturmalıdır. Bunu amacı hastaya ağlaması, düşünmesi ya da kabullenici, destekleyici bir çevrede oturmasına izin vermektir.

Yüzleştirme: Hastaya dikkat etmediği, gözden kaçırdığı veya yadsıdığı bir konuya işaret etmektir. Doğrudan, ancak saygılı bir tarzda, hastanın yüzleşmesi gereken konularla yüzleşmesini sağlar, yadsıma savunmasını kırar.

Açıklık getirme: hekim hastanın daha önce söylemiş olduğu bir konu hakkında daha çok bilgi ister. Amaç hastanın yakınmalarını veya belirtilerini daha geniş anlatmasına izin vermektir.

Yorum: hekim hastanın farkında olmayabileceği davranışları veya düşünceleri hakkında yorumda bulunur. Amaç hastanın farkında olamadığı çatışmalar veya ilişkilerin açıklık kazanmasına yardımcı olmaktır.

Özetleme: Hekim düzenli aralıklarla hastanın söylediklerini özetler. Amaç hem hasta, hem de hekim anlaşılan ile anlatılmak istenenin aynı olduğunu test etmektir.

Açıklama: Hekimin tedavi planını kolayca anlaşılır biçimde açıklamasıdır. Amaç karışıklığı önleme, kaygıyı azaltmaktır.

Geçiş: Hekimin hastanın başka konuya geçişini yüreklendirmesidir. Bu hekimin başka bir konuda da veri toplamasını sağlar.

Kendini açma: Hekimin kendisi hakkında sınırlı, bağlayıcı olmayan bilgiler vermesidir. Hastanın kişisel sorunları, gizli kaygılarını veya endişelerini maskeliyor olabilir.

Olumlu pekiştirme: hekimin hastanın söyleyeceği herhangi bir şeyin kendisini üzmeyeceğini hissettirmesidir. Amaç açık iletişimi kolaylaştırmaktır.

Güvence verme: Amaç hastanın daha çok güven duymasına ve uyum göstermesine yardım etmektir.

Öneri: Hekimin tedavi veya izlenecek yol konusunda önerisidir.

 

RUHSAL DURUM MUAYENESİ

1-     Rahatsızlığı anlamak

  1. Belirtiler neler
  2. Ortaya çıkış süreci
  3. Hastalık öncesi dengelerinde ne tür değişiklikler olmuş
  4. Hangi ortamlarda belirtiler azalır ya da artarlar.
  5. Şimdiye kadar belirtileri azaltmak için neler denemiş ve neler değişmiş
  6. Ailesi ve diğer çevresi bu durma nasıl tepki göstermektedir.
  7. Hastanın ve çevresinin gözünde rahatsızlığın anlamı
  8. Hastalığa uyum oluşmuş mu? Olduysa ne düzeyde
  9. Hangi belirtiler en çok rahatsız ediyor
  10. Hangi belirtiler tolere edilebilir
  11. Hastalık hastaya neler getirip neler götürdü
  12. Şimdi neden muayeneye geldi
  13. Öncelikle neyin değişmesini istiyor
  14. İyileşme olduğu nasıl anlayacak
  15. Nasıl iyileşebileceğine ilişkin düşünceler

 

2-     Hipotezler oluşturma ve test etme

3-     Sonucu görme ve test etme

4-     Genel görünüm

5-     Bilinç, yönelim bellek bozukluğu var mı?

6-     Duygudurum ve duygulanım

7-     Algı bozukluğu var mı?

8-     Düşünce süreci: konular arası tutarlılık

9-     Düşünce içeriği: Sanrılar, bilişsel çarpıtmalar

10- Ruhsal durumun davranışlara ne şekilde yansıdığı

11- Uygulanan ölçekler ve yorumları

 

GÖRÜŞME BECERİLERİ

  1. Tanı ve ayırıcı tanı için gerekli olan bilgileri alabilme

Görüşmenin ilk dakikalarında müdahale edilmemeli; derdini kendi dilince anlatmasına izin verilmelidir. Arada yönlendirici, kolaylaştırıcı girişimlerde bulunulabilir. Soruların olabildiğince açık uçlu olması gereklidir.

Serbest konuşma sırasında konunun dağılmaması önemlidir, yönlendirici sorularla bu sağlanmalıdır. Ayrıntıcı hastalarda kendini anlatmasının kısıtlandığı duygusu yaratmadan toparlayıcı-özetleyici anlatımlarla konuşma istenen yöne kaydırılmaya çalışılmalıdır.

Hastaya bazı söylediklerinin yinelenmesi hem hastanın dikkatinin çekilmesine hem de hastanın söylediklerinin daha açık anlaşılmasına olanak sağlar. Yeterli bilgi alınamadığında aynı içerik için değişik sorular yöneltilmesi gerekli bilginin alınmasını sağlayabilir.

Hastanın açık olmayan anlatımlarına açıklık kazandırılmalıdır. Hasta için özel olan konulara ancak hasta ile rahat bir ilişki kurulduktan sonra geçilmelidir.

  1. Sözel olmayan anlatımları değerlendirebilme

İletişimin sözel ve sözel-olamayan iki bileşeni vardır. Kullanılan sözcükler, eşlik eden sözel-olmayan anlatımlar ile birlikte bir anlam taşımaktadır. Bazen kullanılan dil söz, eşlik eden sözel-olmayan anlatımlarla tam karşıt anlam taşıyabilmektedir. Sesin niteliği, sözün hangi bağlam içinde söylendiği, beden duruşu, yüz anlatımı iletişimde sözel olmayan öğeleri oluşturmaktadır.

  1. Duyguları değerlendirebilme

Hasta duygularını anlatabilmesi için cesaretlendirilmelidir. Duygularını konuşabileceğini görmek, hastaya önemli bir psikolojik destek sağlamaktadır.

  1. Hastaya karşı önyargısız olma

Hekim yüksüz, yansız, yargısız bir tutum almalıdır.

  1. Etkili dinleme

Hekim hastayı dinlediğini göstermeli, göz kontağı kurmalı, aralarda sorular sormalı, hastada bazı noktaları yinelemesi istenmelidir.

  1. Hastanın sosyokültürel düzeyine uygun iletişim kurabilmek

 

 KLİNİK GÖRÜŞMENİN BAŞARILI OLMASINI ETKİLEYEN ETKENLER

I. Hastaya ait etkenler

1. Aktarım: Aktarım, hastanın yaşamında önemli kişilerle yaşadığı yaşantıların hasta-hekim ilişkisinde yeniden canlanması ve yaşanmasıdır. Bağımlı davranma, utanma, korkma, güvenememe, öfke gibi duyguların yaşanıyor olması aktarımı düşündürebilir.

2. Hastalık tepkisi: Hastalık kişilerde çeşitli psikolojik tepkilere yol açabilir. Hekimin hastanın bu tepkilerini uygun biçimde değerlendirmesi ve ele alması gereklidir. Hekimin hastanın yaşadığı uyum sorununu görmezlik delmesi hastanın hekimin tedavi önerilerine uymaması ile sonuçlanabilir.

3. Beklentiler: Hekimin önerileri ne kadar uygun olursa olsun, hasta farklı beklenti ile geldiyse ve bu konuda düzeltme yapılmadıysa tedavi uygulamalarına uyum sağlanamaz ve başarı şansı azalır. Ülkemizde hastaların şefkat gösteren, her şeyi bilen, her şeye kadir hekim beklentisi içinde oldukları görülmektedir. Bu beklenti karşılandığında yaşanan olumlu duyguların yanında, en ufak aksamada hayal kırıklığı ve abartılı tepkiler tedaviyi olumsuz etkilemektedir.

4. Kişilik yapısı: Hekimin hastanın kişilik yapısını bilmesi hastanın tepkilerini öngörmesini sağlayabilir.

 

II. Hekime ait etkenler

1. Karşı aktarım: Karşı aktarım, aktarımda olduğu gibi hekimin yaşamında önemli kişilerle yaşadığı yaşantıların hasta ilişkisinde yeniden canlanması ve yaşanmasıdır. Hasta-hekim ilişkisinde iki taraf da çeşitli duygular yaşar. Hekimin yaşadıkları hastasına tutumunu etkileyebilmektedir. Hekimin hiç duygu yaşamaması doğru değildir, ancak yaşadıklarının farkına varması, bunların kendisini etkilemesini önlemesi önemlidir.

2. Kişilik yapısı: Örneğin, ayrıntıcı, kararsız kişilik özelliklerine sahip hekim hastalarından gereksiz incelemeler isteyebilir.

3. Eş duyum yapabilme becerisi: Eş duyum, hastanın içinde bulunduğu tüm koşulları göz önüne alarak hekimin kendisini bir an için hastanın yerine koyarak, hastasının neler yaşadığını anlamaya çalışmasıdır. Eş duyum yaparak hastanın duygusunun hissedilmesi ve bunun hastaya ifade edilmesi hastada anlaşıldığı duygusu yaratır.

4. Hekimin önyargıları, görüşleri, bilgi düzeyi, psikolojik çatışmaları, gereksinimleri

5. Hekimin hastasını olduğu gibi kabullenebilmesi: Hekimin tamamen duygusuz olmasını beklemek mümkün değildir; önemli olan hekimin kendi değer yargılarının, duygularının iletişimini nasıl etkileyeceğinin farkında olmasıdır.

6. Hekimin kendi sınırlarını ve sınırlılıklarını bilmesi: Hekim hastanın kararlarında mutlak belirleyici olmamalıdır.

7. Hekimin beklentileri: Örneğin, hekimler hastalarının yakınmalarını abartmadan, kronolojik olarak anlatmasını ister; bu çoğu kez gerçekleşmez ve hekim öfke duyabilir.

III. Ortama ait etkenler

1. Görüşmenin yapıldığı ortamın özellikleri: Özellikle hastanın mahremiyeti korunmalıdır.

2. Kurumda hastaya ayrılan süre:

GÖRÜŞMELERDE SIK YAPILAN YANLIŞLAR

Hastanın psikososyal sorunlarını anlatmasına olanak vermemek.

Yanıtı “evet” veya “hayır” olan sorular sormak.

Suçlayıcı sorular: Bu tarz sorular hastayı savunucu olmaya itmektedir.

Gereksiz güvenceler vermek: Gereksiz güvenceler çoğu kez hayal kırıklığı ve tedaviye güvensizlikle sonuçlanmaktadır.

Telkin ederek soru sormak: Belli bir yanıtı telkin eden sorular yanlış yanıt almaya neden olabilir.

Ani konu değişikliği: Bu yaklaşım hastada görüşmenin bir plan içerisinde gerçekleşmediği izlenimi yaratabilir.

Göz ilişkisinin olmayışı.

Hastaya geri bildirimin verilmemesi:

Bedensel bir sorun yoksa “hiçbir şeyin yok” demek:

 

GÖRÜŞMENİN SONLANDIRILMASI

Doktor, hastanın görüşmeden anlayışlı, işini bilen bir dinleyiciye derdini anlattığını hissederek ayrılmasını ister. Görüşmeyi sonlandırmak için doktor hastaya, paylaşılmış olan bilgilerin tedavi planında bundan sonra izlenecek yolu aydınlatmaya yardımcı olduğunu söylemeli ve teşekkür etmelidir. Hekim görüşme bitmeden hastanın soru sormasını yüreklendirmeli ve yazılmış olan ilaçlardan neler bekleyebileceğini ve bunları nasıl kullanması gerektiğini anlamış olduğuna emin olmalıdır.

 

 

Öğrencilerin Öncelikle Bilinmesi Gereken Yönleri Şunlardır: 

Sağlık:

Öğrencilerin bedensel gelişimi ve beden sağlığının bilinmesi önemlidir. Beden sağlığı okul başarısını etkileyen önemli faktördür. Aynı zamanda kişilik gelişiminin de belirleyicilerindendir. Bu nedenle öğrencilerin her yıl boyu ve ağırlığı ölçülmeli, görme, işitme, konuşma bozukluğu görülüp görülmediği, bedensel hastalığının olup olmadığı, önceden geçirdiği hastalıklar belirlenmeli ve her yıl en az bir kez sağlık yoklamasından geçirilmelidir.

Yetenek:

Öğrencinin eğitimdeki başarısını önceden kestirmek için, eğitimin gerektirdiği yeteneklere (bilgi-beceri kazanma gücü) ne ölçüde sahip olduğunu bilmemiz gerekir. Bir öğrenciye eğitim dalını ve mesleğini seçmesinde yardımcı olabilmek için, onun genel ve özel yetenekler yönünden durumunu, zayıf ve güçlü olduğu alanları bilmemiz gerekmektedir.

İlgiler:

İlgi bir nesne ya da faaliyete karşı, bütün engelleyici koşullara rağmen onu isteme, arzu etme, bağlanma olarak tanımlanır. Bir öğrencinin ilgi duyduğu ders, etkinlik, meslek vb. Bakarak öğrenci hakkında bilgi edinilebilir. Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine uygun bir program izleyip yine ilgi ve yeteneklerine uygun bir mesleğe yönelmelerine yardımcı olabilmek için öğrencilerin ilgilerinin bilinmesi gerekir.

Akademik Başarı:

Gelecekteki başarıyı önceden kestirebilmek, başarısız öğrencilere düzeltici geliştirici çalışmalar yaptırmak için öğrencilerin çeşitli konu alanlarında güçlü ve zayıf yönlerinin bilinmesine ihtiyaç vardır. Bu nedenle öğrencinin geçmiş yıllarda devam ettiği okulların sayısı, öğretmen, ders araçlar gibi eğitim olanakları bakımından durumunun öğrencinin şu anki başarısını ve okula uyumunu etkileyen önemli nedenler olduğu göz önünde bulundurulmalı, bu konularda mümkün olduğu kadar doğru ve ayrıntılı bilgi toplanmalıdır.

Kişilik:

Kişilik, bireyin beden yapısı, mizacı, ilgileri, psikolojik ihtiyaçları, yetenekleri, alışkanlıkları, tutumları ve değer yapılarıyla komple bir bütünü teşkil eder ve onun çevresine tipik bir uyumunu belirler. Bireyin kişiliğini teşkil eden çok sayıda özelliklerin hepsi yerine liderlik, bağımsız davranabilme, duygusal kararlılık, başkaları ile işbirliği yapabilme gibi özellikler yönünden ne durumda olduğunu bilmek, öğrencinin okula uyumunu, öğretmen ve arkadaşlarıyla ilişkilerini anlamamız için gereklidir.

Benlik Tasarımı:

Benlik bireyin kendisini nasıl gördüğüdür. İnsan çevresine kendini algılama biçimi göre tepkide bulunur. Kişinin davranışları, onun kendi hakkındaki değerlendirmelerine göre yön alır. Bireyin tutum ve davranışlarını, uzun ve kısa vadeli planlarını, hayat hedeflerini anlamak ve değerlendirebilmek için onun kendisi hakkındaki değerlendirmelerini yakından bilmek gerekir.

Çevre:

Ailenin ekonomik ve kültürel düzeyi çocuğun ilgilerini, okula ve eğitimine karşı tutumunu, dolayısıyla okuldaki başarısını ve uyumunu etkileyen önemli faktörlerdir. Kardeş sayısı, ilk ve son çocuk olma, tek çocuk olma, çocuğun kişilik gelişimini etkiler. Bu nedenle, çocuğun aile çevresi hakkında bilgi edinilmesi, hayatının önemli bir kısmının nasıl bir çevrede geçirdiği ve halen nasıl bir çevrede yaşamakta olduğu hakkında bilgi edinilmesi gerekir.

Bireyin niteliklerine ilişkin bilgiler tek tek ve her biri farklı yaklaşım, yöntem ve ölçme araçları ile de elde edilebilmektedir. Bireyi tanımada yararlanılan yaklaşım ve teknikler oldukça çok sayıda olmakla birlikte bireyi tanıma teknikleri; Testler ve Test dışı teknikler olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.

Bireyi tanımada yararlanılan testler ve test dışı tekniklerin kullanışında şu ilkelerin göz önünde bulundurulmasında yarar vardır:

 

  • Geçerliliği ve güvenirliği ne kadar yüksek olursa olsun, tek bir ölçme aracı bireyi tanımada yeterli değildir.
  • Bireyi her yönü ile tanımak bir idealdir. Bireye tanıma çabaları bu ideale yaklaşmaya yönelik olmalıdır.
  • Bireyi tanımanın asıl amacı, onun kendisini tanımasına yardımcı olmaktır. Kendini tanıma gereksinmesi çoğu kere bir uyum sorunu ya da karar verme gereği ortaya çıktığında hissedilir. Dolaysıyla bireyi tanıma tekniklerinin kullanılması mekanik ve sonsuz bir iş olarak değil, bireyin sorunu ile birlikte ele alınmalı, tanıma tekniğinin seçiminde ve uygulanmasında bu ilke gözden uzak tutulmamalıdır. Her teknik, her bireye gerekli olmayabilir. Bu bakımdan tüm öğrencilere, gereksinimlerini dikkate almadan eldeki tüm araçların hepsini uygulamak zaman ve emek kaybına neden olur.
  • Geçerliliği ve güvenirliği ne kadar yüksek olursa olsun, birey hakkında mevcut bilgilerimize bir yenilik katmayacak tekniklerin kullanılmasından kaçınılmalıdır. Bunun yerine geçerlilik ve güvenirlikleri düşük de olsa mevcut bilgilerimizi zenginleştirecek ve gerçeğe yaklaşmaya yardımcı olacak araçların kullanımı tercih edilmelidir.

 

  • Bazı bireyi tanıma teknikleri birbirlerini tamamlayıcı niteliktedir. Bu tür tekniklerin birlikte kullanılmasında ve yorumlanmasında yarar vardır. 

 

Bireyi Tanımada Kullanılan Test Dışı Teknikler

 

Öğrenciler hakkında çeşitli bilgiler toplamada yararlanılacak test dışı teknikler öğretmenlerce sıklıkla kullanılmaktadır. Bu teknikler birçok durumda daha işlevsel olabilmektedir. Bu teknikler, bireyin kendisi hakkındaki ve başkalarının birey hakkındaki görüşlerini içerir. Öznel yargılama ve betimsel ifadelere dayalıdır. Bu teknikler genel olarak şöyle gruplandırılabilir.

      

Aşağıda ülkemizde sıklıkla kullanılan bireyi tanıma tekniklerinden bazılarının hazırlanması, uygulanması, ve değerlendirmesine ilişkin açıklamalar verilmektedir. Yukarıdaki tabloda yer alan teknikler hakkında daha geniş bilgiyi kaynakçada yer alan kitaplardan bulabilirsiniz.

GÖZLEM

Günlük yaşamda bireyler farklı durumlarda başkaları hakkında informal analizlerde bulunurlar. Aynı şeklide başkaları da bireyler hakkında! Bu analizler uzmanca değil, amatörcedir. Ama doğal ortamlarda bireyler birada oldukları yakınları, arkadaşları veya yabancılar hakkında davranışlarına, giyinişine, duruşuna, konuşmasına ve gözleyebileceği özelliklere bakarak bazı sonuçlar çıkarırlar. Genellikle bu sonuçlara göre onları belli kategorilere sokarlar. Örneğin “kibirli”, “samimi”, “dost canlısı”, “yeteneksiz” vb.

Gözlem başkaları hakkında bir görüş edinmek, onları tanımak ve değerlendirmek için en sık  başvurulan tekniktir. Gözlem aynı zamanda olgular arasında ilişki kurulması, araştırmalarda veri toplanması, denencelerin sınanması ve elde edilen bilgilerden yeni bilgiler üretilmesi gibi süreçlerin de temelini oluşturur. Bireyi tanıma tekniği olarak gözlem, bir kimsenin, diğer bir kimse hakkında, duyu organları ile bilgi edinme yoludur. “gelişigüzel gözlem” ve “sistemli gözlem” olarak iki çeşit gözlemden söz edebiliriz.

Gelişigüzel gözlem

 

Bireyin, diğer bireyleri tanımak için başvurduğu genel yoldur. Aşağı yukarı herkes başkaları hakkındaki kararlarını bu yolla oluşturur. Eğer öğretmenlerin öğrenciler hakkında vardıkları yargılar, bir ölçme aracı sonucuna dayanmıyorsa bu yargılar, gelişigüzel gözlem sonucu elde edilen bilgelere dayanmıştır. Gelişigüzel gözlem tekniğinin genel özelliği, bireyi tanımak için belirli bir amacın ve planın önceden saptanmamış olması ve bilgilerin, sadece rastlantısal ilişkilerden elde edilmiş olmasıdır.

Gelişigüzel gözlem verilerinden yararlanırken şu hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

  • Gelişigüzel gözlemlerden edinilen yargılar çoğunlukla bir kimsenin bir ya da birkaç özelliğini tanıyarak kişinin bütününe ilişkin varılmış yargılardır. Bu yolla, bir kimsenin çeşitli özelliklerini ayrı ayrı tanıma işi, güç hatta olanaksızdır. Gelişigüzel gözlem verileri birey hakkında diğer yollarla edinilen bilgilerle birlikte kullanıldığında bir anlam taşır.

 

  • Gelişigüzel gözlem yolu ile öğretmenler çoğu kez göze batan öğrencileri tanıyabilme yoluna giderler, kendilerini göstermeyen öğrencileri ise tanımazlar. Kendilerinden bütün öğrenciler hakkında düşüncelerini bildirmeleri istenildiğinde, tanımadıkları öğrenciler hakkında genellikle belirsiz, kesin olmayan yargılar da bulunurlar.

 

  • Gelişigüzel gözlem yolu ile elde edilen bilgiler özneldir. Kişiden kişiye değişir. Gözlem sonucunda başkaları hakkında yargılara erişen bir kimse, çoğu kez bu yargılarının sübjektif olduğunu düşünmez; insanları doğru olarak tanıyıp değerlendirdiği kanısını taşır. Başkaları hakkında karar verme durumunda olan kimselerin gelişigüzel gözlemleri sonucunda eriştikleri yargılardaki hata payı gözden uzak tutulmamalıdır.

Sistemli gözlem

           

Bireylerin belirli davranışlarının, doğal yaşamları içinde kasıtlı olarak gözlemlenmesine “sistemli gözlem” denir. Bu yolla, bir kimsenin birkaç tipik davranışı hakkında bilgi toplanabildiği gibi, bir grup bireyin belirli bir davranışı gösterme derecesi bakımından birbirleri ile karşılaştırılmaları mümkün olabilir.

Sistemli gözlem, zaman alıcı ve zahmetli bir inceleme yoludur. Çünkü bir kimse hakkında gerçeğe uygun ve güvenilir bilgi edinmek için onu değişik durumlarda gözlemek, gözlenecek davranış için yeterli davranış örnekleri elde etmek gereklidir. Sözgelişi, yabancı dil dersinde edilgen ve çekingen duran bir öğrenci, beden eğitimi dersinde sınıfın lideri olabilir. Bu nedenle bireyin çeşitli durumlarda gözlemlenmesi gereklidir.

Gözlenecek kritik davranışların istendiği zaman ortaya çıkmaması nedeni ile sistemli gözlem zaman alıcı bir tanıma tekniğidir. Gözlenenin haberi olmadan gözlemin yapılması ve sonuçların ayrıntılı bir biçimde kaydedilmesi oldukça zor bir iştir. Bununla birlikte uygun biçimde yapılmış sistemli bir gözlem, bir davranışın doğal yaşam koşullarında ortaya çıktığı şekliyle incelenmesine olanak verdiği, birçok ölçme araçları ile edinilemeyen özgün, taze ve gerçeğe uygun bilgi sağladığı için yararlı bir tekniktir.

Aşağıdaki konuları dikkate almakla gözlem verilerinin geçerlilik ve güvenirliği artırılabilir.

  • Gözlem yapmadan önce neyin gözleneceği çok açık biçimde saptanmalıdır. Davranışın hangi boyutunun, bireyin hangi özelliğinin inceleneceği bilinmelidir. Örneğin, başkaları ile işbirliği yapabilme, sorumluluk alabilme, başkalarını ikna edebilme vb. özelliklerden hangisinin inceleneceğine önceden karar verilmelidir.

 

  • İnceleme konusu olan özellik için “kritik” sayılabilecek davranışlar gözlenmelidir. Örneğin, öğrencinin işbirliğine yatkınlığı veya kendisine verilen işin sorumluluğunu taşıması inceleme konusu ise, kritik sayılabilecek davranışlar belirlenmeli ve gözlenmelidir.

 

  • Öğrenci bir gün boyunca, farklı zamanlarda ve farklı durumlarda kısa süreli gözlenmelidir. Yani bir öğrenciyi, bir defada ve uzun bir zaman süresi boyunca gözlemekten çok, kısa süreli olarak ve farklı zamanlarda gözlemek gözlem verilerinin geçerliliğini artırır.

 

  • Gözlem sonuçlarını gözlenenin gözü önünde kaydetmeden gözlem yapmaya çalışmalıdır. Gözlem biter bitmez, izlenimler ayrıntılı olarak kaydedilmelidir.

 

  • Gözlemci, gözlem verilerini, yalnız “gözlem davranışları”, zaman ve yer belirterek mümkün olduğu kadar ayrıntılı bir biçimde kaydetmeli veya amacına göre hazırlanmış formlar kullanılmalıdır. Gözlem sonucunda erişilen özel yargılar ve genellemeler, olayların betimlenmesinden sonra ve onlardan ayrı olarak kaydetmelidir.

 

       Ayrıca etkili bir gözlem için gözlemci;

  • Tarafsız ve güvenilir olmalıdır.

 

  • Gözlem için gerekli tüm hazırlıkları önceden yapmış olmalıdır.

 

  • Gözlem konusunda bilgi bakımından yetişmiş olmalıdır.

 

  • Duyu organları kusursuz olmalıdır.

 

  • Birden çok davranım ve olaylara dikkat edebilmelidir.

 

  • Gözlenmiş davranımları yorumlarken tek bir olaya dayanarak hüküm vermeyecek bilimsel tavır ve anlayışa sahip olmalıdır

 

  • Psikoloji ve pedagoji konularında yeterli bilgiye sahip olmalıdır.

 

  • Gözlenen davranışa nasıl olması gerektiği açısından bakmayıp, olduğu gibi gözlemelidir.
  • Bireyin davranışlarını ve özelliklerini bir bütün olarak gözlemelidir. Parçalardan kişiliğin tüm yapısı hakkında bir yorumlama yapabilmelidir.

 

  • Gözlemi mümkün olduğu kadar değişik durumlarda ve yerlerde yapmalıdır. Öğrencilerin okulda, sınıfta, oyun yerinde, otobüste, caddede, gezide, sinemada, tiyatroda, akranları ile ilişkilerinde, kendilerinden küçüklerle, büyüklerle bulundukları zamanki davranışlarını tek tek gözlemeli ve kaydetmelidir.

 

  • Gözlemi geniş bir zamana yaymalıdır. Kısa zamanda yapılan gözlemlerle bir yargıya varmamalıdır. Yargılar her zaman değişikliğe açık tutmalıdır.

 

  • Gözlenen kişinin söylediklerine, yazdıklarına değil bizzat yaptıklarına bakmalıdır.

 

  • Gözlenen bireyin anlamlı davranımlarını kaydetmelidir.

            Gözlem kayıtlarını kısa, açık ve sonradan hatırlanabilecek şekilde tutmalıdır.

  • Amacına göre hazırlanmış dereceleme ölçeği kullanmalıdır.

 

  • Gözlenenin gösteriş için yaptığı davranışlarla gerçek davranışını birbirinden ayırmalıdır.

 

  • Gözlem sonuçlarını çocukları damgalama aracı olarak kullanmamalı, sonuçlar gizli tutulmalıdır.

 

  • Öğrencileri yalnız bireysel durumlarda değil, grup içinde de gözlemelidir.

 

Gözlem Nasıl Yapılır?

 

Gözlemin yapılmasında üç aşama vardır: Birincisi planlama aşamasıdır. Gözlem için ön hazırlık yapılması, bazı konuların kararlaştırılmasıdır. İkincisi uygulama aşamasıdır; gözlem yapılır ve kaydedilir. Üçüncü aşama ise sonuçları inceleme, yorumlama, rapor haline getirme ve kullanmadır.

 

1. Planlama

 

Gözlemlerle ilgili önemli bir nokta da bunların rastgele incelemeler değil, planlı ve sistemli incelemeler olmasıdır. Bunun için ilk iş “neyin” gözleneceğinin saptanmasıdır. Neyi gözleyeceğini bilmeden gözlem yönteminden yararlanmaya girişen sınıf öğretmeninin bu yöntemden istediği yararı sağlayamaması mümkündür. Bu nedenle, gözlemcinin, gözlem yapmaya başlamadan önce yapacağı ön hazırlıklar şöyle sıralanabilir.

  • Gözleme başlamadan önce gözlenecek durum saptanır, neyin veya kimin ne zaman ve ne için gözleneceği belirlenir. Kesin bir şekilde sıralanır ve tanımı yapılır. Yapılacak gözlemin amaçları saptanır. Gözlem planı yapılır. İncelenecek, gözlenecek özellikler, davranışlar önce genel olarak saptanır, sonra ayrıntılı bir şekilde betimlenerek yazılır.

 

  • Gözlem sırasında uyulacak ilkeler, gözetilecek noktalar belirlenir. Gözlem sonuçlarının sınıf gözlem listelerine nasıl kaydedileceği ve yorumlanacağı açıklanır. Bunların sonucunda bir gözlem formu geliştirilir ve uygulamaya geçilir.

2. Gözleme ve kaydetme

 

Gözlemlerin, öğrencinin çeşitli yönlerini bir bütün olarak ortaya çıkarması için, değişik durum ve etkinlikler sırasında yapılması gerekir. Gözlemin amacı öğrenciyi tanıma olduğuna göre gözlem sırasında onun tipik ve anlamlı davranışları gözlenmeli, ayrıntılar öze karıştırılmamalıdır. Bazı davranışları birçok kez gözlemek gözlemin geçerlik ve güvenirliğini artırır. Gözlem sonuçları ve özellikleri istendiği zaman test edilebilecek şekilde saptanmalı ve incelemeye, sınamaya, düzeltmeye açık ve elverişli olmalıdır.

Gözlem ön yargılardan kaçınılarak yansız bir tutumla yapılmalıdır. Gözlemci, gözlemi amaçlı ve sistemli bir şekilde dikkatle yapmalı ve gözlem biter bitmez kaydetmelidir. Gözlemler, sınıf gözlem listesine kaydedilir. Bu kayıtlar çok iyi saklanmalıdır.

3. Sonuçlandırma

 

Gözlem sonunda, tutulan kayıtlar gözden geçirilir değerlendirilir ve yorumlanır. Gözlem sonuçları bir rapor halinde düzenlenir. Bu şekilde, öğrenciye ilişkin sonuçları topluca görüp değerlendirmek mümkün olur.

Değerlendirme yapılırken gözlenen öğrencinin ne kadar olumlu yönde, ne kadar olumsuz yönde özellik gösterdiği davranışların çetelesi yapılır ve yoruma gidilir.

 

Gözlemcinin dikkatini gözlenebilir, belirli davranışlara ve kişilik özelliklerine yöneltmek amacıyla hazırlanmış olan, gözlemlerin kaydedilmesinde kullanılan araçlardır.

Gözlem listelerinde, çocuğun yaşına, gelişim dönemine uygun olarak yazılmış bir seri betimleyici sıfat ya da davranış ifadeleri bulunur. Gözlem listeleri, bilgi toplamak istenilen özelliklerin ayrıntılı bir listesidir. Gözlemi yapan kimse, gözlediği betimleyici ifadelerin karşısına, o özellik öğrencide var ise “evet, bu özellik gözlendi” anlamında bir “X” işareti koyar. İşaretleme işleminden sonra olumlu sıfatlar için “+1”, olumsuz sıfatlar için “-1”, vermek suretiyle sonuçlar değerlendirilir.

Bazen bir kimsede bir niteliğin varlığına ya da yokluğuna karar vermek zordur. Bunun için “bilmiyorum”, “ kısmen var” gibi üçüncü şık ta konulmaktadır. Bazen bu sıfatlar yukarıda anlatıldığı şekilde iki şıklı (evet-hayır ya da var-yok) değil de çoktan seçmeli tarzında yazılabilir. Örneğin bir grup öğrencinin çalışkanlık yönünden derecelendirilmesi istenirse, bu nitelik için farklı dereceleri belirten beşli/dörtlü ölçekler yazılabilir. (Çok az çaba sarf eder/ çok kere işini bitirmez, isteneni yapar ama fazlasına çaba etmez/ düzenli çalışır, bazen istenenin fazlasını yapar/ istekle çalışır çok kere istenenden fazlasını yapar) gibi. 

Gözlem listeleri, gözlemcinin gözlediği bireyde olan davranışları ya da özellikleri bir çizelgeye bağlamasıdır. Bu listeler, özellikle okulöncesi eğitimde ve rehberlik hizmetlerinde çocuğun çeşitli alanlardaki gelişim özelliklerini izlemek amacıyla kullanılmaktadır.

Büyüme ve gelişme göstergeleri, kişilik özellikleri, beceriler, davranışlar, kişisel ilgiler veya kavramsal yeterlilik gibi özellikler gözlem listelerinde yer alabilir. Ayrıca öğrencilerin başarı derecelerini, çalışma süreçlerini ve sonuçlarını değerlendirmek için de kullanılabilir.

 

 

Gözlem sonuçlarının “sayısal” verilere dönüştürülmesinde yararlanılan derecelendirme ölçeklerinde, bir “gözleyen” kişi ile bu kişinin gözlediği bireyler, objeler ve olaylar bulunur. Bununla birlikte birey kendisine ait bir niteliği de derecelendirilmesinde kullanılır. Bu derecelendirmeler; ürün değerlendirmesi, süreç ve işlem yollarının değerlendirmesi, kişilik ve tutumlarının değerlendirmesidir.

Derecelendirme ölçeklerinin çok çeşitleri vardır. En yaygın olarak kullanılanlardan birisi sayısal derecelendirme ölçekleridir.

Sayısal derecelendirme ölçekleri

 

Sayısal derecelendirme ölçeklerinde, değerlendirilen kişinin söz konusu olan “niteliğe” sahip olma derecesi sıralama süreci içinde sayısal olarak ifade edilir. Sıralamayı gösteren dereceler bazen, sözel ifadeler, bazen de sayı ve söz olarak birlikte belirtilmektedir. Örneğin, İlköğretimde Yöneltme Yönergesinde yer alan “sınıf gözlem formundaki” ilgi ve yetenekler ve kişilik özellikler yönünden öğrencinin durumunu dört kategori içinde değerlendiriniz. İlgi, yetenek ve kişilik özellikleri geliştirilebilir ise (1), yeterli ise (2), belirgin ise (3), çok belirgin ise (4) sayısını kutucuğun içine yazınız.

Bunun dışında; grafiksel derecelendirme ölçekleri, “yatay” grafiksel derecelendirme ölçekleri, “dikey” grafiksel derecelendirme ölçekleri, “betimsel-grafiksel” derecelendirme ölçekleridir.

 

 

Gözleme dayalı bu araçlar da gözlem listelerine benzer. Öğrencilerin çeşitli alanlardaki özelliklerini gözleyip belirlemek ve o alandaki durumunu ortaya koyabilmek amacıyla geliştirilmiş araçlardır. Eğitim sürecindeki çocukların değişik alanlardaki özelliklerden ne kadarını gösterebildiği saptanarak, kendileri için gerekli olan özel yardım ve rehberlik hizmetleri sağlanabilir. Örneğin “üstün zihin yeteneği gösteren çocukların özellikleri”. Bu özellikler uzmanlarca saptanmış ve hazır form haline getirilmiştir.

Öğretmen öğrencileri gözleyerek çizelgede yer alan özelliklerinden hangilerini gösterdiğini tek tek saptar. Böylece bu listedeki özelliklerden hemen hepsini gösteren çocukların üstün zihin yeteneğine sahip olduğu düşünülebilir. Bunun gibi, örneğin “yaratıcı yeteneği olan çocukların özellikleri”, “liderlik özelliği olan çocukların özellikleri” gibi çeşitli alanlarda uzmanlar tarafından geliştirilmiş bu çizelgeler gözlem yapan öğretmenler için bir bakıma yol haritası olarak kullanılır. Gözlem sırasında bu özellik alanında gözlenen davranış numaraları kayıt çizelgelerine geçirilir, böylece öğretmen o özellik yönünden sınıfındaki öğrencilerin durumunu belirleyebilir. 

Aşağıda “resim yapma yeteneği olan öğrencilerin özellikleri” alanında hazırlanmış bir “özellik kayıt çizelgesi” örneği verilmektedir.

  • Çeşitli konularda çizimler yapar.
  • Resimleri planlar, resimlere derinlik verir ve parçalar arasında uygun oranlar kullanır.
  • Resim çalışmalarını ciddiye alır ve resim yapmaktan haz duyar.
  • Diğer çocukların yaptıklarından değişik çizimler yapar.
  • Yeni gereçler kullanmak ve yeni yaşantılar denemek ister.
  • Resim yapma, çizme ve boyama için çok zaman harcar.
  • Resmi, kendi yaşantı ve duygularını ifade etmek için başarılı olarak kullanır.
  • Diğer insanların sanat-resim çalışmalarına ilgi duyar. Diğerlerinin eleştirilerinden hoşlanır ve yeni şeyler öğrenir.
  • Çamurdan, sabundan, plastikten, vb. yumuşak gereçlerle üç boyutlu şeyler yapmaya özen gösterir. Zamanının çoğunu bu tür işlere ayırır ve zevkle yapar.
  • Resim ve heykel sergileriyle özellikle ilgilenir.
  • Çevresinde olan sanat ve resim çalışmalarını izler. Dünyada olan çalışmaları gazete ve dergilerden izlemekten hoşlanır.
  • Sanat değeri olan tabloların kopyası kartlardan oluşan koleksiyonlar yapar.

 

Gözlem sırasında öğrencilerin bu özelliklerden hangilerini gösterdiği, kayıt çizelgelerine kaydedilir.

Özellik Kayıt Çizelgesi
Öğrencinin

Adı-Soyadı

Gözlenen Davranış Özellikleri Toplam Düşünceler
Ayşegül Demir 1, 3, 5, 7, 8, 10, 12 7  
Alper Levent 1, 8, 12 3  
Bülent Doğan 3, 5, 7,  8, 9, 10, 11, 12 8  
Hüseyin Yıldız 1, 2, 7, 8 4  
Gülcan Koç 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 12  
(Devam)      

 

 

 

Gözleme dayalı bir teknik olan olay kaydı, gözlenen bireyin belirli bir durum karşısında gösterdiği davranışların objektif olarak betimlenmesi ve olayları oluş sırasına göre yorumsuz yazma anlayışına dayanan bir tekniktir. Doğal koşullarda ortaya çıkan gerçek davranışları yansıtan olay kaydı, öğretmenlere diğer yöntemlerle elde ettikleri bilgileri anlamlı bir bütün halinde bir araya getirme ve değerlendirme olanağı vermesi açısından diğer bireyi tanıma tekniklerinden farklılık göstermektedir.

Bireyin herhangi bir özelliği hakkında diğer yollarla edindikleri bilgiler sınırlı olduğundan, öğretmenler öğrenciyi anlamada olay kayıtlarından daha fazla yararlanma gereğini duyabilirler. Olay kayıtları, objektif araçlarla ölçme sonucunda elde edilen sayısal değerleri anlamlı hale getirmeye, kısaca öğrenciyi anlamaya yardım eder.

Bir olay kayıt formunda şu kısımlar bulunmaktadır:

 

  1. Gözlenen öğrencinin adı, soyadı, numarası, sınıfı ve şubesi,
  2. Gözleyenin adı, soyadı ve unvanı,
  3. Olayın geçtiği yer ve zaman,
  4. Olayın betimlenmesi,
  5. Gözleyenin yorumu,
  6. Gözleyenin önerisi.

 

 

 

 

 

 

Örnek Olay Kayıt Formu

Adı,Soyadı:……………………………… Sınıf/Şube:………………………

Kapsadığı süre:………………………….. Numarası:………………………..

Tarih:
Yer:
Gözlemci:
Davranış:
Yorum/öneri:

 

Etkili ve yararlı sonuçlar alınabilmesi için; olay kaydının şu özellikleri taşıması gerekmektedir:

  • Kayıtlar, gözlenen olaydan hemen sonra yapılmalıdır.
  • Kayıtlar, gözlenen belirli davranışların nesnel bir anlatımını içermelidir.
  • Bir davranışın yorumları veya öneriler kayıtta yer almakta ise, bunlar davranışlara ilişkin betimlemelerden ayrı tutulmalıdır.
  • Gözlemin dayandığı koşulların sonradan tam olarak anlaşılabilmesi için, verilen bilgiler kendi başına yeterli olmalıdır.
  • Anekdot kaydı düzenlenmesi için özel bir neden olması gerekir, anlatım bu özel nedeni açıkça ortaya koymalıdır.
  • Her kayıt, yalnızca bir öğrenciye ilişkin bir olayı anlatmalıdır.  
  • Her kayıt sonrasında, destekleyici ek bilgiler ayrıca gözden geçirilmelidir.

 

İyi bir olay kaydında, davranışın betimlenmesi, gözleyenin yorumundan, yorum önerilerinden kesin bir biçimde ayrılmalıdır. Gözlemci davranış betimlenmesinde daha çok sözlere ve davranışlara yer vermeli, onları betimlerken gözlenen kimseye ya da olaya karşı duygusal yanlılıktan elden geldiği kadar uzak kalmaya çalışmalı, olayda bazı davranışları abartarak, bazılarını görmezlikten gelerek yansıtmaktan kaçınmalıdır.

Davranış betimlemesi, kısa, öz, önemli kısımları yansıtan bir rapor olmalıdır. Bunun içinde, her olay kaydı tek bir olayı anlatmalıdır. Olay kaydında, gözlenen öğrencinin hareketleri, sözleri, ses tonu; mimiklerin, duyguların gözlenebilir davranışsal belirtileri, diğerlerinin ona karşı tepkileri belirtilmelidir.

Bir olay kaydında yorum ve özellikle önerinin mutlaka bulunması gerekmez. Ancak yorum ve öneri yazılacaksa bunlar gözlenen olayla ilişki olmalı, gözleyenin, gözlenen hakkında daha önce oluşturduğu peşin yargılarının ürünü olmamalıdır. Önerilecek çözüm yollarının, birey hakkındaki bilgileri aşacak derecede genel ve zorlayıcı nitelikte olmamasına dikkat edilmelidir. Aşağıda bir öğrenci hakkında iki öğretmen tarafından yazılan olay kaydı örneği verilmiştir.

I
Adı, Soyadı: Mert YILMAZ                     Sınıf/Şube: 4/A

Kapsadığı süre: 45 dakika                        Numarası: 1441

Tarih: 16/04/200.. 
Yer: Derslik, 5 inci saat tarih dersi
Gözlemci: Aygül KATIRCI Tarih öğretmeni
Davranış: Mert’i bugün sözlü yoklamaya kaldırdım ve kendisinden, Erzurum kongresini anlatmasını istedim. Mert’in derse kalkması ile sınıfta birden bir sessizlik oldu ve öğrenciler dikkat kesildiler. Mert gözünü bir noktaya dikerek konuyu hiç duraklamadan ve noksansız anlatıyordu. Cümlelere çok düzgündü, olayları sıralı ve düzenli ifade ediyordu. Bir ara öğrencilerin bazıları kitabı izleyip yavaş sesle, “nokta, virgül, satırbaşı, sayfayı çevir” demeye ve hafiften gülümsemeye başladılar. Bir süre sonra bu sözler Mert’in duyacağı düzeye yükseldi ve Mert birden bire durdu: “efendim, ben derse çok iyi hazırlanmıştım. Kitabı birçok defalar okudum. Bu arada bilmeyerek ezberlemişim” dedi ve ağlamaya başladı. 
Yorum:

Öneri:

 

II
Adı, Soyadı: Mert YILMAZ                     Sınıf/Şube: 4/A

Kapsadığı süre: 45 dakika                        Numarası: 1441

Tarih: 01/05/200.. 
Yer: Derslik, 3 üncü saat geometri dersi
Gözlemci: Tarık CAN Matematik öğretmeni
Davranış: Bugün Matematik ara sınavı notlarını öğrencilere bildirdim. Mert sınavdan 2 puan almıştı ve sınıfta başarı sırası 28 idi. Mert dersten sonra yanıma gelerek sınava çok iyi hazırlandığını fakat beklediği düzeyde başarı gösteremediği için çok üzgün olduğunu söyledi ve ağlamaya başladı. Sınav kağıdını birlikte inceledik. Tanımları ilgili soruları gerçekten hatasız olarak cevaplandırmıştı. Ancak problem çözümünde başarılı olmadığını gördü ve “ben kitaptaki problemlere çalışmıştım, siz kitap dışından sordunuz” dedi. 
Yorum: Mert kanımca derslerine karşı sorumluluk duyan ve umut düzeyi yüksek bir öğrenci. Ancak kendisini başarıya götürecek çalışma yollarını bilmediğinden ya da gücünün sınırlı oluşundan dolayı yeterince genelleme ve transfer yapamamakta ve beklentisinin altında başarı gösterebilmektedir. 

Öneri: Mert’e mümkünse bir farklı yetenek testi verilmesi yerinde olur. 

 

Olay kayıtlarının öğrencilere en yakın etkileşimde bulunan öğretmenler tarafından tutulması gerekir. Okulda rehber öğretmenler varsa ve örnek olaydaki öğrencinin durumunda olduğu gibi rehber öğretmenlerce özel yardım sağlanması gerekli ve olanaklı ise, bu kayıtların rehberlik ve psikolojik danışma servisindeki  öğrenci dosyasında saklanması yararlı olur. Eğer okulda rehber öğretmen yoksa ve danışmanlık hizmetleri sınıf öğretmenlerince yürütülüyorsa, bu kayıtların bir kopyasının sınıf öğretmenlerine verilmesi ve öğrencinin dosyasında toplanması yerinde olur. Ayrınca öğretmen, öğrencilere ilişkin gözlem kayıtlarını kendisi için de toplayabilir.

Olay kayıtları öğrencinin okuldaki yaşamının bir kesitini vermeli, onun çeşitli durumlarda nasıl davrandığını gösteren yığmalı bir bilgi bütünü olmalıdır.

Olay kaydı, sayısal değerlendirmeleri tamamladığı ve öğretmenlerin dikkatini öğrenci davranışlarına çektiği için yararlı bir tekniktir. Ancak olay kaldı aslında bir gözlem kaydı olduğu için yararı, gözlemin doğru ve yansız bir şekilde yapılmasına bağlıdır.

 

Bir kimsenin şimdiki ve geçmiş yaşamını yazılı olarak anlatmasıdır. Genellikle kişi, yaşam öyküsünü anlatırken kendince önemli gördüğü özelliklerini ve bu özelliklere karşı tutumunu, bunların oluşmasında rol oynayan geçmiş olaylara ve kişilere verdiği önemi yansıtır. Yaşam öyküsünü kısaca anlatması gerektiği zamanlarda, birey kendisi için en önemli olayları dile getirir. Bu da bireyi inceleyen kişiye onun değerleri, beklentileri, gereksinmeleri ve çatışmaları kısaca kişilik dinamiği hakkında ipuçları verir.

Otobiyografi iki şekilde yazdırılır. Birincisi “serbest yazımdır”. Bireyden kendini bildiği andan itibaren yaşamını kısaca yazması istenir. Burada olayları, konuları seçme ve sıraya koyma işi tümüyle otobiyografisini yazacak olan bireye bırakılmıştır. Birey, yaşamında önemli gördüğü olay, durum ya da kişilerden söz edebilir. Hoşlanmadığı ya da önem vermediği birey ya da olayları atlayabilir.

İkincisi “konuya bağlı olarak yazdırılan otobiyografilerdir. Bu yöntemle bireyi inceleyen öğretmen, onun belirtmesini istediği konuları verir ve yaşam öyküsünü bu konular çerçevesinde yazmasını isteyebilir. Bu tür otobiyografiye “yapılandırılmış otobiyografi” de denir.

Otobiyografi kişinin özel yanını, yani duygularını, beklentilerini saptama yöntemi olduğundan, “sosyal istenirlik” denilen ve kişinin kendini olduğu gibi değil de görünmek istediği gibi göstermek istemesinden çok etkilenen bir tekniktir. Bu yüzden otobiyografi yazdırmada en etkili yol, öğrencilerin birinci tekil şahıs kullanarak ve kendilerine verilen konu başlıklarına bağlı kalarak kendilerini anlatmalarını sağlamaktır.

Otobiyografi yazdırma, uygulaması çok kolay bir yöntem olduğundan sınıf öğretmenleri sık sık kullanabilirler. Örneğin Türkçe öğretmenleri kompozisyon konusu olarak otobiyografiden yararlanabilirler.

Otobiyografi yazdırmada göz önünde bulundurulması gereken önemli noktalar:

 

  1. Öğrenci hakkında eldeki bilgilere bir şey katılacağına inanıldığı ve bu yolla elde edilecek bilgilere gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman otobiyografi yazdırılmalıdır.

 

  1. Otobiyografi yazdırılmadan önce psikolojik danışma için ön görülen ortam yaratılmalıdır. Yani öğrencilere karşı koşulsuz saygı ve kabul ile nitelenen olumlu bir tutum gösterilmelidir.

 

  1. Öğrencinin otobiyografi yoluyla kendini anlatması için her şeyden önce derdini dökme ihtiyacını duyması ve karşısındakine güvenmesi gerekmektedir. Bu da otobiyografinin okunmasından sonra kendisine bir yardım sağlanacağından emin olunması ile mümkündür.

 

Amacımıza uygun bir otobiyografinin yazılması ve öğrenciler arasında birlik sağlanması yönünden sınıfa bir plan verilmesi uygun olur. Bu planda şu konular yer alabilir:

  • Kendi kendinizi nasıl tanırsınız? Size göre yeterli yetersiz yönleriniz nelerdir?
  • Yaşamınız boyunca etkisi altında kaldığınız olaylar varsa nelerdir?
  • Ailede ve okulda sizi sürekli tedirgin eden sorunlarınız varsa nelerdir?
  • Ailenizin size nasıl davranmasını isterdiniz?
  • İlgilendiğiniz konular, geleceğe ilişkin planlarınız nelerdir?
  • Geçmişiniz ile ilgili ne söylemek istersiniz?

 

Otobiyografi Nasıl Değerlendirilir?

Bir otobiyografinin incelenmesinde genellikle aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulması gerekir.

  1. 1.      Yazı nasıl bir izlenim uyandırmaktadır?

Bireyin, kendine ilişkin önemli konuları anlatırken üslubundaki ton değişmelerine dikkat edilmeli, yazının bıraktığı genel izlenime bakılmalıdır. Mutluluk mu?, çöküntü mü? Yazanın ruh sağlığı yerinde mi görünüyor? “sevgi”, “nefret”, “anne”, “baba” gibi duygu yüklü sözcüklerin nasıl kullanıldığına dikkat etmek gerekir. Kağıdın düzenli ya da gelişigüzel oluşunun bireyin davranış örüntüsü ile yakın bir ilişkisinin olmadığının bilinmesi gereklidir.

           

  1. 2.      Bireyin geçmişi hakkındaki bilgilerinize göre yazıda yer vermediği önemli olaylar ve kişiler var mıdır?

Bir otobiyografinin bütün ayrıntıları içermesi beklenemez ama atlanan konular önemli ve daha sonra bir görüşme sırasında üzerinde durulmaya değer ipuçları niteliğinde olabilir. Eğer öğrenci aile bireylerine değinmişse ya da yaşantıyı yazmaktan kaçınmışsa bu tür atlamalar dikkatle incelenmelidir. Kuşkusuz öğretmen bireyin olayları gün be gün ya da yıl be yıl anlatmasını beklememelidir. Bireyler yaşamlarının sakin ve iyi geçen dönemleri hakkında kısa şeyler yazma, daha çok kendileri için önemli olan hususlar üzerinde durma eğilimi gösterirler.

  1. 3.      Otobiyografinin uzunluğu ne kadardır?

Bir otobiyografinin uzunluğu değişik kriterlere göre değişebilir. Genelde; öğrencinin yazmaya istekli oluşu, yazıda belli bir plan izlenip izlenmediği, anlatımdaki akıcılığı ve bireyin problemlerinin çözümünde yardıma gereksinmesi olduğu konusundaki inancının derecesidir. Bir otobiyografinin ideal uzunluğu genelde 200 ile 5000 sözcük arasında değişmektedir.

  1. 4.      Yazı nasıl düzenlenmelidir?

Eğer öğrencilere izleyecekleri bir taslak, bir plan verilmişse yazının düzeninden yorum yapabilmek için birtakım ipuçları çıkarma olanağı azdır. Ancak verilmiş planda yapılmış olan her hangi bir değişikliğin dikkate alınması gerekir. Serbest otobiyografilerin yazılmasında izlenen en yaygın düzen kronolojik düzendir. Kronolojik olarak yazılmış bir otobiyografide bir takım boşluklar, atlamalar var mıdır? Birey en çok ne üzerinde durmuştur?

  1. 5.      Anlatım Düzeyi Nedir?

Öğrenci otobiyografiden hiçbir yarar beklemiyorsa, baştan savma bir biçimde yazabilir. Özellikle ilköğretim çağı öğrencileri çok yüzeysel olay ve yaşantılarını anlatırlar. Aşırı savunma içinde olan öğrenciler de kendi gelişimlerini yazarken derinliğe gitmekten kaçınabilirler. Yüzeysel ve kaçamaklı yazılar, sorularını ve kaygılarını saklamak isteyen veya açığa vurmaktan kaçınan öğrencileri nitelendiren bir özelliktir. 

  1. 6.      Yazıda tutarsızlıklar var mıdır?

Otobiyografideki tutarsızlık, bireyin kendi yaşantıları ve çeşitli olaylar konusunda kasıtlı olarak yaratmaya çalıştığı yanılgılar ve bilinçsiz olarak yaptığı hatalardır. Otobiyografilerde kasıtlı yanıltmaların oranı oldukça düşüktür; birey kendi yaşam öyküsünü anlatmasında bir yarar olabileceği kanısını taşımıyorsa, anlatımda bazı yanıltmalar görülebilir. Bireyi önceden tanıma ve otobiyografi okumada deneyimli olma tutarsızlıkları görebilme, seçebilme yeteneğini arttırır. 

Birey, güven verici bir ortamda ve sorunlarına çözüm bulunacağına inandığı zaman kendini doğru bir biçimde açığa vurabilir. Ancak bu koşullarda yazılmış bir otobiyografi bireyi tanımada etkili bir araç olabilir. Otobiyografi ile elde edilen bilgiler başka kaynaklardan edinilen bilgilerle denetlenmeli ve desteklenmelidir.

NOT: Aşağıda örneklendirmeye çalışacağımız otobiyografi tekniğinde yönergeleri farklılaştırarak öğrenci için en rahat ve en gerçekçi bir şekilde kendini ifade edebileceği ortamı hazırlayabilirsiniz. Daha kısa ya da daha uzun yönergelerle çalışabilirsiniz. Kullanımın gerçekten fayda sağlaması amacıyla planlı bir uygulamayı hedeflemelisiniz. Örneğin; ilköğretim 6 ncı sınıflara uygulayarak uzun süre beraber olacağınız öğrencileri tanıma fırsatını elde edebilirsiniz.

Otobiyografi Örnekleri

 

Adınız soyadınız    :……………………….

Sınıfınız                    :……………………….

Numaranız               :……………………….

Sevgili arkadaşlar,

Sizi daha iyi tanıyabilmemiz ve okul başarınızda yardımcı olabilmemiz için;

  • Ailenizin ekonomik durumunu,
  • En yakın arkadaşınızı,
  • Sevdiğiniz etkinlikleri,
  • Hayatınızda sizi en çok etkileyen olayı,
  • Sevdiğiniz yönlerinizi,
  • Aileniz içindeki durumunuzu,
  • Geleceğe ilişkin düşüncelerinizi,
  • Ve belirtmek istediğiniz diğer konuları içeren bir kompozisyon yazmanız istenmektedir.

(yazmaya lütfen bu sayfadan başlayınız, gerekirse arka sayfayı da kullanabilirsiniz.)Teşekkür ederiz……………………………………………………………………………………………………….

 

Adınız soyadınız    :………………………….

Sınıfınız                    :………………………….

Numaranız               :………………………….

Sevgili arkadaşlar,

Sizleri daha iyi tanıyabilmemiz ve okul başarınızda yardımcı olabilmemiz için aşağıda belirtilen sorulara içtenlikle yanıt veriniz.

 

 

                                                                           Teşekkür ederiz.

1-        Okul öncesi yaşamınız:

a-        Nerede doğdunuz?……………………………………………………………………………………………………………

b-        İlk eviniz nasıldı? ……………………………………………………………………………………………………………..

c-        Yaşadığınız diğer yerler? …………………………………………………………………………………………………

d-        Ailenizdeki belirgin özellikler?…………………………………………………………………………………………

e-        Ailenizde en çok sevdiğiniz kişiler?………………………………………………………………………………….

2-        Okul yaşamınız:

a-        Okuldaki ilk günkü duygularınız?………………………………………………………………………………………

b-        En çok sevdiğiniz dersler?………………………………………………………………………………………………..

c-        Sevmediğiniz dersler?………………………………………………………………………………………………………

d-        En sevdiğiniz arkadaşınız?………………………………………………………………………………………………..

e-        Sevdiğiniz oyunlar?…………………………………………………………………………………………………………..

f-          Okulda en çok hoşunuza giden olaylar?…………………………………………………………………………….

g-        Okulda hiç sevmediğiniz şeyler?………………………………………………………………………………………

h-        Sizce iyi bir öğretmenin özellikleri nelerdir?………………………………………………………………….

3-        Geleceğe ait düşünceleriniz:

a-   Okulunuzu bitirince ne yapmayı düşünüyorsunuz?…………………………………………………………..

b-   İş ve meslek konusundaki düşünceleriniz?………………………………………………………………………

c-  Gelecekte ki düşüncelerinize olumsuz etkileyen bir olay?……………………………………………… 

Bunların dışında yazmak istedikleriniz………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….

SOSYOMETRİ

Sosyometri, birbirlerini tanıyan bir grup insanın, belirli bir ölçüte dayanarak birbirlerine ilişkin tercihlerinin sergilenmesine olanak veren bir tekniktir. Birlikte yaşamak/çalışmak durumunda olan bir grubun üyelerine sosyometri ölçme aracını uygulanıp, kişiler arası etkileşimden kaynaklanan grup-içi sorunlar belirlenebilir. Bu sorunları gidermek amacıyla grubu yeniden yapılandırmak, kişiler arası etkileşim örüntüsünü yeniden düzenlemek, genelde olumlu sonuçlar vermektedir.

Öğrencilere uygulanan sosyometri sonuçlarıyla;

  • Kimlerle arkadaş oldukları,
  • Oluşturdukları yaş grupları,
  • Kimlerle işbirliği yaptıkları,
  • En çok sevdiği arkadaşının kim olduğu,
  • Kimlerin grupları meydana getirdiği ve sınıftaki gruplaşmaların kimler tarafından ve nasıl yöneltildiği,
  • Grubun ya da sınıfın liderinin kim olduğu,
  • Kimlerin grup dışında kalıp uyum sorunları olduğu
  • Kimlerin alt grup oluşturdukları, anlaşılabilir.

 

Sosyometri tekniğin uygulanmasında dikkat edilecek noktalar:

 

  1. Uygulamadan önce, öğretmen ile uygulama yapacağı sınıf veya grup öğrencileri arasında sağlıklı ilişkilerin olması gerekir (öğrencinin, öğretmenini sevmesi, ona inanması, güvenmesi gibi).

 

  1. Sosyometri sonuçları nerede ve ne amaçla kullanılacak ise, soruların  amaca yönelik seçilmesi gerekir. Soruların kısa, açık ve o sınıfta bütün öğrenciler tarafından anlaşılacak şekilde olmasına dikkat  edilmelidir. 

 

  1. Sonuçlar özel ve gizli tutulmalıdır. Tekniğin uygulanmasından önce sınıfta ya da gruptaki üyelerin birbirini yeterince tanımış olmaları gerekir.

 

Nasıl Uygulanır?

 

Bu teknikle elde edilen bilgilerden istenilen yararı elde edebilmek için, önce amacın saptanması ve buna uygun yönergenin verilmesi gerekir. Daha sonra, bu yönergeler çoğaltılarak öğrencilere dağıtılabilir veya yazı tahtasına yanıt kağıt örneği çizilebilir. Her öğrenciden boş bir kağıt parçası çıkarması istenir ve okunan soru doğrultusunda verilen örneğe göre yanıtı yazması istenebilir. Veya Sosyometri uygulanacak gruptaki bireylere önceden belirlenmiş bir “ölçüte göre”, gruptaki kişilerden birlikte bulunmayı tercih ettiği üç kişinin adını tercih sırasına göre verilen bir karta (kağıda) yazması istenir. Tercih edilecek kişi sayısı üçten az ya da çok olabilir veya kısıtlama getirilebilir. (Üç kişiden fazla olamaz). Uygulamalarda yaygın olarak kullanılan bir kart örneği Tablo 1’de verilmiştir.

 

Tablo 1- Sosyometri Yanıt Kartı

 

Adınız ve Soyadınız:………………………………………           Tarih:……/……/……

Tercih Sırası    Tercih Edilen Kişinin Adı soyadı

   1-          ………………………………

   2-          ………………………………

   3-          ………………………………      Lütfen üç arkadaşınızın isminden başka isim yazmayınız. Teşekkür ederiz.

 

Tablo 1’de görüleceği üzere sosyometri yanıt kartında bireylerden verilen ölçütlere göre tercih ettikleri kişilerin “adı-soyadı” ve “tercih sırası” ile “yanıtlandıran kişinin adı ve soyadı” istenmektedir.

Bireylerin tercihlerini esas olacak ölçütler, hangi durumda birliktelik istendiğini belirtir. Ölçütlere göre tercihler değişebilir. 

 

Yazı tahtasındaki yanıt kağıt örneğine bakılarak öğrencilere şu açıklamalar yapılmalıdır:

  • Yanıt kağıdına, tarih, adınız ve soyadınızı açıkça yazınız.

 

  • Yazdığınız isimleri kimseye göstermeyiniz, kimseyle konuşmayınız.

 

  • Önce iyi düşününüz sonra yazınız. Eğer cevap kağıdına yazabileceğiniz üç arkadaşınızın ismi yoksa bir kişinin ismini yazınız, hiç kimse yok ise, kağıdı boş bırakınız.

 

  • Arkadaşınızın adını ve soyadını yazarken tercihlerinizi derecelere göre yapınız.

 

  • Yazmak istediğiniz arkadaş, kız ve ya erkek olabilir. Başka sınıftan bir arkadaşınızı istiyorsanız onu yazmayınız, anlamadığınız bir durum var ise sorabilirsiniz.

 

Uygulama sonunda toplanan yanıt kağıtları değerlendirilmeye hazır hale gelmiştir. 

 

İlişkilerin Çizelge Durumunda Özetlenmesi

 

Tercihlerin belirlenmesinden sonra öğrencilerden toplanan veriler, kimin kimi seçtiğini gösterecek biçimde “Sosyometri Değerlendirme Formu” üzerinde özetlenir. Tablo 2’de isimleri sembolik olarak verilen 10 kişilik bir grubun tercihlerine ilişkin bir sosyometri sonucu özet olarak verilmiştir.

Tablo 2- Sosyometri Değerlendirme Formu

 

 

GRUP

ÜYELERİ

 

S   E   Ç   E   N

Toplam

Tercih

Derecesi

Seçilme puanı
A B C D E F G H I İ 1 2 3
S  E   Ç   İ   L   E  N A   1     3   1   2   2 1 1 9
B     2       3       0 1 1 3
C   3     1   2 1 1 3 3 1 3 14
D 1   1     2       3 2 1 1 9
E           1         1 0 0 3
F 3     2       3     0 1 2 4
G     3 1 2 3         1 1 2 7
H                   1 1 0 0 3
I 2 2               2 0 3 0 6
İ       3       2     0 1 1 3

 

Tablo 2’de görüldüğü gibi, çizelgenin üst tarafı tercih yapan “seçen”, bireyleri, sol tarafı ise, seçen bireylerin tercih ettikleri “seçilen” bireyleri göstermektedir. Bireylerin isimleri ilk harfleri ile gösterilmiştir.  Değerlendirme formundaki 1, 2 ve 3 sayıları her bireyin kim tarafından, hangi derecede tercih edildiğini belirtmektedir. Tablo 2’ nin sağ tarafında, bireylerin “toplam tercih değerleri” ile “seçilme puanları” görülmektedir.

Değerlendirme yapılırken şu kriterlere dikkat edilmesi gerekmektedir.

 

  • Toplanan kağıtlar rastgele sıralanır ve her öğrencinin kağıdına 1’ den başlayarak bir numara verilir.
  • Yanıt kağıtlarındaki sıra numarası ile, seçilen ve reddedilenleri bir arada gösterecek özel liste hazırlanır. Burada sınıf listesi enine ve  boyuna olmak üzere bir tablo hazırlanır.
  • Her öğrencinin kağıdı ele alınarak seçtiği öğrenciler önem sırasına göre seçilen öğrencilerin bölümüne yazılır. Bu işlem her öğrenci için yapılıp bitirildikten sonra puanlamaya işlenir. Bu işlem yapılırken;
  • Birinci derecede seçilen öğrenciye 3, ikinci derecede seçilen öğrenciye 2, üçüncü derecede seçilen öğrenciye 1, hiç seçilmeyen öğrenciye 0 puan verilir.
  • Seçilen öğrencilerin seçilme sıralarına göre puanları tespit edilerek toplam puan bölümüne yazılır.
  • Listenin doğru olarak hazırlandığı kontrol edildikten sonra yanıt kağıtları yok edilir.

 

Sosyogram Nasıl Hazırlanır?

 

Sosyometri tekniğindeki üçüncü aşama, sosyometri sonuçları değerlendirme formundaki verilerin “sosyogram” denilen, gruptaki bireylerin ilişkilerini gösteren bir grafikle gösterilmesidir. Sosyogramda grubun yapısı sosyometrik görüntüsü bireyler arası ilişkiler belirgin hale gelmektedir.

Sosyogramın çizimi sosyometri değerlendirme formundaki bilgiler esas alınarak yapılır. Genel uygulamalarda en çok tercih edilen birey çizelgenin ortasında gösterilir. Daha sonra diğer her bir bireyin tercih edilme durumları oklarla ve çeşitli sembollerle gösterilir. Gruptaki kız ve erkek öğrencileri belirginleştirmek için farklı semboller kullanılabilir. Bireyler arası ilişkiler, tek yönlü, iki yönlü oklarla gösterilir.

Tablo 3’ de bir tek kişinin tercih edildiği, 17 kişilik bir gruba ilişkin bir sosyogram örnek olarak aşağıda verilmiştir.

T
M
O
D
L
H
P
B
R
K
F
G
E
D
C
A
I

 

 

Görüldüğü gibi grup en çok istenen öğrenciler A ve C’ dir. Sosyometri dilinde bunlara “yıldız” veya “lider” (diğer üyeler tarafından sıklıkla tercih edilen kişiler) olarak nitelendirilmektedir. Öğrencilerden T ve O kimseyi seçmemişler ve kendileri de diğerleri tarafından seçilmemişlerdir. Bu öğrenciler “izole olmuş” (üyelerin hiçbir tarafından tercih edilemeyen kişiler) gruptaki öğrenciler tarafından dışlanmış öğrencilerdir. H ve I isimli öğrenciler karşılıklı olarak birbirlerini seçmişler, ancak gruptaki diğer öğrencilerin hiçbiri onları seçmemişlerdir. Karşılıklı ilişkileri dışında bunların da grupla ilişkileri yoktur. Bunlar da “izole olmuş” ya da özel amaçlı bir alt grup, “klik” (ana gruptan soyutlanmış ama kendi aralarında karşılıklı tercih yapan alt gruplar) olarak nitelendirilmektedir. Öğrencilerden P, K, M ve N grupta tercihlerini kullanmakla birlikte grupla sıkı ilişkileri olmayan, ancak gruba “takılmış” kişilerdir.

Sınıfın bütünü ise birbiri ile ilişkileri olan iki ayrı büyükçe gruptan oluştuğu görülmektedir. Sınıfın birbiriyle sıkı bağları olan “homojen” bir gurup yapısı göstermemektedir. Grupta iki “klik” gözlenmektedir. Grupta gözlenen “izole olmuş” kişiler, gruba “takılmış” kişiler, “klikler’in” varlığı durağan olmayan, bölünmüş bir grup dinamiği sergilemektedir. Böyle bir sınıfa izole olanların gruba katılmaları, yeni arkadaşlıklar kurulması konusunda öğretmeni önemli sorumluluklar beklemektedir. Ancak bu tür bilgiler farklı amaçlarla düzenlenen sosyometriler ile ilişkilendirildiğinde, sınıfın öğrenci profili tamamlanmış olur.

Sosyogram Nasıl Değerlendirilir?

Değerlendirme yapılırken; her birey grup içinde istenilen düzeyde gruplar bütünleşmiş midir? Yoksa grupta parçalanma mı söz konusudur. Gruplar arasında alt gruplar, klikler var mıdır, varsa bu yapısal ilişkinin nedenleri; (ekonomik nedenler mi, aynı semtin çocukları olduklarından mı, akraba olduklarından mı, karakter ve mizaç uyuşmasından mı, derslerdeki ortak başarı veya başarısızlıktan mı, aile yaşantılarının benzer oluşlarından mı, okul dışı faaliyetleri birlikte yaptıklarından mı gibi yönlerden) araştırılmalıdır.

Grupta yalnız olan veya reddedilen bireylerin istenmeme nedenleri; (ailesi ve kendisi ile yapılan görüşmelerle, sınıf içi ve sınıf dışı yapılan gözlemlerle, hayat hikayesi kendine yazdırarak, öğretmen, idareci ve sınıf arkadaşlarının da düşünceleri alınarak) araştırılmalıdır.

Grupta cinsiyetler arasında bir gruplaşma söz konusu ise nedenleri; (utanç duygusundan mı, aile baskısından mı, eksik verilen cinsel eğitimden mi, beğenilmemek korkusundan mı ileri geldiği) araştırılmalıdır.

                                                         KİMDİR BU TEKNİĞİ

Sosyometri gibi bu teknik de grubun sosyal dokusu içinde üyelerin birbirlerini nasıl algıladıklarını, ilişki biçimini, kabul ve ret derecesini anlamaya yarayan bir tekniktir. Birbirini tanıyan bir grup içindeki bireylerin birbirleri hakkındaki görüşlerine dayanır. Gruptaki bireylerin bazı özelliklerinin belirlenmesi amaçlanır. Örneğin, bir sınıfta bir öğrencinin arkadaşları tarafından nasıl görüldüğünü anlamak için, öğrencilere bir seri davranış betimlemesi verilir. Her öğrenciden, bu betimlemelere uyan arkadaşlarının adlarını ilgili ifadelerin yanına yazması istenir. Öğrenciler belli bir betimlemeyi ayrı bir kağıda yazıp yanına bu betimlemeye uyan arkadaşlarının adlarını da yazabilirler. Bir betimleme için birden fazla isim yazılabileceği gibi, bir kimsenin adı birden fazla betimlemenin yanına da yazılabilir. Ayrıca birey uygun gördüğü davranışların karşısına kendi adını da yazabilir. Böylece bireyin kendini nasıl gördüğü hakkında fikir edinilebilir.

 

 

Nasıl Hazırlanır?

Kimdir bu tekniği, bilgi toplayan kişinin genel ve özel amacına göre hazırlanır ya da hazırlanmış olan bireysel özellikler listesinden seçilerek oluşturulur. Hazırlanacak davranış ve özellikler “olumlu” ve “olumsuz” olacak şekilde seçilir. Düz bir cümle ya da bir soru cümlesi olarak ifade edilir.  Betimsel tanımların, ifadelerin nitelenen karakter veya tipi canlandıracak şekilde belirtilmesi ve açık olması gerekmektedir. Ayrıca olumlu ve olumsuz ifadelerin sayıca dengeli olması, bireylerin kolaylıkla belirtilen tipleri bulabilmesi için ne çok az ne de çok fazla olmaması istenir. Hazırlanmış olan “Kimdir bu” listelerindeki toplam davranış tanımları sayısının 10 ile 30 arasında değiştiği görülmektedir. Örnek bir kimdir bu? Formu tablo 4 de verilmişti

Tablo 4. Kim dir Bu? Testi

BETİMSEL   İFADELER                                 KİMDİR BU?
1 Heyecanlı ve telaşlıdır………………………………………………………………………………………………………………………
2 Daima neşeli ve sokulgandır……………………………………………………………………………………………………………..
3 Çoğu zaman neşesiz ve sıkılgandır……………………………………………………………………………………………………
4 Başkalarına yardım etmekten hoşlanır…………………………………………………………………………………………….
5 Başkalarına yardım etmekten hoşlanmaz…………………………………………………………………………………………
6 Başkalarına çok saygı gösterir…………………………………………………………………………………………………………
7 Başkalarına karşı pek saygılı davranmaz…………………………………………………………………………………………
8 Üzerine aldığı bir işi mutlaka yerine getirmeye çalışır…………………………………………………………………..
9 Üzerine aldığı bir işi çoğu kez yarım bırakır…………………………………………………………………………………..
10 Ödev ve sorumluluk almaktan hoşlanır…………………………………………………………………………………………….
11 Ödev ve sorumluluk almaktan hoşlanmaz…………………………………………………………………………………………
12 Söylenen bir sırrı hemen başkalarına duyurur………………………………………………………………………………..
13 Kendisine söylenen bir sırrı uzun süre saklar………………………………………………………………………………….
14 Söylenen bir sözden hemen  alınır; şakadan hoşlanmaz………………………………………………………………….
15 Şaka yapmaktan ve şaka yapılmaktan hoşlanır………………………………………………………………………………..
16 Fazla hareketli değildir: sessiz çalışır…………………………………………………………………………………………….
17 Konuşmayı fazla sevmez:herkes konuşurken o sessiz durur…………………………………………………………..
18 Daima temiz ve düzenli olmaya çalışır……………………………………………………………………………………………..
19 Temizlik ve düzenine pek dikkat etmez………………………………………………………………………………………….
20 Sevimli ve güler yüzlüdür…………………………………………………………………………………………………………………
21 Arkadaşlarına çoğu kez soğuk davranır…………………………………………………………………………………………..
22 Zekidir ve bağımsız hareket eder……………………………………………………………………………………………………
23 Hareketlerinde düşüncesizdir………………………………………………………………………………………………………….
24 Soğukkanlı davranır ve daima düşünceli hareket eder……………………………………………………………………
25 Üzerine aldığı bir işi çabucak bitirmek ister, sabırsızdır………………………………………………………………

 

Nasıl Uygulanır?

 

Uygulamada, kısa bir açıklamadan sonra betimsel davranışlar formu gruptaki her bireye bir tane olmak üzere dağıtılır. Bireyler davranışların karşısındaki “kimdir bu” başlığının altına gruptaki bireylerden davranışa en uygun olan kişinin ad ve soyadını yazarak yanıtlamayı tamamlarlar. Yanıtlama yapılırken her betimsel davranışa birden çok kişinin adı yazılabileceği gibi, aynı kişi farklı davranışların karşısına tekrar yazılabilir. Bu durum cevaplamayı yapan bireyin “kendisi” için de geçerlidir.

 

Nasıl Değerlendirilir?

 

Değerlendirme iki amaca yönelik olarak yapılır. 1. Gruptaki bireylerin, betimlenen özellikler yönünden durumlarının betimlenmesi, 2. Gruptaki kişilerin kendilerini ve diğerlerini karşılıklı olarak nasıl algıladıklarının karşılaştırılması yönlerinden yapılmaktadır. Değerlendirme aşağıda verilen örnek tablo 5 üzerinden yapılır.

Tablo 5. Kim dir Bu? Değerlendirme Tablosu

  BETİMSEL DAVRANIŞLARIN NUMARASI TOPLAM
DAVRANIŞLAR

KİŞİLER

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 …. Anılma

Sayısı

Anma

Sayısı

Uyma

Sayısı

                             
                             
                             
                             
                             
                             
                             
                             
                             

Anılma sayısı: Bireyin kaç davranış yönünden arkadaşlarınca “anıldığını” gösteren sayı toplamı,

Anma sayısı: Bireyin kaç nitelik yönüyle kendini “andığı” sayı toplamını,

Uyma sayısı: Kaç nitelik yönünden bireyin “kendisini” değerlendirmesinin gruptaki diğer üyelerin değerlendirmesi ile tutarlı olduğunu gösteren sayı toplamını belirtmektedir.

Bireylerin özelliklerine göre yapılacak bir değerlendirmeye örnek olmak üzere, 6 kişilik bir grubun 10 çeşit davranışa göre değerlendirmesi tablo 6’de verilmiştir.

 

Tablo 6 Kimdir Bu? Testi Sonuçlarının Bireyin Davranış Özelliklerine Göre Değerlendirilmesi

  BETİMSEL DAVRANIŞLARIN NUMARASI TOPLAM
DAVRANIŞLAR

KİŞİLER

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Anılma

Sayısı

Anma

sayısı

Uyma

Sayısı

Onur /   X X/     /   / X 4 3 1
Betül /x   /   //     / x   5 2 2
Fidan   /x       // X     /x 4 3 3
Özge x     //   x   /     3 2 0
Murat // X     /x           3 2 2
Berk x   /   /x /     /x x 4 4 2

 

Tablo 6’da “Betimsel davranışlar” sözel ifadeleri sığmayacağı için numaralara ile gösterilmiştir. Tablonun sol tarafında da gruptaki bireylerin isimleri bulunmaktadır.

Tablo’ nun içinde ise, bireylerin kaç davranış yönünden gruptaki kişiler tarafından “anıldığı”, bireyin kaç nitelik yönünden kendisini “andığı” na ilişkin çeteleler bulunmaktadır. Tabloda gözlenen çeteleme işlemi yapılırken, kutu içine, kişi “başkası” tarafından belirtilmişse bi (/) işareti, “kendisi” tarafından belirtilmiş ise (X) işareti ile gösterilir.

Tablonun sağ tarafında da isimlere göre bunların “toplamları” görülmektedir. En sağdaki “uyma” sütunu kaç nitelik yönünden bireyin “kendisini” değerlendirmesinin gruptaki diğer üyelerin değerlendirilmesi ile “tutarlı” olduğunu göstermektedir.

Toplam sütunundaki, anılma derecesi başkaları, anma derecesi ise bireyin kendisine göre davranışlardaki çeşitliliği, uyma derecesi ise, bireyin kendisinin ve başkalarının görüşlerindeki tutarlığı göstermekte ve uyumlu bir kişiliğin göstergesi olarak algılanmalıdır. Örneğin tablo 6 incelendiğinde, Fidan’ın tutarlılık ve uyum düzeyinin diğerlerine göre biraz düşük, Özge ile Berk’in uyum düzeylerinin ise diğerlerine göre biraz daha iyi olduğu gözlenmektedir.

Gruptaki kişilerin birbirlerini algılayış biçimlerini görebilmek için bireylerin isimlerinden oluşan bir çapraz dağılım tablosu hazırlanır ve bu tablonun içindeki iki yönlü kutularda bireylere ilişkin betimsel davranışlar numaraları ile gösterilir.

Tablo 7’da 5 kişilik grubun, 10 betimlenmiş davranışa göre olan durumları aşağıda verilmiştir.

 

 

 

 

Tablo 7. Gruptaki Bireylerin Betimsel Davranışlar Yönünden Birbirlerini Algılayışları

   ANILAN

ANAN

Onur Betül Özge Fidan Murat Berk Uyma Sayısı
Onur 3

4

10

10 5 4 7 9 1
Betül 4 1

9

9 2 6 8 1
Fidan 1 9 2

7

10

4 5 3 2
Özge 10 3 9 1

6

1 6 0
Murat 6 10 9 1 2

5

2 1
Berk 7 8 6 3 2 1

5

9

10

2

 

Tablo 7’da, kutuların içindeki sayılar betimsel davranışın numaralarını göstermektedir. Bunlardan, yukarıdan aşağı doğru yazılanlar, “anan”, soldan sağa doğru yazılanlar ise “anılanlara” ilişkin davranışları göstermektedir.

Çapraz dağılımda, aynı kişinin isminin kesiştiği kutudaki davranışlar ise kişinin “kendisini” betimlediği davranışlardır. “uyma sayısı” bu kutu içindeki davranışlarla, diğer bireyler tarafından betimlenen davranışlar arasındaki tutarlılığı göstermektedir. Son sütunda bireylerin tutarlık düzeyleri de “uyma sayısı” başlığı altında sayısal olarak verilmiştir (İ. E. Özgüven; 1998: 290).

Elde edilen sonuçlar doğrultusunda; grup içindeki birey arkadaşları tarafından nasıl tanındığı ve kendini nasıl tanıdığına ilişkin olarak bireyin “uyum” içinde olup olmadığı ve bireylerin tipik davranışları hakkında yargılara varılabilir. Bu teknik ile grubun toplumsal yapısı, bireylerin tipik davranış kalıpları, kişilik özellikleri, problemleri, uyum güçlükleri, başkalarını algılayış biçimleri hakkında kullanıcıya bir fikir verebilir.

                                               PROBLEM TARAMA LİSTELERİ

 

Bir okulda öğrencilerin belli başlı üzüntülerini, gereksinimlerini, sağlık, beden gelişimi, okul, ev, aile, meslek, gelecek, insan ilişkileri, toplumsal değer ve tutumları ve kişilik özellikleri gibi alanlarla ilgili problemlerini genişliğine belirleme, problemlerinin giderilmesi yönünde yardım edebilmek için kullanılan bilgi toplama tekniğidir. Bu teknik ile, okulda öğrencileri kaygılandıran, dengeli ve sağlıklı uyum yapmalarını engelleyen problemleri ortaya çıkararak onlara yardımcı olmak amaçlanmaktadır.

Problem tarama envanterleri, kapsadığı problem alanları, hazırlandığı yaş ve gelişim düzeyleri, hedef aldığı kurumlar gibi yönlerden farklılık göstermektedir. İlköğretim, ortaöğretim, üniversite, yatılı okul, teknik okul ve yetişkinler için hazırlanmış problem tarama envanterleri vardır.

Ülkemizde, ilköğretim düzeyinde kullanılan ve belirli özellikleri olan, “dilek tarama envanterleri” de geliştirilmiştir. Bu tür envanterlerde “keşke oyuncaklarımı okula getirebilseydim”, “kendimin özel bir odası olsun isterdim”, “keşke hep annemle okula gelebilseydim”, “okulumuzun evimizin yakında olmasını isterdim” gibi dilek belirten ifade biçimleri yer almaktadır. Ayrıca ilköğretim düzeyinde hazırlanan problem tarama envanterlerinde “okul”, “aile”, “oyun”, İnsanlar” ve “kendisi” gibi konularda öğrencilerin beklenti ve isteklerini içeren problem alanları yer almaktadır. Ancak okullarımızda sıklıkla Özgüven (Türkan) ve Kepçeoğlu (1970) diğeri tarafından hazırlanmış olan (O) takımı kullanılmaktadır.

Bir problem tarama listesi genel olarak; a) sağlık ve bedensel gelişim, b) okul yaşamı, c) ev ve aile yaşamı, d) başkaları ile ilişki kurma, e) kız ve erkek arkadaşlık yaşamı, f) gelecekteki öğrenim ve iş yaşamı, g) bireyin kendi iç dünyası ya da benlik tasarımı ile ilgili alanlardaki problemleri kapsar (Kepçeoğlu, 1990: 144).

Nasıl Hazırlanır?

Uygulama sürecinde geçilmeden önce; uygulamanın yapılacağı gurubun düzeyi belirlenmelidir. Öğretmenlerden ve öğrencilerden elde edilen bilgiler analiz edilerek uygulanacak testin esas listesi oluşturulur. Oluşturulan taslak listenin bir ön uygulaması yapıldıktan sonra problem tarama listesinin son şekli verilir. Ancak her problem tarama listesinin yenilenmesine dikkat edilmelidir.

Problem tarama listesinde her problem, bir problem durumunu gösteren olumlu cümleler biçiminde ifade edilir, her problem cümlesi alt alta sıralanabileceği gibi gruplar halinde, karışık olarak da sıralanabilir (Kepçeoğlu, 1990: 145).

İlköğretim öğrencileri için hazırlanmış bir problem tarama listesinden alınan şu cümleler listelerde kullanılan anlatım biçimi hakkında bir bilgi verebilir (Kepçeoğlu, 1990: 146).

101. Gözlerimden rahatsızım.

102. Kulaklarım ağrıyor.

103. Boğazım ağrıyor, bademciklerim var.

……………………………………………………………..

……………………………………………………………..

……………………………………………………………..

 

201. Okulumuz temiz değil.

202. Okulumuz çok gürültülü.

203. Okulumuz iyi ısınmıyor.

……………………………………………………………..

……………………………………………………………..

……………………………………………………………..

 

 

301. Annem beni sevmiyor.

302. Babam beni sevmiyor.

303. Annemle anlaşamıyorum.

……………………………………………………………..

……………………………………………………………..

……………………………………………………………..

 

 

401. Herkesle rahat konuşamıyorum.

402. Ailem, başkalarıyla konuşmama izin vermiyor.

403. Okul arkadaşlarımla iyi geçinemiyorum.

……………………………………………………………..

……………………………………………………………..

…………………………………………………………….. vb.

 

Nasıl Uygulanır?

Problem tarama uygulanırken bir uygulama formu, bir de yanıt formu bulunur. Öğrencilere problem tarama listesi verilir ve  uygulamaya ilişkin gerekli bilgilendirmeler yapılır. Öğrenciler, kimlik bilgilerini belirtmeden verilen “yanıt formu” üzerinden sorulara içtenlikle yanıt vermeleri istenir. (sonuçlar bireysel olarak kullanılacak ise uygulama sırasında yanıt formu üzerine adının yazılması istenebilir). Öğrenci kendisine uygun gelen problem maddesinin karşısına (X) işareti konulur. Eğer birey açısından okunan problem maddesi önemli ise  (Ö), çok önemli ise (ÇÖ) işaretleri konulur. Kendisinde bulunmayan problem maddeleri boş bırakılır.

Nasıl Değerlendirilir?

 

Uygulama sonrasında elde edilen veriler “problem tarama listesi yanıt formu” üzerinde “///” çeteleme yolu ile işaretlenir. Her bir madde için öğrencilerce verilen yanıtlar toplanır ve toplanan maddeler sınıf içinde teste katılan öğrenci sayısına göre çetelenen öğrenci sayısının yüzdeliği alınır. Sonuçlar grafikler haline de getirilebilir. Öğrencinin çeşitli problem alanları için yaptığı işaretler gizli tutulmalı, öğrencinin zararına olacak kullanımlardan kaçınmalıdır.

Problem tarama listeleri ile tüm bir okulun eğitim programının yeniden düzenlenmesinde, okul psikolojik danışma ve rehberlik programının örgütlenmesinde ve geliştirilmesinde; bireylerin kendi problemlerini daha iyi anlamalarını sağlamada; psikolojik danışmaya gereksinim gösteren çok problemli öğrencilerin belirlenmesinde; psikolojik danışma sürecinin etkililiğinin artırılmasında; öğrencilerin problemlerinin yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum gibi değişkenler bakımından nasıl farklılaştığını incelemede kolaylıkla kullanılan bir tekniktir.

 

Problem Tarama Listesi Yanıt Formu(örnek)

*Öğrencinin Adı Soyadı:………………………………………       Cinsiyeti:(  )Kız

Uygulama Tarihi: …../…../……                                                                 (  )Erkek

I. Bölüm                                II. Bölüm                               III. Bölüm

   (  ) 101                                (  ) 201                                   (  ) 301

   (  ) 102                                (  ) 202                                   (  ) 302

   (  ) 103                                (  ) 203                                   (  ) 303

   (  ) 104                                (  ) 204                                   (  ) 304

   ………….,                              ………….,                     ………….,

   ………….,                              ………….,                     ………….,

*Sonuçların bireysel olarak kullanılması gerektiği durumlarda öğrenci adı soyadı yazılmalıdır,

                                                                       GÖRÜŞME

Görüşme, bireyi tanıma çalışmalarında en yaygın olarak kullanılan bir tekniktir. Belli bir amaçla yüz yüze gelen iki veya daha fazla kişinin, sözel ve sözel olmayan davranış ve teknikler kullanarak yaptıkları bir etkileşim sürecidir. Görüşmeyi yapan kimse teknik ve beceri yönünden iyi yetişmiş olabilir, görüşme konusunda uzmanlaşmış bir kişi, de olabilir.

Herkes kendi amaçları doğrultusunda farklı görüşmeler yapabilir. Öğretmen öğrencisiyle, doktor hastasıyla, danışman danışanıyla, yönetici ise işe alacağı adayıyla vs. görüşme yapabilir.

Görüşmeciler bilgi toplamak ve bireye yardım etmek amacıyla görüşme yaparken görüştükleri bireylerin giyim-kuşamı, beden dili, ses tonu ve genel davranışlarını doğrudan gözleme olanağı bulur. Görüşmenin en üstün yanlarından biri budur. Görüşmeci görüştüğü birey hakkında oldukça fazla bilgi edinebilir. Ancak burada görüşmecinin becerikli ve yetenekli olması gerekir. Daha çok bilgi elde edebilmek için açık uçlu sorular sorulmalıdır.

Görüşmenin konuşmadan farkı

1. Görüşmede bilinçli olarak saptanmış bir amaç vardır. Bireylerin kişisel problemlerinin çözümüne yardım etmek, bir köy liderinin köyün ihtiyaçlarını öğrenmek ve iş isteyen birisi hakkında bilgi toplamak görüşmenin amaçlarından biri olabilir.
2.  Belli bir amacı olduğu için görüşmenin kapsamı bu amaca yönelik bir plan ve düzen içinde yürütülür.
3. Amacın gerçekleştirilebilmesi için görüşmeye taraf olan kişilerden biri olan görüşmeci etkileşimi planlama, düzenleme sorumluluğunu üzerine alır.
4. Görüşme sürecinde belli bir amaç için iki kişinin bir araya gelmesi söz konusu olduğu için görüşmeler çoğunlukla rasgele değil belli bir zamanda, yerde ve sınırlı bir süre için düzenlenir.

Görüşmenin olumlu yönleri:

1. Yüz yüze ve doğal etkileşim sürecidir. Böylelikle birey hakkında kesin ve doğru bilgi edinilir.

2. Kullanım alanı çok geniştir.

3. Görüşmede bireyin söylediklerine ve beden diline bakarak söylemedikleri veya gerisinde yatan duygu ve düşünceleri anlayabiliriz.

4. Görüşme tekniği okuma yazma bilmeyen bireylere de uygulanabilir.

5. İyi ilişkiler kurulduğu zaman görüşme ile bilgiler doğru ve eksiksiz olarak toplanabilir.

Görüşmenin sınırlı yanları:

1. Görüşme tekniği ekonomik değildir.(tek tek bireylere dayandırıldığı için zaman, emek, para bakımından ekonomik değildir.)

2. Bireyin verdiği bilgilerin doğru olduğu kabul edilmektedir. Ancak birey hakkında elde edilen bilgilerin ne derece doğru olup olmadığını kontrol etmek mümkün değildir.

3. Görüşme tekniği, taraflar açısından sübjektif olduğundan elde edilen bilgiler yanlış yorumlanabilir.

4. Görüşmede taraflara uygun yer, zaman, süre belirlemek oldukça zordur.

5. Görüşmede elde edilen bilgiler görüşülen bireyin vermek istedikleri bilgiler ile sınırlıdır.

Görüşme, hangi konuda kiminle yapılırsa yapılsın, bazı soruların sorulup cevapların alındığı bir soruşturma süreci biçiminde düşünülmemelidir. Görüşmede görüşülen kişinin konu hakkındaki duygu ve düşüncelerini rahat bir şekilde ifade etmesine fırsat verilmelidir. Görüşmeyi sürdüren uygulayıcının görüşülen kişinin görüşlerini, duygu ve düşüncelerini eleştirme ve yargılama gibi bir hak ve sorumluluğu da yoktur.
Görüşme sonuçlarının kayıt edilmesi gerekir. Kayıt amacı ile önceden hazırlanmış araçlar ve ölçekler kullanılacağı gibi düz yazılı raporlarda düzenlenebilir. Duruma ve kullanılan aracın niteliğine bağlı olarak, bazı bilgiler görüşme sırasında kaydedilebilir; bazı bilgilerin ise görüşmeden sonra yazılması gerekli olabilir.

Okullarda psikolojik danışma ve rehberlik uygulamaları ile ilgili olarak görüşme çalışmalarında uzmanların yanı sıra öğretmenlerin de görev almaları gerekir. Buna göre, görüşme tekniği ile bilgi toplamada tecrübe kazanmaları ve bu tekniği etkili bir biçimde kullanabilmeleri için öğretmenler ve uzmanlar arasında yakın işbirliği ve karşılıklı bilgi alışverişi sağlanmalıdır.

Belirli bir amaçla iki ya da daha fazla bireyin, sözel ve sözel olmayan davranış ve yöntemler kullanılarak yaptıkları bir etkileşim sürecidir (Özgüven, 1998: 107). Bu süreçte, amaç bireyi tanımak, onun kişiliği, ilgi ve ihtiyaçları, duygu ve beklentileri hakkında kendisinden bilgi almaktır. Aynı zamanda bireyin eğitsel ve mesleki planlarını tartışırken, öğretmen ve velilerle görüşürken, ev ziyaretleri yaparken, okul ve iş yerlerine inceleme ziyaretlerinden bulunurken, anket, envanter vb çeşitli bilgi toplama araçlarını doldururken görüşme tekniğinden yararlanılır (Yeşilyaprak, 2000, 338: Kepçeoğlu, 1990: 164).

Bireyi tanıyabilmek, öğretmen-veli iletişimini güvenilir kılabilmek amacıyla gerçekleştirilen görüşme tekniği; yüz yüze gerçekleştiği için, hem duygusal hem de düşünsel açıdan tarafların birbirlerini anlamalarını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca öğrenci ile öğretmen ve veli ile öğretmen arasındaki karşılıklı konuşma, sorunların neden ve sonuçlarını ortaya çıkarmak açısından yararlı olabilmesi için önceden planlanması gerekmektedir. Bu anlamada görüşme, serbest (yapılandırılmamış) ve yapılandırılmış görüşme olmak üzere iki sınıfa ayrılmaktadır.

 

1. Serbest Görüşme (Yapılandırılmamış)

Kural ve işlem yolları esnek olan ve sohbet havası içinde, gerekli görülen soruların sorulduğu bir tekniktir. Serbest görüşmede, bireyin kendini rahat hissetmesi, içtenlikle kendini anlatması, düşüncelerini ya da problemlerini daha geniş bir şekilde yanıtlaması yönünde cesaret verilir (Özgüven, 1998: 123).

2. Yapılandırılmış Görüşme

Kural ve işlem yolları ile sorulacak soruların daha önceden belirlenmiş olduğu bir tekniktir. Yapılandırılmış görüşmede, genellikle sorulacak soruları ve açıklamaları kapsayan standart görüşme formları kullanılmaktadır.

Görüşmenin etkili ve yararlı olabilmesi için görüşme ortamı, zamanı, etkileşim, danışmanın görüşmeyi yürütmedeki bilgi ve deneyimi, problemi ele alış tarzı, bireye karşı takındığı tavır gibi unsurların dikkate alınması gereklidir (Tan, 1992: 210).

Görüşme sürecinde şu aşama ve kuralların göz önünde bulundurulması gerekir:

  • Tanışın, rahat olun, görüşme konusunu kısaca açıklayın ve dostça bir ilişki geliştirin. Görüşülenin (öğrenci/veli vs.) rahat olması ve düşüncelerini seslendirmesi için uygun bir psikolojik ortam oluşturun.

 

  • Görüşme yerinin ısı, ışık, çevre ve oturma düzeni gibi fiziksel özelliklerinin toplantı amacına uygun olmasına özen gösterin.

 

  • Görüşmenin amacını, içeriğini ve süresini açıklayın. Amaç üzerinde yoğunlaşın. Eğer görüşme konusu öğrencinizin herhangi bir problemi ile ilgili ise, problem durumunu yargılamadan ve yorumlamadan betimleyin.

 

  • Konuya nasıl yaklaştığınızı ve sorunun çözümü konusunda o ana dek izlediğiniz eğitsel yaklaşımları özetleyin.

 

  • Eğer sorun öğrencinin öğretim başarısı ile ilgili ise, sınav sonuçlarındaki gelişmelerini değerlendirin ve öğrencinin başarısından duyduğunuz hazzı paylaşın.

 

  • Görüşme sonuçlarını kısaca özetleyin. Kararlarınızı paylaşın ve teşekkür edin.

 

STANDART TESTLER

 

Standart olarak değerlendirilen ve ülkemizde de sıklıkla uygulanan testler genellikle şu dört çeşit testten oluşur;

  • Yetenek testleri (akademik yetenek),
  • Okuma yeteneği testleri,
  • İlgi envanterleri,
  • Başarı (bilgi) testleri.

 

Bütün öğrencilere uygulanabilecek bu testlere ek olarak; bazı öğrencilerin farklı gereksinmelerini karşılamak için şu testler de uygulanmaktadır:

  • Özel yetenek ya da farklı yetenek testi,
  • Teşhis testleri (özel bir tür başarı testi),
  • Kişilik ve uyum envanterleri,

 

Akademik Yetenek Testleri: Akademik yetenek testleri çeşitli alanlarda  öğrenme için gerekli temel zihin gücünü ölçme amacı ile uygulanır. Bu testler sözcük, sayı ve şekil malzemeleri ile akıl yürütme sorularından oluşur. Genel yeteneği “ilişkileri görebilme gücü” olarak tanımlarsak, genel akademik yetenek, okullarda çok sık kullanılan, sözcük, sayı ve şekillerde akıl yürütme gücü demektir. O halde okul başarısını önceden kestirebilmek isteniyorsa bireyin okulda öğretilenleri öğrenebilme gücünü saptamamız gerekir. Bunun içinde sözcük, sayı ve şekil gibi sembollerle ifade edilen soyut kavramlar arasındaki ilişkileri görebilme gücünü ölçmek gerekir. Yetenek, doğuştan getirilen gücün eğitimle (çevrenin ve okulun verdiği tüm eğitim)  gelişmiş hali olarak tanımlanabilir (Meyvecioğlu, 1986:68).

 Ülkemizde bilinen ve uzmanlarca uygulanan özel yetenek ve beceri testleri bir tablo halinde aşağıda belirtilmiştir.

Genel akademik yetenek testleri akademik konularda başarı için öğretmene ipuçları verir. Ancak bu testlerde iki öğrencinin aldığı aynı puanlar nitelik bakımından farklılıklar içermektedir. Çünkü birinci kişi testin sözcüklerinden oluşan soruları daha iyi yanıtladığı halde ikinci kişi daha çok sayılardan oluşan soruları yanıtlamış olabilir. İkisi de aynı puanı aldıkları halde yetenekleri farklı alanlarda gelişmiş kimseler olabilmektedir.

 

Okuma Yeteneği Testleri: Bu testler genellikle öğrencinin okuma yeteneği, sözcük bilgisi, okuma hızı ve okuduğunu anlama düzeyi gibi yönlerini ölçmekle birlikte, sadece alt yetenekleri ölçen testler de bulunabilir. Bu testler kişinin okuma becerisinin hangi yönde güçlü ya da zayıf olduğunu görmemizi sağlar.

Başarı Testleri: Başarı testleri genellikle öğrenim programlarını değerlendirmede, öğrencileri gruplandırmada, programdaki seçmeli derslerden ve seviye programlarından hangilerinin seçileceğini belirlemede, mesleğe ve öğrenim programlarına yöneltmelerde ve akademik programların planlanmasında ve seçme sınavlarında kullanılır. Rehberlikte öğrencilerin yetenekleri ölçüsünde başarı gösterip, gösteremediklerini, başarı düzeylerinin sınıf, okul, bölge vb. çapında karşılaştırılması için kullanılmaktadır. Geçmiş başarı gelecekteki başarıyı kestirmede etkili bir ölçüt olduğundan, geleceğe ilişkin kararlar alınırken yetenek testleri ile birlikte uygulanması gereklidir.

Başarı testleri her düzeyde ve her konu alanında hazırlanabilir. Öğretmen yapısı testler öğretim programıyla ve ders içeriği ile doğrudan ilintilidir.

 

İlgi Testleri: Bireylerin hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları alanları daha iyi tanımalarına ve böylece ileride kendilerine doyum sağlayacak alanları daha isabetli seçmelerine yardımcı araçlardır. Bu araçların ilgileri tanımada gerçekten yardımcı olabilmesi, bulguların bireye iletiliş biçimi ile yakından ilgilidir. Bunun için aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmalıdır.

Çocuklar her şeye, her türlü etkinliğe karşı olumlu tepki gösterirler. İlgilerin ayrışması çocuğun bazı etkinliklerden uzaklaşmaya ve bazılarına ısrarla yönelmeye başlamasıyla gerçekleşir. Bu da genellikle ergenlik döneminde görülür. Ergenlik, bireyin kendini tanıma ve kimlik geliştirme dönemidir. Bu dönemde ergen, pek çok etkinliği dener, olanaklarını araştırır. Bir etkinlikten çok hoşlanırken ve onu ısrarla yürütürken hemen bir başkasına yönelebilir. Bu bakımdan ergenlik çağındaki ilgileri çok değişkenlik gösterebilir. Ancak 25 yaşlarından sonra bireyin ilgilerinde kararlılık görülmeye başlar.

 

Ergenlik döneminde ilgilerin değişken oluşuna bakarak bu dönemde yapılacak ilgi ölçümlerine güvenilmeyeceği, bu nedenle böyle bir girişimde bulunmanın gereksiz olduğu ileri sürülebilir. Ancak birey, bir mesleğe karar verme sorumluluğu ile de yüz yüzedir ve ilgilerini yakından tanımak isteyebilir. Burada yapılacak iş, heves ve özenti ile gerçek ilgiyi ayırt etmektir.

İlgi envanterlerin sonuçları yetenek testleri ile birlikte yorumlanmalıdır. Eğer bir alana duyulan ilgi yine o alandaki etkinliklerle ilişkin bir yetenek ile destekleniyorsa, bu ilginin uzun ömürlü, kalıcı olma olasılığı fazladır. Bireyin bir alana yeteneği olabilir ama belirgin ilgi alanı onun yetenekli olduğu alan olmayabilir. Böyle durumlarda bireye, yeteneğini kullanması gibi bir seçenek sunulabilir.

Ülkemizde bilinen ve uzmanlarca uygulanan ilgi ve tutum ölçekleri bir tablo halinde aşağıda verilmiştir.

 

Kişilik ve Uyum Envanterleri: Kullanımı özen ve birikim gerektiren araçlardan bazıları kişilik ve uyum testleri veya problem envanterleridir. Mesleğe veya kariyer eğitimine yöneltme sorunlarını ele alırken kişilik envanterlerinden yaralanmak, bireye verilen mesleki danışmada konuyu daha derinlemesine incelenmesine yardımcı olabilmektedir.      

Ülkemizde bilinen ve uzmanlarca uygulanan kişilik ve uyum test ve envanterler ise bir tablo halinde aşağıda verilmiştir.

!!! Tablolarda yer alan testlerin uzmanlarca uygulanması gereken testlerdir. Tablolarda yer verilmesinin nedeni genel anlamda sizleri bilgilendirmektir.

 

KİŞİLİK TESTLERİ:

Genel olarak kişilik testleri, yansıtıcı türden olup kişisel yoruma açıktır. Kişilik testleri ile danışman; danışanın psikolojik danışma yardımı almasını gerektirecek bir kişilik bozukluğunun olup olmadığını, danışanın girmek istediği mesleğe uygun kişiliğe sahip olup olmadığını anlar. Bireyin psikolojik ihtiyaç ve değerlerini, normal ve normal olmayan kişilik özelliklerini ölçen, ölçme araçlarıdır.

1. Projektif Kişilik Testleri:

Kişiliğin değerlendirilmesinde kullanılan “projektif teknikler” açık seçik olmayan uyarıcılara karşı bireylerin gösterdiği kişisel ve sübjektif tepkilere dayanan yöntemlerdir. “Projektif” kelimesi “yansıtma” anlamına gelmektedir. Projektif testlerde uyarıcı olarak resimlerden, mürekkep lekelerinden, tamamlanmamış cümlelerden yararlanılmaktadır.

Rorschach Mürekkep Lekesi Testi: Mürekkep lekelerinden oluşan on kart yoluyla uygulanır. İlk defa şizofren, manik, histerik ve diğer klinik grupların farklı algılama dozları olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bireyleri normal ve anormal olarak ayırt etmede bu algısal özelliklerin önemli olduğu gözlemlenmiştir. Ruh hastalıkların teşhisinde kullanılmaktadır. Uygulamak için özel eğitim gerekmektedir.

Tematik Algı Testi ( T.A.T.) : T.A.T. 30 tane resim kartından oluşmaktadır. Resimler uyarıcı olarak kişide düşünmeyi canlandırabileceği kişiler arası ilişkileri kendine özgü biçimde alabileceği içerikte hazırlanmıştır. Resimler somut ve ayrıntıyı gösterecek şekilde değil, hayal gücünü harekete geçirebilecek şekilde silik, kapalı ve sembolik olarak hazırlanmıştır. T.A.T. çocuklar, gençler ve yetişkinlerin komplekslerini, heyecanlarını, duygularını ve önemli ihtiyaçlarını açığa çıkarmak için uygulanmaktadır. Yetişkinler ve gençler olarak ikiye ayrılır.

Luisa Duss Hikâyeleri: Psikoterapi ve psikanalizde kompleksin saptanması hastalığın saptanması ile daha çok çocuklara uygulanır. Luisa Duss denekler tarafından tamamlanacak 10 küçük hikayeden oluşan projektif bir testtir.

Beier Cümle Tamamlama Testi: Test bireyin tavır ve duygularını yansıtır. Tamamlanmamış cümlelerden oluşan projektif bir testtir. Bu test, Form A 8-18 yaşları arası; Form B 13 ve yukarı yaşları içeren iki formdan oluşmaktadır. Bireyin yakın çevresinde ilgili olduğu işi ve konulara karşı duygusal tutumunu inceleme amacı ile danışma merkezlerinde, kliniklerde kullanılmaktadır.

2. Kişilik Envanterleri:

Bireylerin psikolojik ihtiyaç ve değerlerini ölçer. Bireylerin normal ve normal olmayan kişilik yönlerini de ölçen ölçme araçlarıdır.

Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri ( M.M.P.I.) : Psikiyatri hastalarının tanısında ve patolojik hastalık gruplarına göre vakıaların sınıflandırılmasında kullanılır. Test bireylerin kişisel ve sosyal uyum düzeylerini, ruh sağlığı yönünden normal olan ve normal olmayan yönlerini belirleme amacı ile kullanılır. 16 yaşın üzerindeki normal zeka seviyesine sahip kişilere uygulanmaktadır.

Edwards Kişisel Tercih Envanteri: İnsan gereksinimlerini ölçmeyi amaçlamaktadır. Çeşitli mesleklerde çalışan bireylerin en belirgin psikolojik ihtiyaçlarını belirlemede kullanılır. Bireyin mesleğe yönelme sorunlarını belirlemede, meslek seçiminde bireyin ihtiyaçlarının bilincine varmasına ve kararlarında ihtiyaçlarını dikkate almasında uyarıcı olarak kullanılır.

Hacettepe Kişilik Envanteri: Bireylerin kişilik özelliklerini, kişisel sosyal uyum düzeylerini ölçmek, klinik ve normal vakaları teşhis etmek ve ruh sağlığı taramaları yapmak amacıyla kullanılır.

Beck Depresyon Envanteri: Bireylerin depresif belirti ve tutumun değerlendirilmesini içerir. Depresyonun şiddetiyle ilgili bilgi verir.

3. İlgi Envanterleri:

Bireylerin hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları yönlerini daha iyi tanıyarak ileride doyum sağlayacağı alanları seçmelerine yardımcı ölçme araçlarıdır.

Kuder İlgi Alanları Tercihi Envanteri: Bireyin meslek ilgilerini saptamak amacıyla uygulanır. Bireyi ilgisine göre bir mesleğe yöneltmek amacıyla kullanılmaktadır.

Kendini Değerlendirme Envanteri (Y. Kuzgun): Meslek ve program seçimi sorunu ile karşılaşan öğrencilere uygulanır. Öğrencilerin, yetenekleri, ilgileri, meslek değerleri ile ilgili sağlıklı kararlar verebilmeleri amacıyla uygulanır. Bu test merkezimizde uygulanmaktadır.

Thurstone İlgi Envanteri: İş ve Mesleklerle ilgili on ilgi alanına ilişkin bilgi vermektedir. Aritmetik İşleri, Biyoloji Bilimleri, Dil, Fizik Bilimleri, Hesap İşleri, Yönetim İşleri, Müzik, Ticaret, Yardım İşleri alanlarından oluşmaktadır.

Mesleki Yönelim Envanteri (M. Kepçeoğlu): Bu ilgi envanteri bireyin, çeşitli iş ve mesleklere olan ilgi ve isteklerini ortaya koymaktadır. Buna göre birey, envanter sonuçları ile iş ve mesleklere yönelmesinde ilgi ve isteklerine uygun doğru seçimler yapmasına yardımcı olur.

4. Uyum Envanteri:

Bireyin uyum düzeyini belirlemek üzere geliştirilmiştir.

Bell Uyum Envanteri: Bireyin uyum düzeyini belirlemek üzere geliştirilen bu testin iki formu bulunmaktadır. Formun birisi lise ve üniversite öğrencileri, diğeri ise yetişkinler için hazırlanmıştır. Öğrenciler için olanı “aile”, “sağlık”, “sosyal”, “heyecansal” uyum düzeylerini ölçmek üzere dört alt ölçekten oluşmaktadır. Yetişkinler ölçeği ise bireylerin ” meslek uyumlarını” ölçer.

5. Tutum ve Değerleri Ölçen Envanterler:

Tutum; bireylerin belli bir kişiyi, grubu, kurumu veya düşünceyi kabul ya da reddetme şeklinde gözlenen, duygusal hazır oluş hali veya eğilimidir. İnsanlar bazı hallerde doğruyu, inandıklarını söylemekten kaçınabilirler. Bu durum bireyin “sübjektif yaşantısı” ile “dışa açık” yaşantısındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Fakat bireylerin davranışlarının kendilerine özgü tutumlarından kaynaklandığı kanısı çok yaygındır. Tutumların ölçülmesi bu temele dayanmaktadır.

ZEKA TESTLERİ:

Kişinin takvim yaşı ile zihinsel gelişimi arasındaki uyumu ölçen testlerdir. Bunlardan en çok kullanılanı Stanford-Binet ile Weschles Zeka Testi Çocuk Formu’dur. Bu iki test, tüm Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nde uygulanmaktadır.

Stanford – Binet Zeka Testi: İki form halindedir. Birinci form 2 ile 16 yaşına kadar bireylerin zekasını ölçen bireysel zeka testidir.

Wechsler Bireysel Zekâ Testi (WİSC-R):

Üç formdan oluşmaktadır. Bireylerin zeka gelişimini ve hangi yeteneklerde gelişmiş olduğunu belirler. Birinci form (WPPSI) Wechsler Okul ve Okul Öncesi Çocuklar İçin Zeka Ölçeği 3 yaşından okul yaşına kadar olan 6,5 yaş arası çocuklar içindir. Wechsler Çocuklar İçin Zeka Ölçeği 6-16 yaşlar ve arası olan çocuklar içindir.Üçüncü form (WAİS) Wechsler Yetişkinler İçin Zeka Ölçeği 16 ve daha yukarı yaşlar için uygulanmaktadır.

Thurstone Temel Kabiliyetler Testi (T.K.T.) :Şekil kavrama, kelime muhakeme, sayı ve kelime çağrışımı yoluyla zeka seviyesini ölçer. testlerinden oluşan bu test iş ve mesleklerle ilgili bireyin ilgi alanlarını belirlemede kullanılır. Bu test merkezimizde uygulanmaktadır.

Uluslararası Leiter Zeka Testi: İşitme Özürlü çocuklara uygulanan bir zeka testidir.

Cattel Uluslar arası Zeka Ölçeği: Uluslar arası kullanılabilecek bir zeka testidir. Farklı yaşlara hitap eden üç takımdan oluşmaktadır.4 – 8, 8 – 13 yaşlar ve onuncu sınıf ve yukarı sınıflarda okuyan yetişkinler için uygulanmaktadır. Testler ve öğrencinin eğitim öğretimi boyunca tanınması gereken yönleri hakkında genel bir bilgi vermiş olduk. Şimdi esas konumuz olan “Test Dışı Teknikler” hakkında bilgi verelim. Sınıf rehber öğretmen arkadaşların, rehberlik faaliyetlerinde sınıflarına uygulayacağı testleri bu kitapçığımızdaki uygulama yönergesini okuyarak uygulayabilirler. Kitapçığımızda anket soruları, uygulama yönergeleri ve değerlendirme formatları bulunmaktadır. Gerektiğinde Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nden bilgi alabilirler.

Anket:

Bireyin ailesi, kişisel nitelikleri, çeşitli konulara ilişkin duygu ve düşünceleri hakkında bilgi etmek amacıyla hazırlanmış yazılı sorular grubudur. Bu soruların neler olacağı ve soru sayısı araştırmacının amacına bağlı olarak değişmektedir. Anketler çok sayıda sorulardan oluşması ve kısa sürede çok sayıda kişiye uygulanarak birçok konuda bilgi toplanması nedeniyle başta araştırmacılar olmak üzere hemen herkes tarafından yaygın olarak uygulanan bir tekniktir.

Anket sorularını hazırlamak uzmanlık işidir. Anketteki sorular birey hakkında bilgi toplamaya yöneliktir.

Anket kullanılırken toplanan bilgilerin gizli tutulacağı, bilgileri amaç dışı başkaları ile paylaşılamayacağı açıkça belirtilmelidir. Ancak bu şekilde, anketlerin dolduranlar tarafından daha ciddiyet ve samimiyetle ele alınması ve böylece doğru bilgilerin toplanması sağlanabilir.

Ankette dört soru sorulabilir:

1. Açık uçlu sorular; bir soru sorulur ve bireyin yazarak yanıtlaması istenir.
ÖRN: sizce enflasyonun en önemli nedeni nedir?
2. Kapalı uçlu sorular: Bir soru sorulur ve seçenekler verilir. Bireyin bu seçenekler içinden birini ya da birkaçını işaretlemesi beklenir.

ÖRN: Kaç yaşında evlendiniz?
( )17 yaş ve daha küçük
( )18-20
( )21-25
( )26-30
( )31 yaş ve daha büyük

3. Evet hayır şeklinde yanıtlanan sorular: anketlerde bazı sorular evet hayır diye yanıtlanması gereken sorulardır.

4. Derecelendirilmeli sorular: anketlerde bazı sorularda derecelendirilmelidir.

ÖRN: öğretmenlerinizin size davranışlarından ne derece memnunsunuz?
( )oldukça memnunum
( )kısmen
( )memnun değilim
Anketler:
1. Gruplara uygulanabilir.
2. Bireylerle görüşülerek uygulanabilir.
3. Posta ile yollanarak uygulanabilir.
4. Telefon görüşmesi yaparak uygulanabilir.

Anketlerde her şeyden önce, cevaplama güvenliğini ve katılma oranını yüksek tutmak için net ve yeterli bir açıklamaya gerek vardır. Anketin kapsadığı alan ya da konu mutlaka sınırlı tutulmalıdır. Elde hazır bulunan bilgiler tekrar tekrar sorularak ya da gereksiz sorulara yer vererek anketin hacmi genişletilmemelidir. Ankette çok özel ve kişisel sorulardan kaçınmalıdır.

Psikodrama:

Psikodrama, bireyin kendisi için kaygı ve üzüntü kaynağı olan bir psikolojik problemini bir rol olarak alıp bir grup karşısında gerçek yaşamında olduğu gibi oynayarak ortaya koymasıdır. Buna göre psikodrama tekniğinin uygulanabilmesi için belirli bir ortamda bazı koşulların sağlanması gerekir. Psikodramada bir yönetici danışman veya terapist ile grubu oluşturan danışanlar ya da izleyiciler vardır. Danışanlardan biri kendi isteği ile grup karşısında kendi problemi ile ilgili rolünü oynar. Rol oynanırken ortamda gerekli düzenlemeler yapılır ve grubun bazı üyeleri oynanmakta olan rolün gerektirdiği diğer rolleri alır; ancak,baş oyuncu problemini oynamak üzere ortaya çıkan oyuncudur. Ortam tamamen özel olarak seçilmiş bir oda içinde duygusal ve psikolojik ilişkilerin kurulmasına uygun bir terapi ortamıdır. Bu özelliklerden dolayı, psikodrama devam eden bir grup terapisi veya bir grupla psikolojik danışma süreci içinde, yerine göre zaman zaman başvurulacak bir tekniktir.

Psikodrama bireyin grup içinde problemlerini yaşantısal olarak oyunla sergileme fırsatı vererek onun tüm duygularını ortaya koyması ve problemi hakkında daha çok bilinçlenmesi sağlaması bakımından etkili bir terapi tekniğidir. Ancak, bu sonuçların gerçekten ortaya çıkması için psikodramayı yöneten terapistin bu konuda yeterli ve tecrübeli olması gerekir.

Psikodrama sürerken danışanın yani esas oyuncunun ortaya koyduğu davranışları ve bu davranışlar arasındaki ilişkileri anlama ve gerektiğinde bir yönetici olarak terapistin yapacağı girişimler, yorum ve yönlendirmeler çok önemlidir. Bunlar ise psikodrama süresince terapistin çok uyanık ve etkin olmasını zorunlu kılar.

Psikodrama, oyun oynama bittikten sonra yorum ve tartışmalarla gruptaki diğer üyelerin ve seyircilerin de katılmaları uygun olur. Bu şekilde gruptaki diğer üyeler arasındaki psikolojik ilişkiler daha da ileri götürülerek psikodramanın terapötik etkisi artırılabilir.

Oyun:

Oyun, çocuklar için kendini tanıma, kendini anlatma, düşünme ve deşarj olma aracıdır.Aynı zamanda oyun çocuğu tanımak için bir tekniktir. Çocuğun gerginlik ve kaygılarını gidermede sağaltıcı bir işlev görür. Çocuk oyun aracılığıyla dünyayı anlar, ilişkilerini, geçmişi ve geleceği kavrar. Bu nedenle oyun bir öğrenme aracıdır ve evrensel bir dildir.

Çocuğun oyun ortamında oyuncaklarla ilişkisi, oyunda aldığı roller, benimsediği davranış kalıpları, kurallara uyma düzeyi, grupla işbirliği yapma, kişisel sorumluluk üstlenme,ilgisi becerileri, duygulanım düzeyi,liderlik özellikleri, başkalarının özelliklerine saygılı olma,bencillik, paylaşımcılık gibi çok sayıda niteliği gözlenerek çocuk hakkında bilgi elde edilebilir. Ayrıca oyun aracılığıyla çocuğun sıkıntı ve sorunları ile davranış bozukluklarını anlamak ve bu davranış problemlerini oyun aracılığıyla çözmek de mümkün olabilmektedir.

Oyun aracılığıyla çocuk çok çeşitli yönlerden kendini tanıma,üstün ve zayıf yönlerini anlama, zayıf yönlerini geliştirme, kendini başkalarıyla kıyaslama ve akranlarını tanıma fırsatını da yakalamaktadır. Çocuk yaşam için gerekli olan davranış, bilgi, beceri ve alışkanlıklarının çoğunu, cinsiyet rollerini oyun ortamında öğrenir. Oyun bir öğrenme ortamıdır. Böyle bir öğrenme ortamında çocuk özgür ve yaratıcıdır. Potansiyellerini geliştirebilir. Çocuk bireysel oyundan grupla oyun oynamaya geçince sosyalleşme süreci hızlanır ve çocuk akranlarıyla birlikte bu doğal ortamda sosyalleşir. Bu nedenlerle oyun çocuğun yaşamının ayrılmaz parçasıdır.

Oyunların ruh sağlığına etkisi: Çoğu kez çocuğun oyun tercihlerine ve davranışlarına bakarak temel ilgi alanlarını, kişisel tutum ve eğilimlerini tanımak, ruhsal güçlüklerini ve davranış bozukluklarını teşhis etmek mümkün olmaktadır. Psikologlar ve psikiyatrisiler, çocuk oyunlarının bu yansıtıcı potansiyelinden yararlanmaktadırlar. Uzmanlar, çocukları oyun içinde gözleyerek onların ruhsal problemlerini açıklayıcı ve yardım edici yöntemler geliştirmişlerdir.

Arzu listesi:

Daha çok okul öncesi eğitim düzeyinde ve ilköğretimde kullanılan arzu listeleri aracılığıyla çocuk, doyurulmamış gereksinimlerini, arzularını, gerginlik, sıkıntı ve sorunlarını, ifade edemediği duygularını, güdü ve umutlarını ifade etme olanağı bulmaktadır. Uzmanlar ve öğretmenler de bu yolla çocuğu çeşitli yönlerden tanıma fırsatı yakalayabilmektedir.

Arzu listeleri çerçevesinde çocuklara sorulacak sorulardan
 bir kaçı söyle sıralanabilir:

1-Bir dilek perisi çıkıp sizi üç dileğinizi sorsa ona ne yanıt verirdiniz?,
2-Bir uçan halıya binseydiniz nasıl bir yere gitmek isterdiniz?
3-Bir sihirli güce sahip olsaydınız dış görünüşünüzde ne gibi değişiklikler yapmak isterdiniz?
4-Tekrar dünyaya gelseydiniz nasıl bir kişi olmak isterdiniz?
Bu sorulara yeni sorular da eklenebilir. Çocuklara zaman zaman buna benzer sorular da bir veya birkaçı sorulara özgürce konuşmaları sağlanabilir. Bu soruların hepsinin bir seferde sorulması veya bu soruların mutlaka sorulması gerekmez, doğruda değildir. Öğretmenler veya uzmanlar çocukların da gelişim dönemlerini, yaşlarını dikkate alarak uygun sorular sormalıdır. Örneğin, “Bir sihirli güce sahip olsaydınız dış görünüşünüzde ne gibi değişiklikler yapmak isterdiniz?”. “Tekrar dünyaya gelseydiniz nasıl bir kişi olmak isterdiniz?” sorularını okul öncesi çocuğu yerine ergenlere sormak daha yerinde olur. “Bir dilek perisi çıkıp size üç dileğinizi sorsa ona ne yanıt verirdiniz?”sorusu ise okul öncesi ve ilköğretim öğrencilerine sorulabilir. Sorulara okul öncesi öğrencileri sözlü, okuma yazma bilen erin veya ergenler ise yazılı olarak yanıt verebilirler. Sorulara verdikleri yanıtlar aracılığı ile çocuğun doyurulmamış gereksinimleri, arzuları, gerginlik,sıkıntı ve sorunları,ifade edemediği duyguları, güdü ve umutları,özlem ve sıkıntıları, kişilik yapısı, sosyal destek sistemi ve içinde yaşadığı koşul ve olanaklar ile algıları hakkında bilgi toplanabilir. Bu teknik aracılığıyla çocuk kendini bazı yönlerden daha iyi tanıyabilir, bir iç görü kazanabilir.

Vakıa incelemesi:

Vaka incelemesi sorunu olan kişiyi bir bütün halinde derinlemesine inceleme demektir. Vaka incelemesinde test ve çeşitli test dışı teknikler kullanılarak sorunu olan birey hakkında çok çeşitli bilgiler toplanmalı; amaç bireyin sorunun nedenlerini ve uygun tedavi yöntemlerini saptamak, bireyin sorununu iyileştirici önlemler almaktır.
Vaka incelemesi bireyin öz geçmişini ve hayat hikayesini kapsadığı gibi bununda ötesinde toplanan bilgilerin analiz ve yorumlarını, sorunların ya da problemlerin giderilmesi için gerekli değerlendirmeleri, önlemleri ve önerileri de kapsamalıdır.

Vak’a incelemesi özet olarak şu bilgileri içerir

1.Vak’anın adı soyadı, doğum yeri, ve doğum tarihi
2.Ana babasının sağ, ölü,öz ,üvey oluşu
3.Sorunun kısaca tanımı
4. Tıbbı ve psikolojik muayene
5.Geçirdiği hastalıklar ve ameliyatlar
6.Akademik başarısı, okul yaşantısı,öğretmenleri ve sınıf arkadaşları ile ilişkisi, disiplin vak’aları
7.Aile tarihçesi, ailenin sosyo-ekonomik durumu, kardeş sayısı
8.Sosyal ilişkileri,okul dışı sosyal etkinlikleri, karşı cinsle ilişkileri, polis kayıtları
9. Duyusal gelişimi
10. Geleceğe ilişkin beklentileri ve planları
11. Sorunla ilgili genel değerlendirme
12.Önerilen tedavi yolları ve alınacak önlemler
12. Önerilerin uygulanmasına ilişkin planlar
13.İncelemeyi yapan kişi, kurum ve tarih

Vaka incelemesini yapan kişi objektif, açık ve seçik olmak, kişisel yanlılıktan kaçınmak, sayısal verilere dayanmak sayılarla desteklenmeyen gereksiz bilgi vermekten, dayanıksız yorum ve genelleme yapmaktan sakınmak zorundadır. Vaka incelemesi raporlarının ilgili diğer uzmanlarla birlikte ele alınması, hatta gerekirse bu amaçla “vaka konferansı” toplantıları düzenlenmesi, böylece, birey için alınacak psikolojik yardım önlemlerinin birlikte programlanması daha da uygun olur.




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Eğer bir gün yolunuzu kaybederseniz; bir çocuğun
gözlerine bakın. Çünkü bir çocuğun bir yetişkine her
zaman öğreteceği 3 şey vardır
1. Nedensiz yere mutlu olmak…
2. Her zaman meşgul olabilecek bir şey bulmak.
3. Ve elde etmek istediği şey için var gücüyle dayatmak

Sonraki Yazılar

Arşivler
 
Kasım 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    Ara »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930